KAYIP

182 53 26
                                        

Cem Adrian~Sarı Gelin
Saye: Gölge

Sadece karanlıktı.
Kara bir Elması andıran gözleri gözlerimin üzerinden hırsla geçip karanlığa gömüldü.
Sessiz çığlıklar kulaklarıma huzur veriyordu.
Hiçbir şey söylemeden öylece bakıyordum.
O ise hırslı bir bakıştan sonra bir yere donmuş düşünceli bir şekilde bakıyordu.
Sarıldım. "Yapma!".
Sarıldığım şey sadece bir saye'ydi. İrkilerek geri çekildim.
"Bu sen değilsin!"

"Beni bırakıp gitmezsin" . Haykırışlarım sessizlikle yanıtladı.
"Beni Unut!"
Ani yükselen çığlıkları beni sarsarak geçti.  
Olduğumuz yer mevsim renklerine dönüşüyordu.
Aniden karşıma dev bir ayna geldi. Gördüğüm şey yaşlı birisiydi.
Gerçeği anladığımda ağzımdan çığlık koptu.
Ellerimle yüzümü tırmalıyor bir yandan da çığlık atıyordum.
Sakin kalmaya çalıştıkça daha da çılgına dönüyordum.

     Bu ben değilim!
"Hayır! Bu ben değilim."diye sayıklayıp sakin kalmayı başardığımda ayna kırıldı.
Parçaları yüzümde erirken acı denilen şeyi hissetmiyordum.

Sadece ellerimle kafamı koruyordum. Bu dünya neden acı veriyordu. Yeniden karanlık olan bu dünyada aniden yer değiştirdim.
Hala karanlık olan yer ölü bir ormandı .

Aynadaki halim gözlerimin önüne gelince ellerimle yüzümü kontrol edip duruyordum.
Ağaçlar karanlıkla dans ediyordu. Sadece siyahın hakim olduğu gök de ağaçlarla uyum içerisindeydi.

Etrafıma bakıp duruyordum.
Altıncı hislerim beni uyardı.
En son bir denizin öbür tarafına kadar uzayan dalgakıran görüş alanıma girdi.
Sonuna kadar yürüyerek karanlıkların arasında bir şey durduğunu fark ettim.

Uzanıp baktığımda kül kedisinin arabasının tıpkısının olduğunu gördüm hiç düşünmeden birden üzerimde beliren pembe elbisenin tülden eteklerini kaldırarak arabaya bindim.
Arabanın dışı ve içi dışarıya uyum sağlıyordu.

İki saye arabayı kullanıyordu.
Çok uzun bir süre sonra soğuk beni uyandırdı.
Soğuk bedenimi titretiyor tenimi ise dikene sarıyordu.
Tahtadan yapılan araba ben inerken gıcırtılı ses çıkardı.
Saat kulesinde gözüme takılan zaman onikide duraklamıştı.
Arabadan indiğimde ayaklarımı soğuk zemin karşıladı. 
Ayaklarımda cam ayakkabılar olmasını beklerken çırılçıplak olduklarını farkettim.
Büyük kara merdivenleri tırmanarak büyük bir salona geldim.
Salonun içinde net olmayan insan görüntüleri vardı.

Biraz daha yaklaştım.
Dairenin içindeki pembe kelebekler dikkatimi çekdi.
Gözlerimi kapattım.
Derin bir nefes aldım.
"Hayal ettiklerimiz hep  yanımızdadır."
Beynimi zorlamadan onu hayal ediyordum.
Ona sarıldım.
Ellerimi omuzlarına bıraktım.
Derin bir nefes daha.
Başımı başına yasladım.
"Buradasın!" Gözlerimi açmadan.
Kara Elmasları tam karşımda duruyordu.
İçimde bir yer endişe,bir yer mutluluk Ve bir yer nefret...

Sessizlik hükümdardı.
Karanlık hükümdardı.

Evet bir kayıptı. Ve bu kayıp beni hiç korkutmadı ...

♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡
Karbonado Elmaslarım bölüm sonundaki konuşmaları sevmem o yüzden bazen sorular sorucağım.
Bu arada bu ilk deneyimim sizi seviyorum
♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡

KARA ELMAS Unde poveștirile trăiesc. Descoperă acum