Etrafımdaki kahkaha ve alay seslerini duymamak için ellerimi kulaklarıma siper etmiştim ve bu hareketim çevremdekilerin daha çok gülmelerine , işaret parmakları ile beni göstermelerine sebep olmuştu.
"Şu eziğe baksanıza pasta dolu ellerini kulağına sürdü birde "
Daha fazla duymamak için, adımlarımı okulun paslanmış zemininde hızlandırdım. Bir an önce bu okuldan çıkıp, bana iyi gelicek olan şeye gitmeliydim. Bana kendimi iyi hissettirecek ve biraz olsun yaşadıklarımı unutturacak.. Okulun çıkışında hemen yan taraftaki otobüs durağına baktığımda adımlarımı ister istemez yavaşlatmış ve bir ağacın arkasına saklanmıştım.
Atlas Soysal..
Tüm nefes kesiciliğiyle durağın köşesine dayanmış sigarasını ağır şekilde içiyordu. Elinde her zamanki gibi bir gün dahi eksik olmayan nota defteri vardı. Atlas okulumuza bu sene müzik içindeki yeteneği ile burs kazanarak gelmiş. Ve okullar arası bizi temsil etmekle beraber bursunu koruyarak hala bizim okulda barınan bir öğrenciydi. Okulda popüler biri değildi. Oldukça sıradandı ve burslu olduğu için asla ezilmeyen bir tipti. Benim aksime... Bu okulda arkadaş çevresi yoktu. Yani olsaydı görürdüm dimi? Onu her an bu kadar iyi incelediğimden dolayı
Sigarasından bir nefes daha alıp gözlerini sıkıca yumdu. Koyu kumral saçları gelen hafif rüzgarla beraber tatlı bir ahenkle dalgalanıyordu. O kadar asi ve bir o kadar da masum görünüyordu ki..
Bu görüntüyü asla kaçıramazdım! Hızlıca sırt çantamı yere indirdim ve içinden fotoğraf makinemi çıkardım.
Ah hadi ama acele etmeliydim!
Sonunda kameramı elime alıp gizlice Atlasa tuttuğumda o gözlerini açmış bitmek üzere olan sigarasını sanki hiç bitmeyecekmiş gibi içine çekiyordu. Tam o sırada karşıdan gelen ikiz olan erkek çocuklara takıldı kahverengi gözleri.. ikizler tatlı bir şekilde tartışıyorlardı. Ve güldü Atlas. Çocuklara bakarak üst dudağı yukarıya kıvrıldı.
Çektim!
Onu ilk defa gülümserken çekmiştim. Zaten daha önce sadece bir kere daha çekmiştim o da müzik yarışmasında sahnedeykendi. Ama bu bambaşkaydı bu çok farklıydı. Bu fotoğraf karesine ömrümü verebileceğim kadar güzel bir pozdu. Yüzümdeki aptal sırıtış ile makinemi çantama geri koydum. Ve Atlas ın gitmesini bekledim. Buradan gitmesini ve varlığımdan bile haberden olmamasını bekledim.
Çünkü o benden iyilerini hak ediyordu.
O daha güzel bir kızı hak ediyordu benim gibi kilolu, giyiniş tarzı sıradan olan , gözlüklü ve inek bir kızı değil güzelliği ile yanına tam anlamı ile yakışan etraftaki insanların onlara baktığında imreneceği bir çift olmalıydılar. Kalbime giren sancı bile dayandığım ağaca iyice sindim. Düşüncesi bile beni bitirmeye yetiyordu. Fakat elimden hiçbirşey gelmezdi ben ki okulun en önemsiz kızıydım. Tamam Atlas okulda pek önemli bir öğrenci değildi. Okulun futbol takımında kaptan veya okulun lideri değildi . Fakat benle olamayacak kadar imkansızdı bana. Bana herkes imkansızdı.
Ellerimi hafifçe yukarı kaldırdım ve avuç içlerime baktım. Okuldakiler in üzerime doğru attığı pastanın kreması avuç içimde kurumuştu. Eve gidince güzelce duş almayı aklımın bir ucuna yazdım ve Atlasa doğru gözlerimi çevirdim. Sonunda gitmiş olduğunu görerek rahatça bir nefes aldım.
"Niye ağacın arkasına saklandın?" diğer tarafımdan gelen sese karşı kendimi geri attım ve bu dengemi tamamen mahvedip yere çakılmama sebep olmuştu.
"Harika bir de sakarsın." Karşımda hayatımda hiç görmediğim tahminen 20 ile 25 yaş aralığında siyah renginin hakkını fazlasıyla veren simsiyah saçları ve ona uyumlu koyu kahverengi gözleriyle bana bakan bir adam vardı.
"Sanane" dedim ayağa kalkmaya çalışırken balık etli olduğum için ayağa kalkmam zayıf bir kıza oranla daha uzun sürmüştü. "Seni ilgilendirmeyen şeylere karışma bence "
karşımdaki adam sıkıntı ile nefes verdi ve gözlerini devirdi. "Seninle fazlasıyla işim var küçük fil" dediği cümlelerle kalbimde bir yerlere ağrı saplandı. Her ne olursa olsun tanımadığım bir insan bile olsa beni file benzetmesi gururumu kırmıştı. Aslında alışkın olduğum birşeydi bu okulfakiler tarafından hep ezilirdim Fakat tanımadığım birinin bile hakkımda fil benzetmesi yapması onurumu kırmıştı.
onu umursamadan hızlı adımlarla otobüs durağına geldim. Ve şans eseri tam zamanında gelen otobüse bindim. Cam kenarı boş koltuğa yerleştiğimde içimdeki bir his o tarafa doğru bakmamı söyledi ve başımı demin konuştuğum adama doğru çevirdim.
Bakışları ile karşılaşınca kaşlarımı çattım. Bunun derdi neydi? Ben okulda veya sokakta ilgi çekmeyen biriydim neden laf atmıştı ki bana? Otobüs uzaklaşırken onun yüzünde gördüğüm tek şey bana göz kırpmasıydı..
****
Merhaba arkadaşlar bir anda aklıma geldi ve yazmaya başladım. Sizce devam etmeli miyim?
YOU ARE READING
Cesaretsiz
Teen FictionBen fotoğraf karelerine bakıp hayal kuran bir kız değildim. O fotoğraf karelerine bakıp hayal kurmalarını sağlayacak kadar güzel fotoğraf çeken bir kızdım.
