Onların hayatı başkaları tarafından yarım bırakılmıştı. Birbirlerinden ayrı bir hayata mahkum kalan gençler kaderin tüm oyunlarıyla başa çıkıp yeniden bir araya gelerek yarım kalan hayatlarını tamamlayabilecekler mi?
Koştum. Koştum. Koştum. Ne kadar koştum ne kadar arkasından gitme diye bağırdım bilmiyorum. Ama ne o durdu ne de ben koşmaktan vazgeçtim. Son gücümle arkasından "ATAKAN DUR NE OLURSUN? SENİ ÇOK ÖZLEDİM" diye bağırdım. Ama yine durmadı. Aramızda ki mesafe gittikçe artıyordu. Olmaz olamaz onu bir daha kaybedemem. Arkasından tekrar koşmaya başladım fakat ayağım taşa takılınca kendimi yerde buldum. Acıyla inledim. Arkasını döndü. Normal bir sesle "Arkamdan istediğin kadar koş beni yakalayamazsın." Dedi. Tam ağzımı açtım beni susturdu. "Çok yakında geleceğim güzelim" daha sonra bir anda ortadan kayboldu. Etrafa bakındım. "Yine kaybettim. Yine gitti." Daha sonra son gücümle "ATAKAAAAAN" diye bağırdım.
Rüyadan daha doğrusu kabustan "ATAKAAAAAN" diye bağırarak uyandım. Aden benim bağırmamla sıçrayarak uyandı. Hıçkırarak ağlamaya başladım. Hemen kollarının arasına aldı. "Şşş güzelim sakin ol kabustu." Kafamı boynuna gömüp daha fazla ağlamaya başladım. "Yine gitti yine beni bıraktı Aden her gün aynı kabusu görmekten bıktım. Geleceğim diyor ama gelmiyor" Kendimi çıkmazda hissediyordum. Neden beni terk ettiğini bilmediğim sevgilim her gün rüyalarıma giriyor ve geleceğini söylüyordu. Ama hiçbir zaman gelmiyordu. Düşüncelerimle ağlamam biraz daha arttı. Aden saçlarımı okşamaya başladı. Yavaş yavaş kendimi bırakmaya bıraktım. Daha sonra gözlerim yavaş yavaş kararmaya başladı.
Sabah uyandığımda Aden yanımda yatıyordu. Yataktan onu uyandırmamaya özen göstererek kalkıp duş almak için banyoya gittim. Kısa sürede işimi halledip çıktım. O sırada Aden'in de uyandığını gördüm. Yine her zaman ki neşeli sesiyle "Günaydııın" dedi. "Günaydın uykucu" kıkırdadı. "Cengiz aşağıda bekliyor kahvaltı yapıp çıkıcakmışız." Tamam anlamında kafamı salladım. Üstüme basit bir pantolon ve tişört geçirdim. Aşağı indiğimizde herkesin masada olduğunu gördüm. Düz bir sesle "Günaydın" dedim. Masaya oturdum ve yemeğimi yemeye başladım. Masada aile huzurunun yanında hüzün de vardı. Kuzenlerimle aynı şehirde, aynı evde kalacağım için oldukça heyecanlı ve mutluydum ama bunun yanında ailemden ayrılmanın hüznü de vardı.
Kahvaltı yaptıktan sonra Cengiz ben ve Aden evdekilerle vedalaşıp yola çıktık. Evden ayrılmak biraz zor olmuştu bizim için. Arabaya bindiğim halde anneme sarıldığımda Aden'in gözlerinde oluşan hüzün aklımdan çıkmıyordu. Her ne kadar annem Aden'i kızı gibi görse de yengemin yerini tutmazdı. İzmit Kocaeli'ye gidiyorduk üniversite için. Geçen sene birbirimize söz vermiştik. Aynı şehri kazanacağız diye. Biz 6 yaşına kadar hep beraberdik fakat dayım ve Aden Manisa'ya taşındılar. O günü çok iyi hatırlıyorum. Üçümüz de dayımın ayağına yapışmıştık gitmeyin diye yalvarıyorduk. Fakat dayım bizi dinlemedi. Aden'i kolundan tutarak zorla arabaya bindirdi ve götürdü. O günden sonra ara sıra gelseler de beş parmağın beşini geçmez. Ben böyle düşüncelere dalmışken uyuduğumu Aden'in beni dürtmesiyle farkedip ona döndüğümde geldiğimizi farkettim. Kafamı kaldırıp önceden gelerek ayarladığımız eve baktım.
Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.
Eve girer girmez hepimiz odalarımıza çekildik yarına kadar güç toplamamız gerekiyordu.