Bulunduğum odada biraz volta attıktan sonra balkona geçtim . Vücut ısım bir insanın vücut ısısı ile aynıydı. Bu yeni vücut ısıma, dünyaya ve her şeye alışmaya çalışırken kafam da aynı zamanda çok karışıktı. Kız kardeşim ve annem takılmıştı aklıma nedense. Çok uzun süredir onlarla ayrı yaşıyorduk. Kız kardeşim Alev, yeni doğan hasta kardeşimi öldürdüğünden ve annem Alev'e hak verdiğinden beri. Alev onun bu zayıflıkları ile çok acı bir hayat yaşayabileceğini, aslında ona iyilik yaptığını söyleyip kendini savunmuştu. Güçlü olanlar çok mu harika hayatlar yaşıyormuş sanki?
İnsanlar mesela, pek bir özellikleri olduğunu düşünmüyorum. Zeka olarak çok üstünler ve bu onları daha da güçlü yapıyor. Bizim gibi onlara göre sert olan koşullarda henüz yaşayamıyor olsalar da çok güçlü silahları var. Birbirlerine bu kadar zara vermeleri ilginç gelmiyor değil aslında.
Erkek kardeşime gelecek olursak, o hasta olarak doğmuştu ve güçleri yarımdı. Alev güçlerinin bir kısmını ona verse yaşayabilirdi. Ama Alev bunu değil, buzdan okları Can'ın kalbine saplamayı seçti. Alev ve annemin ölümsüzlükleri ve büyü güçleri alındı.
Büyü gücü her ateş kontrolcüsünde olmazdı, yalnızca özel ve merhametli olanlarda olurdu. Ailemde herkesin büyü yeteneği var. Tabii ki annem ve Alev hariç.
***
"Kıvılcım!" Sese doğru döndüm. Babam elinde bir kitap ve yanında tanımadığım biriyle yanıma geldi. İstemsizce saçlarım alev almaya başlamıştı. Tırnaklarımda öyle. Babam kitabı elime koyunca kitap yanmaya başladı.
"Bu ne ya! baba bu neden yanıyor!?"
"Çünkü bu senin yeni güç kontrol rehberin! Kendini bırak ve rehberinle tanış." Kitaptan sanki bir şey çıkıp kollarımı sıkıyordu. Kitabı bırakmak istiyordum, ama bırakamıyordum.
"Tamam, bitmek üzere." dedi yanındaki adam.
Birden kolumu tutan şey içime hapsolmuş ve sanki kalbimin derinliklerine kilitlenmiş gibi hissettim. Sanki kitaba karşı hisler besliyor gibiydim. Ya da fazla mı yalnızım bilemiyorum. Tamamen ateş alan saçlarımda sönmeye başladı. Tırnaklarım normale döndü.
"Az önce ne yaşandı?" Dediğimde kitabın üzerinde ateş işareti belirdi. Söndü.
"Bu kitap artık tamamen senin. Burda ateş büyülerini geliştirebilirsin. Hayvan ve bitkileri canlandırıp daha farklı şeyler yapabilirsin ve yeni güçlerini keşfedebilirsin. Akademini bitirdiğine göre tam bir ateş kontrolcüsü oldun, yani aynı benim gibi. Normalde mezuniyet töreninde verilmesi gerekiyordu ama erken gittiğin için şimdi vermek durumunda kaldım."
"Evet." dedim tuhaf bir gülümseme ile. Kafamı toparlayamıyordum. "Bu oğlan kim baba?"
"Ha bak unuttum onu! İsmi Âfet. Sen güçlerini kontrol edemediğinde sana yardım edecek. Senin güç bakıcın olacak."
"Baba, kolyem var zaten..."
"Kolye yeterli olmayacak."
"Tamam."
•••••
Kafama kadar yorganı çekip yattım. Ne kadar sıcak, o kadar iyi.
"Hadi kalk. yarım saatin var okul için." okul... Gerekli miydi ki? Zaten bir tane bitirmemiş gibi... Yaşasın akademik kariyer. Lise ne kadar akademik kariyer sayılır tartışılır ama. Babam bu arkadaşı nereden buldu? Afetmiş! Resmen bakıcım oldu.
"Tamam kalktım. Hiç uyuyamadım... Neyse."
Ayağımı soğuk zemine basar basmaz halım yanmaya başladı. Ah, hadi be!
"Tamam, sakin ol. ben söndürürüm." Evet Afetciğim, ben ateşten olduğum için etkilenmiyorum. O yüzden kendi iyiliğin için söndürsen iyi olur!
