Dün gece kasabayı bastıran kar, iliklerime kadar işlemiş ve beni, hayatımın sadece göz kapaklarımın arasındaki alanla kısıtlı kaldığı gerçeği ile yüz yüze bırakmıştı. Yine de bu konuda ne hissetmem gerektiğinden hala emin olamıyordum. Bütün kışı böyle donarak geçirmek mi yoksa dün gece ölmüş olmayı dilemek mi?
Sessizce, köprü altında bitkin düşen bedenimi yasladığım betonda, kıpırdamadan gözlerim kapalı halde beklerken buraya gelmekte olan ayak seslerini işittim. Gözükmemek için güçlükle kendimi iyice geriye kaydırırken tanıdık ve ıslanmış kahverengi ayakkabıları gördüm. Irwin. Beni görmek için elini betona yaslayıp eğildi. Duraksadı.
"Tanrım, Kris..." Yanıma geldi. "Korkunç görünüyorsun."
Ona bir şeyler demek için ağzımı açmaya çalıştım ama öylesine yorgun düşmüştüm ki dudaklarımı bile kıpırdatamadım. "Dün geceki fırtınadan dolayı gelemedim. Çok üzgünüm," dedi yüzümü inceleyerek. Ellerini yüzüme getirip yanaklarıma dokundu. Ama hissedemedim.
Geri çekilip tekrar bana baktı. Alt dudağını ısırırken kötü görünüyordu. "Bir an olsun aklımdan çıkmadın. Keşke beni yanıltsaydın, Kris."
Nasıl göründüğümü biliyordum. Moraran dudaklar, mosmor gözaltları, içine göçmüş yanaklar ve boş bakan gözler.
Ama sanırım nihayet ölüyordum.
Gece boyunca üşümekten yorulmuştum. Acıdan ağlamıştım. Kemiklerim sanki her dakika daha da erimişti ama bunu durdurmak için elimden hiçbir şey gelmemişti. Her yer beyaza büründüğünde onu görmek için başımı bile zar zor çıkarabilmiştim. Etrafı kaplayan sis beni de kör etmişti ve kendime sarılarak sabaha kadar uyumamaya çalışmıştım. Nedenini bilmiyordum, ama uyursam fırtına beni kendisiyle alıp götürecekmiş gibi hissetmiştim.
Dün gece hayatımın en kabus gecesi olabilirdi, hiçbir zaman bu kadar korkmamıştım. Üşümeyi sevmiyordum, elbette buna alışıktım ama hiçbir zaman sevmemiştim. Beni olduğumdan daha çaresiz, karşı koyamadığım içinse daha güçsüz hissettirirdi. Belki üzerime giyeceğim daha kalın bir mont bunu engellemeye bile yeterdi ama ona sahip olamayacak kadar sefil bir haldeydim.
Ellerimi cebimde kıpırdatmaya çalıştım ama yapamadım. Irwin, yanımdan çıktığında bacaklarını görebileceğim bir mesafede durdu. Soluk kahverengi pantolonu dizaltına kadar ıslanmıştı. Geriye dönüp yanıma geldi. "Hastaneye gitmeliyiz."
Beni güldürüyordu, beş paramız olmadan ölüp gideceğimizi defalarca söylememe rağmen buna inanmak istemiyordu. Onun güzel umudu çoğu şeyi aynen böyle inkar ediyordu, tıpkı benim umudumun da buna benzer başkaldırışları gibi.
Bir elini dizlerimin altına, diğerini ise sırtıma götürerek beni kucağına aldı. Eğilerek köprü altından çıktığımızda soğuk hava dalgası yüzüme usulca üfledi. Gözlerimi ağır ağır açıp kapattım. Sessizliğe gönülen kasabada tek duyulan Irwin'in karda çıkardığı adım sesleriydi.
Sanki herkes bizi burada yapayalnız bırakmıştı. Bir kez daha.
"Aptal gibi bir fırtınadan korktum! Korkağın tekiyim!"
Dolu dolu gözlerini bir an olsun ileriye bakmaktan alıkoymamıştı. Yüzü beyazlaşmış, yanakları ve burnu kızarmıştı. Dudakları kupkuruydu. Ona keşke boşuna çabalamamasını söyleyebilseydim. Bu yolun geri dönüşü onun için zor olacaktı.
Keşke hiç yanıma gelmeseydi diye düşündüm ama onu son anımda da görmek bana yüreğimi burkan bir mutluluk veriyordu.
Adımları sarsıldı, artık gözlerimin açık kaldığı saniyeler kapalı kaldığından daha azdı.
Irwin. Benim hayattaki tek dostum. Yapayalnız hayatını benimle paylaşmayı seçen dünyadaki en cömert insan. Dudaklarının arasından çıkan buhar bu hayatta ikimizi de ısıtmaya yetmez. İnancın, ikimize de hayat vermez.
Irwin, gözlerim... Onları açmak gittikçe zorlaşıyor. Bir süre sonra kapanan göz kapaklarımın açılmayacağına inandığımda, yumuşak kumral saçlarına inen kar taneleri, benim gördüğüm son kar taneleriydi. Gördüğüm son gözyaşı ise, senden kucağımdaki elime usulca düşendi...
"
oy verirseniz, hep birlikte yükseliriz
YOU ARE READING
Bir Nefes Daha
Short StoryHayatımda gördüğüm en şiddetli kıştı, çünkü sana aşık olmuştum. Isıtıyordu tenimi bakışların, kalbini gözlerinde taşıyordun. _ "kalbin senin mi, göğün mü, yerin mi? orda çekişen can, kader mi, değil mi?" •26.08.17 (tüm evsiz ve kimsesizlere ithafen...
