Bugün bir son benim için ama kimse bilmiyor;yaşadıklarımı, yaşamak zorunda kaldıklarımı yaşamaktan korktuklarımı,kimse görmüyor,kimse duymuyor;ruhumun,yüreğimin feryatlarını...
~ ~
Aynadaki yansımama son bir kez daha baktım.dünden kalan izlerden eser yoktu.-makyajla kapatmıştım her şeyi -Bugün güzel gorünmeliydim,güzel olmalıydı her şey. Bi son yaşatıcaksam Efeme,bu ona yaraşır olmalıydı. ~ ~ Keşke dedim yine kendi kendime. keske zamanı geriye alabilsem, keske dur diyebilsem bi şeylere,belki o zaman masalımız mutlu sonla biterdi,belki o zaman kaybetmek zorunda kalmazdım.Belki...
~ ~
Çalınan kapının sesiyle belkilerle keskelerle olan mücadelemi bırakıp haftalardır kendime söylediğim şeyleri tekrar ettim;bunu yapmak zorundayım,sevdiğim için,yaşamak için yaşatmak için yapmak zorundayım.
Yan komşumuzun ortaokula giden kızı gelmişti.-her sabah olduğu gibi-yine saçlarını yapacaktım o da benim yanımda tatlı kız rolune bürünüp,okula gidince havalı kızı oynayacaktı.Her sabah olduğu gibi tebessümle karşıladım bu durumu zaten aksini yapmazdım yapamazdım, kıramazdım kimseyi.ufaklığın saçlarını yaptıktan sonra gitti.Ben onun sokaktaki koşuşturmasını izlerken bana yarın görüşürüz dedi.o yarının hicbir zaman gelmeyecegini bilmeden.-ah ufaklık seni de özliycem, seni de-
Vakit daralıyordu bir an önce çıkmak zorundaydım bu evden. Bu ev;şimdi böyle belirtmek ne kadar basit,ne kadar sıradan oysa buraya geldiğim ilk gün ne büyük mutlulukla ne büyük umutlarla gelmiştim.Her şey o gün ne kadarda saftı ne kadar temizdi. Görür görmez sevmiştim burayı hep hayal ettiğim gibiydi iki katlı,ahşap,kocaman olmadığı gibi küçücükte olmayan,sokağı dar,evlerinin birbirine yakın olduğu gibi insanlarının da birbirine yakın olduğu bir yer hayal etmiştim hep. Sonunda bulmuştum o yeri ama şimdi bırakmak zorundayım,gitmek zorundayım.
Veda etmeye odaları tek tek dolasmakla başladım. Her yere son kez baktım,son kez dokundum eşyalarıma yıllarca bu anları hafızamda tekrar tekrar kuracağımı bildiğimden her ayrıntıyı kafamda tutmaya çalıştım.Girişteki paspası,merdivenlerin kenarındaki duvardaki fotoğrafları,çalışma odamdaki kütüphaneyi,kendimce moral köşesi diye nitelendirdiğim köşemdeki sokak manzarasını,hele hele mutfakta aşkımla geçirdiğim o eğlenceli dakikaları...
Dün hazırladığım küçük valizimi alıp kapıya yönelirken masanın üzerine bıraktığım nota son kez baktım tam ağlıyacaktım ki durdurdum kendimi, bir an önce çıkmak zorundaydım buradan.
Elimdeki valizle sokaktan her yere özlemle baka baka ilerliyorum.Yine içimde isyan çığlıkları yükseliyor;bunca zaman sonra bu olmamalıydı.Tam da hayatım düzene girdi,o kara geçmişim peşimden gelmeyi bıraktı derken bu olmamalıydı.Oysa bende tam inanmıştım gerçekten mutlu olabileceğime.Ama olmadı çocukluğumu mahf eden,gençliğimi yaşamama izin vermeyen o geçmiş,o aile ,o soyadı kendi ellerimle kurduğum hayatı yıkmaya geliyor ve ben bunu hayatımin anlamı dediğim,canımdan daha çok sevdiğim adamın, gözlerinin önünde olmasına izin veremem,bunu ona yaşatamam.
~ ~ Sokağı dönünce burda da daha fazla devam edemeyecegimi anlayıp önümden geçen ilk taksiye atlıyorum.Gittikçe yaklaşıyorum Efeme ve bir o kadar da uzaklaşıyorum yine göz yaşlarıma engel olamayacakmışım gibi oluyorum ama kendimi durduruyorum.''Yapmam gerekenleri biliyorum''diyorum kendi kendime gercekten de öyle haftalardır içimi yiyip bitiren bu olayı düşünüyorum ve yapacağım her şeyi en küçük ayrıntısına kadar hesapladım.Sadece dayanmalıyım.Dayan kalbim biraz daha dayan.
~ ~
Kliniğin önünde taksiden indim ve beklemesini söyledim.-o valizle içeri giremezdim.-
İçeriye girdiğimde bir an kusucak gibi oldum zaten son zamanlarda klinigin konusu başımı döndürüyordu ama bu sefer koku daha da baskındı sanki.Dayanamayıp lavaboya koştum sabah kahvaltı da yapmamıştım içimden boşalttıklarım dün akşam yemeğinden kalanlardı demek.Yüzümü yıkarken efe yanıma geldi koşuşturduğumu görmüş merak edip bayanlar tuvalerine gelmekten çekinmemiş.Ne diyim 'deli aşkım' benim.O sıra ona sevgiyle,aşkla sımsıkı sarıldım o da bana sımsıkı sarıldı.-Son kez olduğunu bilmeden,tıpkı ufaklık gibi.-Son kez çektim kokusunu içime-doya doya-son kez baktım gözlerinin içine,son kez takılı kaldım gözlerindeki o eşsiz maviliğe ve son kez,son kez öptüm onu.
Onu bırakmak istemiyordum -tıpkı nişanlandığımız gün ki gibi bir tutkuydu bu-ama bırakmalıydım,gitmeliydim,yapmak zorundaydım sevdiğim için yapmalıydım.
YOU ARE READING
Umut
General Fiction''Tükenen dünlerim;umutla,mutlulukla koşacak yarınlara,kötü günler bırakacak artık peşimi,güneş tüm ihtişamıyla doğacak,karlar eriyecek,o beyaz karanlığın altına gömülen her ne varsa gün yüzüne çıkacak ve işte o gün;ağaçlar,çiçekler gibi içimde sola...
