İşte yine buradayım. Evimin kapısında, milyonlarca yıldızın tam karşısında. Ve yine yalnızım, her zaman ki gibi. Tüm şehir uykuda...
Gece karanlığını örtmüş şehrin ve içindeki her şeyin üzerine. Sessizlik hakim her yere.
Geceleri bu yüzden seviyorum. Sessiz, sakin ve yalnızlığınıza eşlik eden binlerce yıldız var, bide düşünmek için en uygun zaman gece çökünce başlıyor. Neyi düşünmek için diye sorarsanız eğer yaptığınız yanlışları, hatalarınızı, keşkelerinizi, hayallerinizi, yalnızlığınızı düşünmek için...
Sizi bilmem ama ben her gün bu saatleri düşünmeye harcıyorum. Sanki bir sürü boş vaktim varmış gibi. Ama düşünmeden edemiyorum, aklımda binlerce düşünce var ve hepsinin sonu çıkmaz sokak. Sanki zihnim bir labirent ve ben bu labirentten bir türlü çıkamıyorum. O çıkmaz sokaklar herkesin zihninde var biliyorum. Yok demeyin hiç dalıp gittiğiniz olmadı mı sanki?
O daldığınız anda bir çıkmazdasınız işte, geri çıkamıyorsunuz. O çıkmazda düşüncenizle birlikte sıkışıp kalıyorsunuz. Yapabildiğiniz tek şey ise zihninizi bulandıran o düşünceye sırtınızı dönmek oluyor, aynı benim şuanda yaptığım gibi.
Bugün düşündüğüm şey ise yalnızlık... dokuz harfli bir kelime ama anlatmaya ömür yetmez sanırım. Çok şey saklıyor içinde. Sakladığı en önemli şey ise sırlarımız. Unutmak için her şeyimizi feda edeceğimiz sırlar... Daha onüç yaşındayım ama benim bile bir sürü sırrım var şu onüçlük hayatımda. Sen ne yaşadın ki daha yolun başındasın demeyin hemen, bilemezsiniz değil mi ne yaşadığımı, kimlerden kaçarak geceye sığındığımı?
Aslına bakarsanız ben herkesten kaçıyorum. Çünkü korkuyorum, yine kandırılmaktan, kullanılmaktan, korkuyorum. Sekiz yaşından beri korkuyorum... Hiçbir şeyden korkmayan ben insanlardan korkuyorum.
Ailemden bile korkuyorum. Çaresizlik öyle bir sarıyor ki bu korkumu, elim kolum bağlanıyor, kimse duymuyor beni. Arkadaş dediklerim bile göremiyor çaresizliğimi. Tek istediğim her şeyimi anlatabileceğim, beni bu yalnızlığımdan ve çaresizliğimden çekip çıkarabilecek biri. Çok şey mi istiyorum? Sanırım evet çok şey istiyorum. Böyle biri yok benim için, olmayacakta...
Neden mi? Çünkü ben şansımı dokuz kere denedim. Dokuz ayrı kişi, hepsinin birbirinden farklı özelliği olan dokuz kişi. Hiçbiri benim sevebileceğim kişi değildi. Hepsi kendi çıkarı peşindeydi. Umurlarında olan tek şey bana dokunmaktı. Sarılmak istediler, daha fazlasını isteyen bile oldu. İzin vermedim, sonuç yine yalnızım. Sırf onların istediğini istemedim diye ayrıldılar benden. Hepsi güya beni çok seviyordu. Cidden sevgi bu mu, sadece dokunmaktan mı ibaret sevgi, insanlar birbirine dokunmadan da sevemez mi kimseyi? Sadece biri farklı gelmişti. Ona anlatabilirim demiştim, o benim kahramanım olabilir demiştim. O da pes etti. Nedenini bile bilmiyorum. Öylece bıraktı işte. Ben onuda çevremdekileri de yarı yolda bırakmadım, ama hepsi beni yapayalnız bıraktı. Beni bırakmaz, terk etmez dediklerim bile beni hayal kırıklığına uğratarak arkalarına bile bakmadan defolup gittiler. Umut bağladıklarım bile, en çokta onlar yaktı ya zaten canımı. Bu kadar basitmiş demek ki bırakmak. Aynı umut bağlamak kadar basit...
Umut hep vardır değil mi? Sadece buna tutundum ben, umuda tutundum, hep umut ettim. Belki de ondan basit geliyordur bana umut etmek. Yapabileceğim en basit şey çünkü. Tek çıkış yolum...
Gündüzleri mutlu rolü, geceleriyse umudunu kaybetmemek için güzel şeyler düşünen, hayaller kuran bir kız. Ne kadar da çelişkiliyim kendimle değil mi? Ama hayatta öyle değil mi? Çelişkilerle, zıtlıklarla dolu... Bundan dolayı boğulmam işte. Fazla geliyor hayat bana yaşayamayacağım kadar ağır ve fazla...Geceleri boğuluyorum, dört duvar arasında sessiz çığlıklar atıyorum. Gündüzleri hiçbir şey olmamış gibi gülebiliyorum. Böyle yaparak kendime, geceye sığınıyorum anlayacağınız. Bundandır geceleri sevmem. Kendim olabildiğim zamandır gece benim için.Rol yapmama gerek yok, duygularımı saklamak için duvar örmeme gerek yok. Sahte tebessümlerin, gülücüklerin arkasına saklanmama gerek yok. Sahi sahte tebessümler ne kadar gerçektir ki kimse onların sahte olduğunu anlayamayacak kadar körleşiyor? Kimse göremiyor mu sahteliklerini? Sanırım hayır 3 yıl da görmedilerse boşuna beklemeye gerek yok. Hem rol yapmak daha iyi. Kimseye açıklama yapmana gerek kalmıyor. Neden öyle hissettiğini söylemene gerek yok. Yüzüne yerleştirdiğin bir tebessüm saklıyor tüm duygularını, sırlarını. En iyisi de saklamak zaten. Saklamazsan kırılırsın çünkü. Ve kırılan sadece sen olursun, seni anlamayanlar arasında. Anlamayanlara arkadaşlarımda dahil. Arkadaşlarım diyorum ama lafın gelişi benim sadece bir arkadaşım var, önceden ikiydi ama biri davranışları sayesinde arkadaşım olmadığını göstermiş oldu.Onların yanına beni takmayan bir kişiyi daha dahil edebiliriz, Buse.Onlarla vakit geçiriyorum, konuşuyorum ama derdimi sadece Demet'e anlatabilirim. Diğerleri benim için arkadaş kavramına girmiyor. Size biraz onlardan bahsedeyim.
YOU ARE READING
LONER
Teen FictionBazen kaçmak isterdim kendimden, en çokta geçmişimden. Ama beni önleyen bir şey vardı. Bir şey değil de biri... Hayatıma çok sonradan dahil olan biri. Tam ben vazgeçmişken, gitme zamanı geldi demişken girdi hayatıma, işte asıl olaylar bundan sonra...
