NOT "HER BÖLÜME BİR ŞARKI ÖNERİSİ YAPILACAKTIR. UMARIM ŞARKILARI DA BEĞENİRSİNİZ."
Saat 19.35
Yer Aegis Meydanı
Amacımız Yemek paylaşımı
"Paylaşmak?!"
"Evet paylaşmak! Tabi siz daha önce hiç açlık yaşamadığınız için anlamamanız çok doğal!" Diye bağırdı Pietas yemek dağıtımımızı durdurmaya çalışan askere karşı.
Yapmak istediğimiz tek şey aç insanlara yardım etmekti ancak bunu bile yapmamız engelleniyordu. Oluşan kaos ortamı ve bir parça ekmek ve bir kepçe çorba için sırada bekleyen onlarca insanı gördükçe ağlamamak için kendimi zor tutuyordum. Pietas'ı uzun zamandır bu kadar sert görmemiştim, yumruklarını sıkıyor ve karşısındaki adamı dövmemek için kendini zor tutuyor gibiydi. Yemek dağıtımını engelleyen asker önce derin bir nefes aldı ve daha sonra bize dönerek
"Elinizi çabuk tutun! 1 saat sonra burada içinizden tek bir kişiyi bile görürsem bedelini ağır ödersiniz." Diye yüksek ve bir hayli korkutucu bir şekilde bağırdı ve adamlarıyla gözden kayboldu.
İnsanların yüzündeki rahatlamışlık hissi ve tatlı telaşı görünce büyük bir tebessümle Pietas'a döndüm ancak o hiçte rahatlamış gözükmüyordu.
Yavaşça koluna dokundum ve kısık sesle "Bir problem mi var?" Diye sordum.
Hışımla bana döndü ve sert bir şekilde "Sence bu yeterince büyük bir problem değil mi?" Diye sordu kaşlarını kaldırarak.
"En azından burayı dağıtmadılar!" Diye savunmaya geçtim.
"Bir daha ki sefere onu da yapacaklar merak etme." Dedi kinayeli bir şekilde.
Elimle şakaklarımı ovuşturdum ve "Imera hiç bu kadar yaşanılmaz olmamıştı..." dedim.
"Imera'yı bu hale getirenin biz olduğumuzu düşünüyorlar. Hatta bu yaptıklarımız ülkenin imajını yerle bir ediyormuş."
"Neden bahsediyorsun?" Dedim kaşlarımı çatarak. "Onlar halkı bu hale getirdikleri için biz halka yardımcı olmaya çalışıyoruz!"
"Bir de onlara anlat." Dedi ve yanımdan ayrıldı. Ciddi anlamda sarsılmıştım ve kısıtlı vaktimiz vardı. Acınası haldeydim... Acınası haldeydik. Imera benim için ilk defa bu kadar kasvetliydi...
Saat 14.52
Yer Benim evim
Amacımız Imera'yı yaşanılabilir kılmak
"Uzun zamandır ülkemizin gelir seviyesi en düşük şehirlerinden olsak da..."
"Hatta en düşüğü biziz!" Diye gülerek sözümü kesti Angela.
Kaşlarımı kaldırdım ve aynı ses tonumla "Son bir kaç aydır gelir seviyemiz daha da düştü ve bunun sonucunda gerek açlıktan gerekse sağlık koşullarının yetersizliğinden Imera da yaşam daha da zorlaştı." Dedim.
"Sesimizi duyurmalı ve devletten destek istemeliyiz!" Diye atıldı Georgias.
"Fakat sadece bizi susturmak isteyeceklerdir." Dedi sakince Pietas.
"Biz de susmayız!" Dedim heyecanla.
Pietas bir adım yaklaştı ve gözlerimin içine bakarak sertçe "Seve seve sustururlar!" Dedi.
"Bir yolu..." derken televizyondan yankılanan ses hepimizi büyük bir sessizliğe itti.
"Vatandaşlarımızın dikkatine! Şehrimizin düzenini sağlamak ve daha iyi günlere uyanmak için şehrimizde kısa süreli sokağa çıkma yasağı ilan edilmiştir! Saat 15.30'dan sonra sokağa çıkmak geçici olarak yasaklanacaktır. Bu zorlu günlerde vatandaşlarımızın zorluk çıkarmaması ve devletimize güvenmesi hepimizin leyhine olacaktır!.."
