Hayata gözümü savaşın ortasında açmışım. Çok büyük adaletsizlik değil mi? Çoğu kişi çocukluğunu güllük gülistanlık geçirir. Ama ben öyle bir döneme denk gelmişim ki bırakın çocukluğumu güllük gülistanlık yaşamayı her gün ölüm korkusu oluyordu içimde. Çünkü her dakika, her saniye insanlar ölüyor, bombalar patlıyordu. İşte ben böyle bir dönemde geldim dünyaya. Ben doğmadan önce annem bana hamile iken Amerika'da yaşıyormuş'uz. Sonra savaşlar başlamış. Babamı orada kaybetmiş'iz. Kaybetmiş'iz derken yani bulamamış'ız anlamında diyorum. Sonra annem babamı çok aramış bulamayınca ise ümidini kaybedip ormanlık ,dağlık bir kasabaya yerleşmiş. Beni korumak için babamı orda bırakmış. Ne büyük fedakarlık değil mi? İşte öyle. Ama eh nihayetinde savaş kaldığımız kasabaya da gelmiş. Büyüz'den de daha annem kaçama'dan ben doğmuşum ve dediğim gibi savaşın ortasında dünyaya gelmişim. İsmim Jenny. 17 yaşında, 1.70 boylarında, siyah gözlü ve simsiyah saçları olan bir kızım. Hani derler ya kara kaşlı kara gözlü diye işte o beni tarif ediyor. Ve kasabadaki yaşıtlarıma göre oldukça zayıfım. Annem kumral, 1.80 boylarında, zayıf bir kadın. Adı Barbara. Babamı ise bilmiyorum çünkü annem her sorduğumda konuyu değiştiriyor ve kendini ağlamamak için zor tutuyor. Bende annemi üzmek istemediğim'den sormayı bıraktım. Tabi ki merak ediyorum babamı ama yapıcak birşey yok. Ben baba özlemini annemle bastırdım. Annem bana hem baba hem de anne oldu. Ama içimde bir umut var. Babamın hâlâ yaşadığını hissediyorum. Arada böyle düşünüp düşünüp içim içimi yiyor. Babamın yüzünü görebilecek miyim diye...
'' Jenny kaç kere söyleyeceğim iş yaparken dalma diye. Bak her yer su olmuş. ''
...
'' Her yeri sil !!! Bütün suları da kova ile dışarı dök. ''
...
'' Evin hanımı evlerini böyle görürse ne yapar sence?! ''
...
'' İkimizi de kapı dışarı eder. ''
'' Özür dilerim anne. Hemen toparlıyorum etrafı. ''
'' Tamam ama acele et. Evin hanımı neredeyse gelir. ''
Annem haklıydı. Çünkü duvardaki saate baktığımda 1'e geliyordu. Yani hanımım'ın gelmesine yarım saat kalmıştı. Hemen kovaları alıp birikmiş suları doldurup doldurup dışarı attım. İşim bitince de bir bezle yerleri sildim. Eğer evin hanımı evini böyle görseydi kesin bizi evden atardı. Zaten kalıcak yerimiz yok. Bu sefer ucuz atlattım. Ama eğer bir daha böyle olursa o zaman bu kadar şanslı olamam. O yüzden bir defa dalamam. Yine her zaman ki gibi elimi ayağımı kaldıramayacak kadar yorulmuştum. Her gün böyle oluyor zaten.
'' Jenny çabuk bana kahve yap. ''
'' Peki hanımım. Hemen yapıp getiriyorum. ''
'' Çabuk ol!!! '' dedi. Resmen gürlemişti.
Evin hanımı çok kötüydü. Anneme hep, buradan gidelim diyorum. Ama bende biliyorum ki kalıcak yerimiz olmadığından gidemiyoruz buradan. Benim hayatım işte böyle. Bana sorucak olursanız kim miyim ? Valla bende bu soruyu kendime son zamanlarda çok sık soruyorum. Ama sanırım ben bir hiç'im. Kimse bana değer vermiyor. Dışarlarda da savaş var zaten. Ölüp gitsem kimin umrunda olur ki...
Ben böyle düşünürken evin oğlu beni gelip korkutmuştu. O kadar korkmuştum ki kahveyi döküyordum. Adı Merlin'di. O annesi gibi kötü değildi. Aksine benim arkadaşımdı. Annesinin ismi Morgana , babasının ismi ise Mordrit (Mordırit) ' di. Merlin'i hep kardeşim olarak görüyorum ve oda benle yaşıt.
CZYTASZ
Savaşın İçinde
Tajemnica / ThrillerHayata gözlerini savaşın içinde açan Jenny babasını hiç tanımamıştır. Çünkü babası kaybolmuştur. Annesine babasını her sorduğunda annesi ağlamamak için kendini zor tutuyor ve konuyu değiştiriyordu. Şuan ise Jenny 17 yaşında. Peki Jenny babasını bula...
