FAHİŞE KİMLİĞİM

48 3 2
                                        

Gece saat üç buçuk-dört suları kafam ağır güzel,dumanlanıyorum yine bizim mekanda.Saçlarım kısa,siyahtan griye geçişli ombre rengi.Üzerimde beyaz gögüs dekolteli; mini taşlı bir elbise,ayağımda ise kırmızı topuklu ayakkabı,ve bira bardaklarında bozduğum kırmızı rujum.Çok güzelim ulan,çok güzelim...Adımlarında ki heybetli gıcırtılardan anlıyorum,benim duygusuzun geldiğini.Her gece geldiği saat,hiç sektirmiyor saatini.Her gece gelip dil döküyor,yalvarıyor,ağlıyor;kendini dövüyor.Bense sadece içiyorum.Köpek gibi içiyorum.İçimdekine içiyorum...
Yanıma oturdu.Gözlerine baktım,tek yapabildiğim şeyin bir sigara yakmak olduğunu farkedince içmemek mümkün değildi.Sigaramı aldım,kırmızı ojeli iki parmağımın arasına.Ama çok güzelim. Sonra rujlu dudağıma götürüp,bir duman daha aldım. "Kahrolsun ulan dudağına değen sigara" dedi. Gözlerimi iliştirdim gözlerine.Ne yapmalıydı şair? Öldürmeli mi?Ölmeli mi tekrar?
Hiçbirşey yapmadım...Devam ettim sigaramdan nefes almaya.Bizim eleman geldi yanıma, "abla seninki çağırıyor seni" dedi.Abla derdi hep;yaşımdan değil,acımdan...
Bana bakıyordu şerefsizin eş anlamlısı.O'na kin yuta,kan kusa kusa kalktım masadan.Arkada gülüşen adamlara hizmet etmekle yükümlüydüm...Bakamıyordu gözlerime,başını yere eğdi.Kaldırdım ellerimle başını yerden "Benimle asıl şimdi gurur duymalısın" dedim ağlamalı titrek bir sesle.Dokunacak gibi oldu,dokunamadı...Müşterileri eğlendirmek zorundaydım,ve masaya yaklaşmadan sildim akan gözyaşlarımı.Yanına oturdum benden yaşça büyük olan iğrenç adamların.Ama şu evde bebeğiyle işten gelmesini bekleyen kadınların kocalarından iğrenmiyordum,o karaktersizden iğrendiğim kadar.O şerefsiz de kalktı masadan,ağlamaklı gözlerle baktı gözlerime.Tanrı ağlıyordu sanki hıçkırarak gökyüzüne...
Arkasını döndü,ve çıkıp gitti...
İsterdim ki beni kolumdan tutup götürsün,isterdim ki bir gülüşüyle içimde ki alevleri söndürsün...Ama olmadı.Olamazdı.
Saat sabahın 10uydu.Kalktım,dün ki pis kokan adamların birinin yanından.Duşa girdim,ama nasıl girmek;cennet gösterilip cehenneme fırlatılmış gibi.Arındım tüm kirinden bu yaşamın,hayatın.Üzerimi giyindim ve hayatın bana "al sana aşk" dediği parayı aldım komidonun üzerinden.İğreniyordum kendimden,benliğimden,kaderimden...Ayakkabımı giyip,servise bindim.Ama nasıl binmek,bisikletten yokuş aşağı düşer gibi...Kimseyle konuşmadım,mavi saçlı hatundan başka.Aynı evde kalıyorduk mavi saçlıyla.Görseniz güzelliğinden deliye döner,dehşete düşersiniz.İkinci varlığım mavi saçlı hatundu; kızım, ve mavim...Aynı evde kalıyor,aynı omuzda hıçkırıklara boğuluyor,aynı adamı öldürmek istiyorduk.Dayanamadığına şahittim,her gece ağladığıma şahitliğine emindim. "Yine geldi dimi?" dedi mavim.
"Gelmez mi?,her katil merak eder kurbanını.Geri de iz bırakmamak için."
"Son olmasını dilerdim."
"Eminim sondu."
"Nasıl yani?Gelmeyecek mi bir daha?"
"Gelecek illa ki.Ama ben göremeyeceğim."
...

KEYİFLİ OKUMALAR CANLAR UMARIM BEĞENİRSİNİZ.

SADİSTİN HASTASIStories to obsess over. Discover now