Merhaba :)

170 10 3
                                        


Heyooo nasılsınız? Beni soracak olursanız bomba gibiyim. :)

Evet doğru bildiniz buralarda yeniyim. Siyah diyarlardan gelmiş mavi prenses gibi biraz yabancı, biraz çekingen... "Acaba nasıl olur? Beğenilir mi ki? Yapabilir miyim? Severler mi beni?" düşüncelerinin içinden sağ salim çıka geldim.

Bu arada ben Rumeysa. 19 yaşında üniversite öğrencisiyim. Kendimi tanıtacak olursam kitaplarla sırdaş, 45lik şarkılarla yoldaş, eskinin sevdalısı, mutluluk yaymaya çalışan mecnunsuz bir Leyla olarak tanımlarım. Ne eksik ne fazla. Tam olarak bu.

Yazma konusuna gelirsek eğer çok eskiye dayanıyor. Henüz 1. sınıfa giden bir kız çocuğuydum. "Okuma yazmanızın gelişmesi için yaz tatili boyunca günlük tutacaksınız." demişti çok sevdiğim öğretmenim. O yazdan sonra ne günlük tutmayı bıraktım ne de okuyup yazmayı. Hep çok okuyan, çok düşünen ve çok konuşan biri oldum.

Düşüncelerimi savunmaktan asla çekinmedim ama yazdıklarımı okutmaktan çok çekiniyordum. Lise üçe giderken biriyle tanıştım. O da liseye giderken şiir yazıyormuş. Ama kimse beğenmez gözüyle baktığı için kimselere okutmuyormuş. Bir kaç kere Varlık dergisine yollamış şiirlerini. Ama hep eli boş, hayalleri kırık olarak geri dönmüş. Bir gün bir bakmış ki aylardır şiirlerini yolladığı dergi şiirini yayımlamış. Sanki dünyalar onun, geri kalan tüm gezegenler başkasının olmuş... O kişi benim yazdığım kısa bir hikayeyi okuyup "Annen mi öldü senin?" diye sordu. "Hayır, çok şükür yaşıyor." dediğimde ise yüzü tuhaf bir hal alarak gözlerime baktı. "Annesi hayatta olan biri olarak, annesi ölmüş bir çocuğu o duyguların içinde nasıl anlatmışsın öyle."dedi. Annem ölmemişti ama etrafımda annesini kaybetmiş bir sürü kişi vardı. Ben sadece onların duygularını biliyor ve empati kuruyordum.

Yine o seneler yakın arkadaşım felsefe hocama bir yazımı okutmam konusunda ısrar etti. Cesaretimi toplayıp okuttuğumda kendime saklamamamı, sosyal medyada paylaşmamı söyledi. Aynı zamanda edebiyat hocamın da haberi oldu ve bir şey yazmamı istedi. Ona da okutunca söylediği şey "Çok gizemli bir kızsın sen." olmuştu. Gelin görün ki ben o sene nasıl bir cesaret iksiri içtiysem kabuğumu kırıp bir instagram hesabı açtım ve kısa kısa yazılar paylaşmaya, hatta burada bir hikaye yazmaya başladım. Gerek tanıdık, gerek tanımadık onlarca güzel insan destek çıktı. Heveslendirdi, umudumu yeşertti. Ne yazık ki o serüvenim üniversite sınavına hazırlandığım için kısa sürdü.

Bir süre önce arkadaşlarımla otururken "Bir engelin yok yeniden yaz." dediler. Günlerce acaba paylaşsam mı? diye kafa patlattım. O patlamanın sonucunda da buradayım işte. Ne olur, ne biter bilmiyorum. Bildiğim tek bir şey var yazmazsam eğer ben, ben sayılmam. Öyle ya da böyle yeni bir maceraya atıldım işte. Ve bu maceraya atıldığım için çok mutluyum. Umarım hep mutlu oluruz. Çünkü mutlu olmak için onlarca sebep varken mutsuz olmak biraz şımarıklık gibi.

Konuşmayı sevdiğimi söylemiştim. Böyleyim işte. Korkusuzca bir maceraya dalan, sonrasında korksam bile korkmayı kendime yasaklayan "Her şey güzel olacak. Yeter ki inan." diye kendini avutan... Bak az daha söylemeyi unutuyordum, ben sizi şimdiden çok sevdim. Umarım siz de çıktığım bu yeni yolda beni sever, bilmediğim yerlerde yürürken elinizi bana uzatırsınız. Umut ve huzurla kalın... ;)

HOYRATHistorias para obsesionarse. Descúbrelo ahora