1:Feminizm Meselesi

1.2K 167 207
                                    

İlk bölümümüzde, şu malum konudan bahsetmek istiyorum: Feminizm.

Feminizm sizce nedir?

Genellikle erkek egemen dünyada, birçok işi tek başına omuzladığı halde küçümsenen kadının, erkeklerden üstün olduğu düşüncesi midir?

Yoksa, cinsiyet ayrımı yapılmaksızın tüm insanların toplumda belirli görevler üstlendiklerini ve bir şeyler başarmaya çalıştıklarını kabul edip herkesin eşit olduğu düşüncesi mi?

Çevremiz, bazı 'yerine oturan' sözleri ve anlaşılması zor yabancı asıllı kelimeleri kullanarak 'kültürlü' imajı çizmeye çalışan birçok kişiyle dolu. 'Gereksiz edebiyat' tabiriyle özdeşleşmiş, süslü ama boş konuşmaları, rujlu ağızlarında geveleyen kimselerin çoğu, erkeğin yüceltilişine karşı çıktığı halde kadın yüceltildiğinde kibirlenen sözde feministler.

Birinin yüceltilmesine mi karşısın, erkeğin yüceltilmesine mi? Amacın, herkesin eşit olduğu gerçeğini yaymak mı yoksa kadını arşa çıkarıp egonu tatmin etmek mi?

Bu kimselerin çoğunun en büyük hayalinin de, durup durup "Sen bana aitsin." diyen, yakışıklı, kaslı ve zengin kötü çocuğunu bulup on beş çocuk yapmak olduğunu da belirtmeliyim.

Bu nasıl bir çelişki?

Peki, şu kötü kız kitaplarının yazarları?

Kadını yüceltelim diyerek dolaşan bu kardeşlerimiz ise, yüceltmenin yolunu kadını erkeksileştirmekte ve onun bir kopyası haline getirmekte bulmuşlar.

Ve kötü çocuk kitaplarının yazarları ile kötü kız kitaplarının yazarları, aynı dünyada yaşıyorlar. Etkileşim içindeler. Bu etkileşimden de şu, sözde feministlik çıkıyor.

Farklı olmanın hor görüldüğü çağımızda, birbirlerinin düşüncelerini desteklemekten başka çareleri olmuyor ve karman çormanlık orada başkamış bulunuyor.

Kadının erkekle eşit olduğu, şu tatlı aşk hikayelerine özenseler keşke...

Sözde feministliğin başka bir nedeni de, duyarlı görünme çabası. Duyarlılık nedir peki, bunu hiç düşündünüz mü?

Herkesin kendi düşünceleri, kendi duyguları ve kendi arzuları varken, duyarlı olup olmadığımıza kim karar veriyor?

Acıma duygusu mu duyarlılık, yoksa bir görüşe sıkı sıkıya bağlı olmak mı? Bir şeylere karşı çıkmayı gerektirir mi? Bence hayır. Etrafındaki kimselerin görüşlerine saygı duyup onlara doğru olduğunı düşündüğün şeyi tatlı bir dille anlatmak, asıl duyarlılıktır bence.

Sözde feminist kardeşlerimizin aşamadığı engel işte bu.

Duyarlılık için feministmişmiş gibi yapan bacılarımız, kendilerinin bile tam anlamıyla inanmadıkları bu düşünceleri; sanki o görüşte olmayanlar ölmeliymiş gibi anlattığında dananın kuyruğu kopuyor.

Bir karşı çıkış, bir kavga ve mahalle tartışmasına dönen konuşmanız...

Bir toplumdaki insanları değiştirmenin en iyi yolu, onlara kendi inandığın şeyi düzgünce anlatmaktır.

Ve sözde feminist olarak adlandırdığım kardeşlerimin de yazdıklarımı okumasını rica ediyorum. Görüş değişir, değişmeyen tek şey değişimdir.

Dönelim şu kötü çocuk/kız ve feminizm ilişkisine...

İnsanlar kendi çaplarında, yapabildikleri kadarıyla bir şeyler başardıklarında insan olurlar. Erkek olsun, kadın olsun... Ayrım yapmaksızın herkesi eşit görmek feministliktir.

Bu yüzden erkekleri küçük gören kadınların feministlik propagandası yapması, namusun kadına endekslenmesi kadar saçma bana göre.

Kadını yüceltenlere değindik, sıra erkeği Kaf'a çıkaranlarda...

Kadınlar, erkekler tarafından zannedildiği gibi güçsüz, akılsız mahlukatlar değiller. Kendilerine yapılanı, uğradıkları haksızlıkları anlıyorlar. İster masa başında ders çalışmaktan başka bir iş yapmayan bakımsızları, ister rujsuz dışarı çıkmayan, "beyinsiz" olarak nitelendirilen afet-i devranları, ister tatlı mı tatlı "pandicorn"ları, ister köyde yumurta toplayanları... İnsanların hepsi eşit haklara sahipler, sokaklarda "Feministler bizi aşağılıyor." diye bağıran erkeklerin de kadınları küçük görmekten vazgeçmesi gerekiyor. Ve ayrıca, onlar feminist değil; masum ve kötü kızlar.

Dünyada kadın-erkek eşitliğinin tam olarak sağlanması için, 170 yıl gerekiyor. Sözde feministlerimizin gerçek anlamda feminist olması ve erkeklerde bu konuya karşı bir duyarlılığın oluşması ise bu süreyi, 80-90 yıl kısaltabilir.

Bizim görevimiz ise, feminizme sıkı sıkıya sarılmak ve yanlış anlaşılmaları ortadan kaldırmak!

Unutmayın, feminizm, toplumdaki kadına karşı önyargıyı kırmayı ve herkesin eşit olduğu düşüncesini yaymayı amaçlar.

#Babs

UnWattpad İsyanlarıHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin