Aman tanrim kazanmisim!!
Halüsilasyon mu görüyorum yoksa gerçek mi?
"Anneeeğğ" diye kocaman bir çığlık attım. Koşturarak merdivenleri çıktığını duyabiliyordum. Aniden kapı açıldı ve "Kazandın mı? Noldu kızım söylesene catlatma insanı." Elimle monitörü işaret ettim. Annem monitöre birkaç saniye boş boş baktıktan sonra bağırmaya başladı.
"Azra sende benim gördüğümü görüyorsun değil mi kızım? Kazanmışsın değil mi?"
"E..eevet anne galiba öyle yani şuan şok yaşıyorum da"
Annem elimden tuttu ve beni hızlıca sandalyeden kaldırıp sımsıkı sarıldı.
"Başaracağını biliyordum. Sen o kadar ideallerinin peşinden giden güçlü bir kızsın ki bunu biliyordum."
Uzun uzun monitöre bakmaya devam ettim. Evet olmuştu. İzmir Dokuz Eylül Üniversitesini kazanmıştım. Annemin sesiyle irkildim dalmışım galiba monitöre.
"Kızım hadi hazırlan. Gidip bunun şerefine yemek yiyelim. Sonra da ben Izmir'de otellere bir göz atarım. Tatile çıkarız sende önceden bir gezmiş olursun. Nasıl fikir?"
Daha önce hiç Izmir'de bulunmamıştım. Annemin anlattıklarıyla ve araştırdıklarımla resmen aşık olmuştum Izmir'e. Şimdi önceden görme fikri çok cazipti benim için.
"Olur anne. Ben şimdi hemen hazırlanıp aşağı iniyorum."
Annem kocaman gülümsemesini bırakıp odadan çıktı. Dolabımdan bir basic tişörtümü ve şortumu giyip çıktım.
Annemde hazırlanmıştı. Arabaya bindik ve evimize çok yakın anneminde çok sevdiği restorantın önünde durduk. Vale arabayı park etmek üzere aldı ve bizde içeri geçtik. Bu restorant çok sade dekore edilmiş ama tüm şatafatını yemekleriyle sergileyen bir restoranttı. Annem kadar olmasa da bende severdim burayı. Boş bir masaya geçtik. Annem yüzünde gülümsemeyle duruyordu ki benimde ondan hiçbir farkım yoktu. Yemeklerimizi sipariş ettik.
"Kızım sana hemen bir ev tutmalıyız. Okula yakın olması gerekiyor. Stüdyo ev nasıl fikir?"
"Izmir'e gittiğimizde bunu halledelim anne. Bir de acaba ben okul açılmadan 1 ay önce falan Izmir'de yaşamaya başlasam nasıl olur? Hani alışmak açısından. Aynı anda hem eve hem şehire hem okula alışmak zor gelebilir."
"Of kızım kazandığın için nasıl mutlu olduğumu anlatacak kadar kelimem yok ama bir tarafımda her sabah kalktığımda beraber kahvaltı yapacak insanın herşeyimin yanımda olmaması düsüncesi simdiden beni buruklaştırdı ama haklısın bu senin için önemli."
"Anneciğim temelli gitmiyorum ki. Geri gelicem ve fırsat bulduğum tüm tatillerde senin yanında olup başının etini yemeye devam edeceğimden emin olabilirsin."
Biraz olsun güldürebilmiştim yüzünü.
Yemeklerimizi kimi zaman anılarımızdan bahsederek kimi zaman kahkahalar atarak bazen sessizliğe bürünerek bitirdik.
Eve döner dönmez annem Izmir'deki otelleri araştırmaya başladı. Biraz zaman geçtikten sonra konuşmaya başladı.
"Kızım kalacağımız oteli buldum. Rezervasyonda yaptırdım. Yarından sonraki gün gidiyoruz. Sabah 6 da uçağımız kalkıyor."
"Vay be anne. Şu kısacık sürede nasıl hallettin tüm bunları. Kaç gün kalacağız peki?"
"On gün kalıyoruz. Hem bu sürede evi bulmuş oluruz hatta eşyaları bile alacak zamanımız olur belki. Ne dersin?"
"Süper derim." Tam arkamı dönmüş odama doğru yol alırken anneme döndüm ve "iyi ki varsın anne"dedim. Yillar önce cok sevdiğim bir arkadaşım ögretmişti bunu bana. O zamanlar Ankara'da yaşıyorduk. Babamda terk etmemişti bizi o zamanlar. Bir arkadaşım vardı. Onunla ilgili pek bir detay hatırlamıyorum. Adı Can'dı galiba ya da Cem. Sevgi dolu biriydi. Bense öküzün bir kızda vücut bulmuş hali gibiydim resmen. Bana sevmeyi değer vermeyi ögretti. Birini seviyorsan ona bunu söylemeyi. Sonra biz Istanbul'a taşındık ve bir daha konuşamadık. Onun sayesinde birini sevdiğimde hiç utanmadan çekinmeden bunu dile getirmeyi ögrendim...
YOU ARE READING
HESAPTA AŞK
Teen FictionGeçmişteki en yakın arkadaşınızla yollarınız ayrıldı. Bir daha onu hiç görmeyeceğinizden o kadar eminsiniz ki Ondan habersiz bir şekilde onunla uyanacağınız hiç aklınıza gelmez öyleyse Bakalım Azra ve Can'ı neler bekliyor...