Söylemek istediğim binlerce şey varken kitlenip kalmıştım. Sadece ben de değil hepimiz sessizliğe bürünmüştük. Angela sessizce yere çöktü ve uzun süre üstünde oturduğu eski kilimin desenlerini inceledi. Georgia aşırı yavaş hareketlerle masanın üzerindeki sürahiyi eline aldı ve titreyen elleriyle bardağa su doldurmaya çalıştı. Joley kaşları çatık bir şekilde televizyonda açıklamayı tekrarlayan kadını izliyordu. Pietas ise deniz mavisi gözleriyle sadece boşluğa bakıyordu. Elini önce altın sarısı saçlarına götürdü daha sonra hızlı bir hamleyle masanın üzerinde duran çerezliği hışımla yere fırlattı. Sessizliğin bir anda böyle bozulması hepimizin yüreğini hoplatmıştı hatta Georgia içmekte olduğu suyun bardağını birden korkuyla yere düşürmüştü.
Korkulu gözlerle Pietas'a baktım. Aslında hepimiz ona bakıyorduk. Pietas hepimizden daha güçlü ve mantıklıydı o yüzden hep onun kararlarına saygı duyardık, şimdi de onun ağzından çıkacak tek bir söze muhtaçcasına ona kitlenmiştik.
"Yaklaşık yarım saatimiz var o yüzden hepiniz evlerimize dağılıcaz! Onun dışında eğer yeteri kadar gıda stoğunuz yoksa çabucak alışverişe gidin çünkü şu an bütün dükkanlar tıka basa dolmuştur bile." Dedi bir solukta Pietas.
Joley kaşlarını çattı ve Pietas'a yaklaştı.
"Ne yani? Elimiz kolumuz bağlı bu durumun geçmesini mi bekleyeceğiz?" Dedi.
"Hayır tabiki de! Sadece 5 kişiyle bir sonuca varamayız. Daha fazla adam toplayacağım tamam mı? O zamana kadar telefonlarınız açık olsun! Asla irtibatı kesmeyelim!" Dedi.
Pietas bizim aksimize daha güçlü duruyordu ve hepimizi kontrol altına almayı başarmıştı. Korumacı yapısına karşı gelmek hayli zordu, o yüzden bütün ekip hızlıca evimden ayrıldı tabi Pietas hala yanımdaydı.
"Az kaldı sen de git artık." Dedim sakince.
"Yeterince yemeğin var mı?" Diye sordu endişeli bir şekilde.
"Sanırım... Yani bilmiyorum ama en azından bir kaç gün idare edebilirim." Dedim. Ciddi anlamda bilmiyordum, hemen kontrol etmem lazımdı gerçi şu an Imera'da kimsenin haftalık veya aylık gıda stoğunun olduğunu düşünmüyordum.
"Sakın ama sakın benden haber almadan hareket etme!" Dedi ve bir hamlede bana sıkıca sarılıp hızlı adımlarla yanımdan uzaklaştı.
Sadece arkasından buruk bir tebessümle baka kalmıştım. Arkasından kapımı iyice kapattım ve mutfağa gidip yiyeceklerimi kontrol ettim. Tahmin ettiğim gibi bana en az 4 gün yetecek yiyeceğim vardı tabi ben bunları daha tutarlı bir şekilde kullanırsam en azından biz olaya el atana kadar beni doyurmaya yeterdi. Ya da ben çok Polyana'ydım bilmiyorum.. Tekrar televizyonu açtım ve bu sefer dikkatimi alttaki kayan yazı çekti. Bu durumun belki 1 hafta belki de daha fazla sürebileceği yazıyordu. Bu resmen bir işkenceydi çünkü bu durum çoğumuzun açlıktan ölmesine neden olabilirdi. Yaklaşık 20 dakikam vardı o yüzden fevri bir kararla anahtarımı alıp evden çıktım. Etraftaki cümbüş bir adım gerilememe neden oldu çünkü korkunç bir kalabalık vardı. İnsanlar korkudan ve sinirden birbirlerine saldırıyordu, yerlerde ezilmiş sebzeler, kırılmış yumurtalar ve patlamış su şişeleri vardı. Nasıl başardım bilmiyorum ama zorlukla küçük bir dükkanın içerisine girdim, en azından bir şeyler almak zorundaydım. Hala içerisinde sağlam yumurtaların olduğu küçük bir kutu yumurtayı hızlıca elime aldım ve telaşla cebimden para çıkardım. Daha fazla oyalanmadan insan kalabalığının içerisinden sıyrıldım. Hayatım boyunca böyle bir kaos ortamının içerisinde tıkılıp kalmamıştım ve ilk defa bir yumurta için bu kadar sevinçliydim. Evime çok az kalmıştı ortalık biraz daha durgunlaşmıştı, sevinçle duraksadım elimdeki yumurta paketine baktım.
