Never click suspicious links
Reminder: Wattpad will never ask for passwords, payment information, or other sensitive account security details.

Son Defa

38 3 2
                                        

Medyada hikayemizin asıl karakteri KUMSAL var... İyi okumalar.

Sırtımın sert duvarla buluşmasıyla ağzımdan bir inleme kaçtı. Hiç bir zaman normal bir şekilde anlaşamayacaktık. En başından bunun farkındaydım. Ama bu ona istediği zaman bana oyuncak muamelesi yapma fırsatı vermezdi değil mi? Hiddetle kafamı kaldırıp ona sinirli bakışlarımı gönderdiğimde hala boş bir yere bakar gibi bakıyordu suratıma.

"Ne var Allah'ın cezası? Yine ne istiyorsun? Kurtulamayacak mıyım ben senden?!"

Bir şeyleri kendi içinde bastırmak istercesine susmaya devam etti. Ve suratımi boş bakışlarıyla süslemeye.. Yine neye delirmişti anlamıyordum. Bundan sadece 2 ay önce bir daha görüşmemek üzere anlaşmıştık. En başından bu zamana kadar karşısına çıkmamamı isteyen o iken şimdiki konumumuz onun kesinlikle ruh hastası olduğunun kanıtıydı. Onu benim karşıma yeniden diken şey ne olabilirdi bilmiyordum. Ama artik sabrim taşmıştı. Bu sefer umursamaz olan taraf ben olacaktım. Dudaklarımı alay edercesine kıvırdım ve iddialı bakışlarımı göz bebekleriyle buluşturdum. Evet gözlerinin güzelliği her ne kadar başımı döndürsede bu sefer pes eden ben olmayacaktım.

"Anlaşmayı unutmuş gibisin. Hasretime dayanamadın mi yoksa?"

Alaycı gülüşüm bu sefer yerini koca bir sırıtışa bıraktı. Ve o da bana ayak uydurup sırıtmaya başladı. Onu bu haldeyken çok fazla göremezdiniz. Keşke şuan elimde bir kamera olsaydı da bu anı ölümsüzleştirseydim. Bu adam beni gerçekten tanıyordu. Nerede ne yapacağını beni nasıl alt edeceğini iyi biliyordu. Ve şuan onun bu tepkisi karşısında eriyordum. Adımlarıyla aramızdaki mesafeleri kapattı. Neredeyse burun burunaydık. Kulağıma doğru eğildi.

"Anlaşma iptal."

Hah bu neydi şimdi. Her hareketiyle beni şaşırtmak zorundaydı sanırım. İşi filan mı düşmüştü de boyle bir şey istiyordu? Gerçi onun kimseye işi düşmezdi. Hele ki bana asla. Gecenin ayazında bu yıkık harabenin ortasında yine bu psikopatin saçmalıklarını dinliyordum. Sanki zorundaymisim gibi. Havanın soğukluğu ürpermeme neden oldu ve kazağımın kollarını cekiştirip avuç içlerime sıkıştırdım. Bu havada onu dinlemek umrumda değildi. Hala dibimde duruyordu ve nefeslerimiz birbirine karışıyordu. Eskiden olsa bu anı severdim. Ama artık her şey bambaşka bir boyuttaydı. Gözlerimi gözleriyle buluşturdum.

" Saçmalaman bittiyse gidebilir miyim?"

"Hayır."

Evet bu gece beni deli etmekte kararlıydı.

"Özledim Kumsal.."

Ah! Lanet olsun! Adımı ondan duymak neden böyle hissettiriyordu ki? Bi dakika.. Sanırım bundan önce söylediği sözcüğe takılmalıydım dimi? Ne demişti o? Özledim.. Kalp atışlarım yine kontrolüm dışına çıkmış deli gibi atıyordu. Hadi ama şimdi birde seninle uğraşamam. Bu kalp işimi daha da zorlaştırıyordu. Beynim az önce algıladığı şeyden emin olmak istercesine dudaklarıma bir soru yöneltti.

"Ne?"

Aralanan dudaklarım hala hayretin kırıntılarını barındırıyordu. O beni özlediğini söylemişti. Bu doğru muydu? Yoksa beynimin bir oyunu mu? Tamam tamam. Şimdi çözdüm. Kesinlikle bu bir rüyaydi. Başka bir açıklaması olamaz bunun. Onun bana özledim demesi olanaksız bir durum çünkü degil mi? Yani bugüne kadar öyleydi. Hadi ama aptal kız. Anlasana seninle dalga geçiyor resmen. Yine kafani karıştırmaya gelmiş işte. Kaşlarım çatılırken kafamın içindekileri okumak için beni incelemeye almıştı. Her tepkimi ölçüyordu. Bunu farkederek yüzüme ifadesiz bir maske kondurdum.

"Bir şeyi ikinci kez tekrarlamam bilirsin. İki ayda beni ne çabuk unutmuşsun böyle."

Ben hala o özledim kelimesinde takılı kalmıştım. Dışarıdaki baykuş sesleri, köpek uğuldamalari, yaprak kımıldamaları, rüzgar... Her şey susmuştu. Bir tek ikimizin konuşması için zaman tanıyorlardı bize. Bizi dinliyordu evren sanki.. Hadi ama bu sefer olmamalıydı. Ona teslim olmamalıydım. Bu düşüncelerim aklımı başıma getirmişti. Ya da ben öyle davranmak istiyordum. Bu kadar çabuk yenilemezdim. Onu ancak onun silahıyla yenebilirdim. Yani inancım bu yöndeydi. Hic bir şey umurumda değilmiş gibi davranmalı bu sefer onu alt eden ben olmalıydım. Tek kaşımı kaldırdım.

"Ne istiyorsan çabuk söyle. Gideceğim."

Kaşları çatıldı. Evet biliyordum. Emrivaki en nefret ettiği şeydi. Ve ben resmen ilk defa onun fikrini almadan kendi istediğimi yapacağımı çekinmeden söylemiştim. O kadar da zor değilmiş diye düşünürken iki elini omuzlarımın üstünden duvara dayadı. Şuan tam bir tabir verecek olursam 'sıçtım' sanırım. Gözlerini kapatıp çatık kaşlarını sildikten sonra sanki dahada yaklaşabilirmişcesine yüzünü eğdi. İlk defa bu kadar yumuşak bakıyordu bana ve bu nedense tehlike çanlarımın çalmasına neden oluyordu. Dudaklarımız arasındaki mesafe son bulacakken durdu.

"Son defa."

Duyduklarıma bir anlam yukleyemiyordum. Ve o da bunu zaten biliyordu. Bana yardımcı olmak istercesine dudaklarını dudaklarıma bastırdı. Gözlerim istemsiz olarak kapanırken kendime sövercesine geçirdim içimden 'Yine mi kaybettim?!'

Umarım beğenirsiniz.. Devamı için yorumlarınızı bekliyorum..

Son DefaStories to obsess over. Discover now