Afet odamdan çıkınca okul forması denen şeyi başarı ile giydim. Gözlerime insan rengi lenslerimi takıp mücevher kutumdan kolyemi çıkardım.
"Hadi ben çıktıım." diyip kanatlarımı saldığım sırada ayağımdan tutuldum.
"Servisle gideceğiz."
"Hayır ya! Benim özüm bu, uçabiliyorsan uçacaksın." diye çocuk gibi sızlanmaya başladım ve ilk günün günahı olmaz diye okula uçtum.
Etrafta kimsenin olmadığı bir yere inip normale döndüm. Çantamın askılarını tutarak merdivenleri tırmanıyordum. Elimi okulun merdivenlerinin yanında olan bir demire koyup derin nefes aldım. Kimseyi yakmak yok. Evet. Âfet nerede kaldı?
"Buradayım!" Ne?
"Beni aramıyor muydun? Başka arkadaşın olmadığına göre... Buradayım işte" Tabii ki aklımı okuyabilecek kadar yetenekli olamaz. Ne zaman arkadaş olduk onu da bilmiyorum.
"Tamam gidelim." Sınıfa çıktığımızda en ön ikili sıralardan birine oturdum. Afette yanıma oturdu. O da bana göz kulak olmak için öğrenci gibi davranacaktı... Bir süre için, sonra ondan kurtulacağım.
"Oturun!" dedi sınıfa giren yaşlı öğretmen. Başlıyoruz...
***
"Ben kantine gidiyorum. Geliyor musun?" Afet'e göz ucuyla bakıp kafamı iki yana salladım.
"Sen bilirsin. Sakın bir yere ayrılma." Umarım kaybolur. Usulca kafamı salladım.
Elim kolyeme gitti. Aklıma yaramaz şeyler geliyordu. Acaba kolyem olmasa beni ifşa olmaktan ne kadar koruyabilir?
Kolyemi çıkarıp hırkamın cebine koydum. Ayağı kalkıp kantine gitmek için merdivenlerden inmeye başladım. Elimi merdivenin tutanak demirine koyduğumda demir kızarmaya başladı. Kolye bu gibi şeylerden beni koruyor. Sabah aynı yere tutunduğumda ısınmamıştı bile.
Kolyemi çıkardığımı Afet anlamasın diye beyaz gömlek olan formanın bir düğmesini daha ilikleyip boğazımı kapattım.
Tahta sandalyeler...
"Sen hani gelmiyordun?" Yalandan gülümsedim.
"Ama buradayım. Geldim." Elini omzuma attı. Ama hemen geri çekti.
"Çok sıcaksın!"
"Neden acaba." diyerek gülümsedim o bana şüpheci bakışlar atarken. Anlamamıştı bile.
İnsanlar bana bakıyordu. Kızıl saçlar dikkat çekiyordu sanırım... Arkamı döndüğüm anda çok ağır kokan yumuşak bir bedenle çarpıştım.
"Pardon" diyerek çarptığım kıza baktım.
"Önüne baksana kızım, kocaman yol. Sığamıyor musun? " diyerek bana çıkışınca buranın insanlarının ne kadar vahşi ve çocuksu oldukları hakkında kafa yormak istesem de buna zamanım olmadığı için ana odaklandım. Eğer burada insanlar böyleyse ben de onlardan biri olayım. Hem de olay çıkarırsam Âfet beni ne kadar koruyabilecek test etmiş olurdum.
"Sen bak asıl önüne aptal" diye onun agresifliğini taklit ederek ben de ona çıkıştım.
"Kıvılcım gözlerin!"
"Kes sesini! Sen de gel buraya!" kıza ateş güçlerim ile saldırmaya yeltendiğimde, vücudumda hissettiğim bir soğuma ve titreme ile afalladım. Karnımda çok tuhaf, iğrenç bir soğukluk vardı ve sanki vücudumu inanılmaz bir soğukluk sarıyordu. Hayatımda hiç böyle bir soğuk hissetmediğimi ve bunun ne olduğunu düşünürken kafama birden dank etti. Tabii ki bunu yapan bir Su/ buz kontrolcüsüydü...
"Olay çıkarırsam bu kızdan kurtulabilirim" diye mırıldandı gördüğüm su kontrolcüsü bana saldırmaya yeltenirken.
_______
💜
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ATEŞ'İN KIZI/ ZIT
FantasyAteş ve Suyun arasında ki dengeyi sağlayan bir çizgi. Ya o çizgi bozulursa? Ya birbirinden nefret eden iki ırkın vatandaşları, birbirine bağlanırsa?