"Dikkat et!"
Neye uğradığımı anlamadan yere çöktüm, kafamı kaldırdığımda Pietas'ın bir adamı yumrukladığını gördüm.
"Pietas!" Diye bağırdım endişeyle.
Pietas'ın kafasını bana çevirdiği kısa anda adam Pietas'ın elinden sıyrılıp kaçtı. Pietas adama bakmaya tenezzül bile etmeden bana yaklaştı ve "İyi misin Elenor?" Diye sordu.
Ben hala adamın arkasından baka kalmıştım, kanımı donduran şey ise yerdeki demir parçası olmuştu.
Pietas'ın konuşmasıyla sarsıldım ve ona döndüm. "Sana evden çıkma demiştim!"
"Biraz önce tam olarak ne oldu?" Bu kelimeleri söylerken elimdeki yumurta paketini sıkı sıkı tutuyordum.
"Hiç bir şey eskisi gibi değil! O adam senin elindekileri almak için seni öldürebilirdi bile!" Diye bağırdı.
Büyük bir şok içerisindeydim, neredeyse ağlayacaktım. Pietas bunu farketmiş olmalı ki omzumu okşadı ve "Bir sorun yok. Evine götüreyim hadi seni." Dedi sakince.
Kol saatime baktım ve "Sen de evine gitmelisin az vaktimiz kaldı." Dedim.
"Sen beni merak etme." Dedi ve onu tanıdığım o kadar sene boyunca ilk defa bana gerçekten içten gülümsedi.
Elinde siyah bir poşet vardı ve bana uzattı.
"Bunun için gelmiştim. İyi ki de gelmişim, çabuk evine git." Dedi ve poşeti elime tutuşturup ortalıktan kayboldu. Yine arkasından bakakalmıştım ama bu sefer çabucak kendimi toparlayıp eve koştum. Kapımı iyice kilitledim. Poşetin içine baktığımda 4 tane tatlı patates ve 2-3 tane de domates olduğunu gördüm. Her an ağlayabilirdim çünkü Pietas benim aç kalmamdan korktuğu için geri dönmüştü. Acaba... Acaba kendisine bir şeyler alabilmiş miydi? Hiç sanmıyorum, neredeyse vicdan azabından ölecektim. Pietas benim için her zaman bir dosttan öteydi fakat onun etrafındaki kalkanı aşmak her zaman güç olmuştu. Şimdi ise ilk defa bana bu kadar yakındı. İçim çok huzursuzdu ki telefonuma Pietas'tan mesaj geldi "Evdeyim. Sorun yok." Basit ama etkili bir mesaj. En azından güvendeydi. Elimde telefonla oyalandım ve en sonunda ben de cevap yazdım "Teşekkürler."
Ve vakit geldi Saat 15.30
BURAYA KADAR OKUYAN HERKESE SONSUZ TEŞEKKÜRLER... UMARIM İLGİNİZİ ÇEKMİŞTİR. İYİ VEYA KÖTÜ TÜM ELEŞTİRİLERE AÇIĞIM, YORUMLARINIZI SİLMEM :) DİĞER BÖLÜMDE GÖRÜŞMEK ÜZERE...
YOU ARE READING
IMERA
General FictionImera, yılların şehri, eskimiş ve yıpranmış ancak ayakta kalmış bir şehir. Elenor ise bu şehir için çabalamaktan asla vazgeçmeyecek olan koca yürekli bir kız. Fakat işler artık Elenor'un çözebileceği kadar kolay değil...
