Simsiyah arabalara hızla binen on beş adam. Yazın ve günün ortasında sıcaklığa hiç aldırış etmeden en az araçları kadar siyah giyinmişlerdi. Önden iki otomobil, otomobillerin hemen arkasında gelen bir transit. Kırmızı ışıkta bekleyen bir polisin yanından hızla geçen üç aracı gören polis sinyallerini yaktı ama bir el silah sesi aracın hareket etmesine izin vermedi. İkinci otomobilin sol arka camından elinde dürbünsüz uzun namlulu silahı olan birisi polisi tam kalbinin ortasından vurarak öldürmüştü.
Henüz beş dakika geçmemişti ki bir restoranın önünde durarak araçtan on dört kişi indi. Dış cephesinin tamamı camdan olan lokantanın camlarından başlayarak lokantadaki herkesi tarayarak öldürdüler.
Rodya devrilen bir masanın arkasında korkan birini görerek "Getirin şunu buraya." dedi. Yanındaki adamlar korkan adamı getirdi. Rodya, "Oturtun şunu sandalyeye. İvan, araçtan halatı getir." diyerek adama döndü. "Beni iyi dinle, çünkü tekrarlamayacağım! Bir kaç saate buraya gelecek olan kişilere artık burası Dim-" İvan içeri korkarak ve koşarak girer. Rodya'nın sözünü keserek konuşmaya başlar "Efendi-" dediği anda Rodya "Ben sana kaç kere sözümü kesme dedim!" diye bağırarak İvan'ı kafasından vurur. "Geri zekalı (!), halatı da getirmemiş." diyen Rodya orada bulunan Maksim'e göz işareti yaparak gönderir. Maksim halatı geri getirerek, "Efendim, Dimitry Nikolayev vurulmuş." der. Rodya beyninden vurulmuşa döner. Eve gittiklerinde Vladimir Nikolayev'in kesinlikle kendisini öldüreceğini düşünür. Maksim adamı bağlarken, Rodya adamın sandalyesine iki eliyle dayanır ve gözlerinin içine bakarak zorlanarak da olsa sözlerine devam eder, "Bağlayın şu salağı, burası artık Vladimir Nikolayev'in mülkü. Buranın sahipleri artık ona her hafta haraç vermek zorunda yoksa burayı onların başlarına yıkarız! Anladın mı beni? Dediklerimi iyi duydun mu?" der adama. Adam korkudan taş kesilmiştir, hiçbir tepki veremez. Rodya bağırarak "Bana cevap ver!" Adam kafasını sallayarak kısık sesle "Evet, evet. Anladım efendim." der.
Rodya "Herkes eve!" diye bağırır adamlar arabalara doğru koşarlarken Rodya namluyu kafasına çevirip "Babaya üzgün olduğumu söyleyin, onu koruyamadım." diyerek kafasına sıkar. Adamlar şaşkınlığını saklayamazlar ama ellerinden bir şey de gelmez. Arabaya binerek evlerine dönerler.
Maksim, eve girip Vladimir'in her zaman oturduğu şöminenin çaprazındaki koltuğa gider. Yine şık takım elbisesiyle aynı yerde bacak bacak üstüne atarak oturuyordu. Maksim "Baba, mekanı aldık." der. Vladimir "Kaybımız var mı? Varsa kimler ve Dimitry nerede?" der. Maksim "Üç kayıbımız var baba ama karşıdakiler yüzünden değil. Rodya, İvan'ı gereksiz konuştuğu için vurdu. Daha sonra da kendisinin üzgün olduğunu ve Dimitry'yi koruyamadı-" diye sözüne devam edecekken, Vladimir öfkeden hiddetle patlayarak yerinden kalkar ve Maksim'in kafasına sıkar. Sinirden patlar "Anton, şu gerizekalıyı al şuradan." diye bağırır. Anton içeriye dalar. Yerde yatan Maksim'i görünce sürükleyerek dışarı çıkartır. Sonra içeriye tekrar girip "Başka bir isteğin var mı Baba?" der. Vladimir hala öfkeli olsa da "Papazı çağırın ve hazırlanın! Dimitry'yi de son yolcuğu için kuşatın." diyerek susar ve gidip tombul bardağının yarısına kadar viski doldurup tek nefeste içer. Anton dışarıya gider ve adamlara emir vererek hazırlıkları başlatır.
Vladimir Nikolayev ve adamları toplanarak kiliseye giderler. İleride ölü oğlunu tabutun içinde görünce kötü olur ama bunu dışına vurmaz ve dimdik ayakta durur. Kiliseden sonra Dimitry'nin cenazesini gömülmeye mezarlığa götürülür. Oğlu gömülürken Vladimir'in kulağına Anton yaklaşarak "Baba, kuşlardan birisi Mikael'in adamları gördüğünü söylüyor." Vladimir içinden "Mikael! Mikael, bunu senin yanına bırakır mıyım sence ben!" diye geçirir ve o an Mikael'in kökünü kazıyıp soyadını ve rengini taşıyan kimsenin yaşamayacağına ant içer.
YOU ARE READING
Mafya Babası
ActionDört şehir ve dört kanlı mafya babası. Vladimir'in oğlu Dimitry'nin ölümü üzerine Vladimir (Kara) Nikolayev etrafa dehşet saçarak Mikael (Kırmızı) McBell'in kökünü kazıyıp soyadını ve rengini taşıyan kimsenin yaşamayacağına ant içer.
