Bütün karanlık şehri sarmış , gündüz hiç olmayacak gibi duruyordu. Sokaklar da ne bir yürüyen insan ne de bir araba sesi var. Sessizlik o kadar derin ki biraz ileride ki çatıdan yere düşen su damlalarının neredeyse yankısı duyulacak. İşte benim her gecem böyle geçiyor. Ve yine yalnız ve yine çaresiz. İçimden şarkı mırıldanıyorum devamını bile unutuyorum. Kalkıp biraz film izlesem diyorum ki televizyonun geniş dünyası bile dar geliyor bana. Hayattan beklentim neydi diye düşünüyorum dirseklerimi camın kenarına koyup. Para ?Kariyer ? Bir eş ve ya mutlu aile tablosu? Durdum bi an. Aile kelimesine çok uzaktım. 5 yıl önce annem trafik kazasında hayatını kaybetmişti. Adı gibi Melek'ti. Geriye ondan sadece , onsuz yaşadığım bu ev kalmıştı. Bir de bir kaç ay yetecek kadar bir miktar para. Peki ya babam ? Anneme neredeyse her gün sorardım nasıl biri olduğunu. Anlattıklarına göre ismi Recep uzun boylu , esmer , gür saçlı bir adammış. Tuzla Tersanesi'nde güvenlik olarak görevliymiş. Nerede olduğunu ise kendisi bile bilmiyor. Bir gün her zaman ki gibi üniformasıyla kapıdan çıkıp gitmiş fakat dönüşü olmamış. Ne bir ölüm haberi ne bir yaşadığına dair iz. Bir de ismim var tabi. Bahadır ismini babam koymuş. Anlamı da kahraman , yiğit demek. İnanıyorum ki hakkını vereceğim adımın.
Dirseklerimin sızladığını farkedince balkonda ki tek kişilik rahat koltuğuma oturup geri yaslandım. Rüzgar oldukça sert esiyordu , üşümüştüm . İçeri girip kapının yanında ki askılıktan montumu aldım. Üst katta ki Samet'in son ses müzik sesleri aşağıya kadar yine geliyordu ki o an bir çığlık sesi bütün gecenin sessizliğini bozdu. Bir an duraksadım. Kapıyı açıp çığlığın nereden geldiğini anlamaya çalıştım. İki alt katta ki Yağmur hanımın sesiydi bu. Telaşlanmıştım çünkü çığlığın barındırdığı duygu hiç iyiye benzemiyordu. Montumu giyip araladığım kapıdan geçtim. Gidip gitmemekte kararsızdım. Mutfak masasının üstünde bıraktığım telefonum çalsa eminim ki koşup kapıyı kapatıp saatlerce olaydan uzak kalmak için konuşurdum. Biraz ilerleyip merdiven aralığından baktım ama bir şey gözükmüyordu. Ağır ağır basamakları inip , devam eden çığlığa doğru ilerliyordum. Korkuluğu tutan ellerim titriyor , tüylerim diken diken oluyordu. Tam aklımdan koşup bakma isteği geldi ki , çığlık bir an da kesildi. Koridorda sadece yanan ışık cızırtısı vardı. Geriye dönüp yatağıma yatmak istedim. Korkuyordum. Avuçlarımın içi ter olmuştu. Sağ sola bakıp inmemi geciktiriyordum. Son basamağı da inip sola döndüm. Ve yerde kanlar içinde yatan kişiyi görünce nutkum tutuldu. Dizlerimin üstüne düştüm. Sanki herşey yeni başlıyordu ama ben bir kez daha öldüm.
YOU ARE READING
BAHADIR
Mystery / ThrillerBen Bahadır 20 yaşlarında bir gencim. Gecenin sessizliğinde düşüncelerime göz gezdirirken , duyduğum bir çığlık bütün hayatımı bitirdi bir başka değişle yeniden başlıttı.
