Kara bulutlar kasvetleriyle çökerken şehrin üstüne.Gece tüm karanlığıyla ele geçiriyordu her gün ışığını.Gök huysuzca homurdanıyordu.Ara sokakta tüm gün ayakkabı silen bir çocuk yağmurun yine hiddetle yağacağını herkezden iyi biliyordu ki ayakkabı boyalarını ve fırçalarını eski bir tahta sandığa yerleştiriyordu.Her zamanki gibi oldukça kirlenmiş ve boya içinde kalmıştı elleri.Gözleriyse kan kızıllığındaydı.Belli ki kaç gündür uyuyamamış yada uyuyacak bir yer bulamamıştı.Üstünde aslında beyaz olan ama zamanla gri siyaha yakın bir renk alan,yakası yırtık,kol düğmeleri olmayan bir gömleği ve yıllanmış,sırtı yırtıklarla dolu bir ceket vardı.Böyle giysilerle sağnak bir yağmurda hiç şansı olmadığını ve bir an önce sığınacak bir yer bulması gerektiğinin farkındaydı.Bir kaç dakika içinde tüm malzemerini toplamış;uykusuzluğun verdiği sersemlik ve gün boyu çalışmanın getirdiği yorgunlukla,tahta sandığının ince pazar iplerinden örme askılarını yavaşça ve biraz yalpalayarak omuzlarına geçirmişti.
Artık gelecek olan yağmurdan korunacak,su almayan ve rahat bir uyku uyuyacağı bir yer bulmalıydı.
Her zamanki gibi sokağın arka tarafından kimseye görünmeden bir hayaletmişçesine yok olmuştu insanların arasından.Şehrin en unutulmuş caddelerine doğru yol alıyordu.Toplum diye adlandırılan robotlaşmış insanların olmadığı yerlere gidiyordu çocuk.Yarım saati aşkın yürüyordu ve sandığının askılıkları artık omuzlarına büyük bir baskı kuruyordu.İpler her ne kadar doğrudan temas etmesede,omuzları ceketinin ve gömleğinin altında kızarmıştı.Acıdan hoşlanmaya başlamıştı zamanla.Omuzları takatinin son noktasına geldiğinde daha varacağı yerden en az bir saat uzaktaydı ve gece artık tam anlamıyla gün ışığını yutmuştu.Gök yüzünde bulutlar ay ışığını adeta emiyor şehrin sokak lambalarının olmadığı yerleri sonsuz karanlığa terk ettiriyorlardı.Hafif bir esintiyle beraber,bulutlar ilk öfkeli göz yaşlarını dökmeye başladılar şehrin ve çocuğun üzerine.Artık dahada hızlı hareket etmesi gerekiyorken bir anda yere yığılıp bayılmıştı.Çocuk ayıldığında eski ahsap bir evin şöminesinin başındaydı.Sağ omuzunun çaprazında kahve rengi seksenlerden kalma klasik bir koltukta oturan,saçları akla siyahın arasında kalmış,yüz hatlarında yıllanmış çizgileri olan,
YOU ARE READING
Sokak çocuğu
Teen FictionYaşamı zorunlu kılan neydi ? Ölmeyi isterken yaşamak cesaretmiydi, korkaklıkmıydı? Sevgiden daha yoğun olan tek duygu nefret, çocuğu hayatta tutmaya yeterli olurmu ? Dar caddeler ve ıssız sokaklar,tüm dışlanmışlık hissiyle yutsada her şeyi yinede rü...
