Ekin

226 47 62
                                        

Bazı günler vardır sadece yatağında kalmak istersin ya, hiç bir şey yapmadan sadece yataktan tavanı izlemek. O günün kabus gibi geçeceğini biliyorsundur aslında, uyanmamak için gözlerini sımsıkı kapatırsın. Ne kadar kapatmak istesem de. Gözlerimi kapalı tutmak bir fayda vermedi gene bir gecenin sabahına gelmiştim. Yataktan hiç kalkmak istemiyordum lanet olsun ki hiçbir şey yapasım yok. Saatin 8 olduğunu alarmın çalmasından anladım. Çalar saatin sesine hep nefret etmişimdir. Beynimi tırmalıyordu sesi. Saatin sesinden sinirlenip elimin tersiyle saati komodinin üstünden savurduğum gibi yere düştü. Yere düştüğü anda sustu. O kadar hızlı savurmuş olmam lazım ki saatin aynası fırlamıştı. Aslında bunun pek de bir önemi yoktu, belki hiç bir zaman olmayacaktı. En sevdiğim şeye sonunda ulaşmıştım. Sessizlik. Bu aralar kabuslarla yataktan kalkıyorum. Ne gördüğümü de tam olarak hatırlamıyorum. Sadece uçurumun kenarında birinin bana doğru geldiğini görüyorum. Sonrasında hemen kalkıyorum. Bu aralar tek isteğim o rüyanın devamını görmek. O rüyayı tekrar görme dileğiyle dizlerimi karnıma kadar çekip yorganı bedenimi kapatacak şekilde örttüm.

Yataktan ne zaman çıktığımı bilmiyorum. Banyoya vardığım zaman 1 ay önce sinir krizi geçirip kırdığım aynada kendimi görmeye çalışıyordum. Kırdığım camın bir kısmı elime batmıştı. Aynayı nasıl kırdıysam sesi yan komşumun evine kadar gitmişti. Kapımı bir alacaklı gibi çalıyordu. Sakince kapıyı açtığımda elimden akan kanı görünce ani bir şok geçirmişti. Sonrası zaten havluyla falan kanı durdurmaya çalıştı. Aslında şaşırmıştım birisi benim için endişelenmişti. Elime tarağı alıp 1 saat boyunca ayna karşısında durdum. Elimi bile kıpırdatacak halim yoktu en sonunda tarağı bırakıp tokayla dağınık bir topuz yaptım . Elimi hafifçe gözümün altındaki morluklarda gezdirmeye başladım. Göz altların morsa eğer hayat fazlasıyla zorlu. Bir eroinman gibi gözlerimin altındaki morlukların neden çıktığını anlamak için bakıyorum aynaya en sonunda uykusuzluktan deyip bir köşeye fırlatıyorum bu düşünceyi de. Salona geçerken dünden kalan son pizza parçasını yedim. Aslında bu aralar nedenini bilmiyorum ama iştahım hiç olmuyor, zaten bu aralar hiçbir şey olmuyor ki. Perdelerin arasından gelen ışıklar karanlık odayı birazda olsa aydınlatabiliyordu. Aydınlığı sevmediğimden perdelerim hep kapalıdır. Ben acılarımın üstünü aydınlıkla örtemiyorum. Ben hayatımı gündüz vakti kaybettim. Akşamları çıkarım dışarı, ne işim varsa o zaman hallederim. Gündüzlere çare bulamadığımdan geceyi beklerim hep.

Şuan saat kaç, hangi gündeyiz, hangi aydayız hiç bilmiyorum küçüklüğümden beri zaman kavramını hiç öğrenmedim yelkovan ne, akrep ne işe yarar bilmiyorum öğrenmeye de gerek duymadım belki de öğretecek kimsem olmadığı için bilmiyorumdur . Sadece yelkovan ve akrebin seviştiği o güzel zamanı seviyorum 00.00. Gecenin sessizliği tüm şehre inmeye başlar. Sen bilemezsin geceleri parkta oturan yalnızlıkları, gecenin bir yarısında bir sigara içmek için kalkıp gidenin arkasından paket bitirenleri, annesi duymasın diye nefesini tutarak ağlayan çocukları, bu ay askeri maaşla nasıl geçinecekleri düşünen babaları, ocağı yanmayan anneleri hep bu saatlerde ortaya çıkarlar . Ailemi kaybettiğim zaman kaybetmiştim zamanı bende, benim için artık her gün 21 Mayıs tı. Kaybolmuştu benim için herşey. Eskisi gibi hiçbir şey yerinde değildi. 21 Mayıs 2010 ailemi kaybettiğim zaman bir de doğduğum günümü hiç unutmam 21 Mayıs 1998. Ne kadar kötü bir zamanlama. Doğum gününe giderken aileni kaybetmek.Zaman unutturmadı ama alıştırdı bana olmayışlarını. En çokta babamın olmayışını. Hiç bir zaman olmayışını çok iyi alıştırdı.

Her kız çocuğu babasını sever. İlk aşkıdır sonuçta, babalar kızlarının güvenebileceği sığabileceği tek limandır, benim sığabilecek bir limanım olmadı. Başka limanlarda sevilirim diye bir sürü boka bulaştım. Bunların hepsi babamın suçuydu. Sevseydi ömrü azalmazdı ama sevmeyerek gitti. Babalarının kızlarıyla geçirdiği zamanı unutmaz kızlar ama benim hatırlayacağım hiç anım yok galiba. Ben çok sevmiştim babamı ama babam bizi sevemedi. Onun için varı yoğu sadece işti eve saat 6 da gelir çalışma odasına geçer çalışırdı. Arada akşam yemeklerinde görürdüm sorduğu tek soru ise 'Derslerin nasıl kızım' olurdu. Diyecek bir laf bile bulamazken başımı iyi der şeklinde oynatırdım. Oysaki bir babanın o zamanlardaki küçük kızıyla vakit geçirmesi bile o kız için ömre bedeldi. Acaba babam şuan gelseydi eskisi gibi ister miydim. Yoksa küçükken yapamadığı şeyler için babama hesap mı sorardım. Küçük yaştan babalarıyla kuramadığı ilişki o küçük kızın hayatına bir ömür yansıyacaktı belki.Ben o kızı 12 yaşıma öldürdüm. Kendi kızımı kendim yarattım.

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Jun 24, 2017 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

Kırık ParçalarStories to obsess over. Discover now