Bir çocuk vardı.
Hayallerinin şehriydin sen onun. Düşlerini süslerdin. Her zerresindeydin. Aldığı her nefeste. Geceleri gördüğü her rüyada. Keşkelerinin başladığı ve bittiği her yerdeydin. Küçük bir çocuğun geleceğe dair umutlarının en büyük kaynağıydın. Her cümlesini süslerdin. Gözlerinin parıldamasına neden olurdun. Yüzünde beliren o gizemli gülümsemelerindeydin. Yaşam dolu kalbinin ritmini bozardın utanmadan. Her yerdeydin.
O çocuk başardı.
Küçük bedeniyle büyük hayallerinin peşinden koşup yapıştı yakana. Küçük bir köy kızıydı o. Kayboldu büyük, karışık sokaklarında. Onun geldiği yer için fazla olan bilgisi yetersizdi senin standartlarına. Hor görüldü. Cahil denildi. Küçümsendi. Temiz kalbi kirlendi senin lekelerinle. Gözlerinin parıldaması yavaşça kaybolmaya başladı, hayallerinin sahte olduklarını anladığı an. Keşke dediği şeyleri sorgulayarak kalbindeki sızıyla, umutlarını tüketti senin karanlık sokaklarında. Artık gülümsemiyordu küçük kız. Heyecanlanmıyordu ismini duyunca. Kalbinin ritmi bozulmuyordu seni düşününce. Çünkü görmeye başlamıştı gerçek yüzünü.
Sen ona anlatıldığı gibi bir yer değildin.
Karanlıktı sokakların. Geceleri zifiri karanlık. Deliklerle doluydu. Görmediği için takılıp düştüğü delikler. Her köşeden bir feryat yükseliyordu sessiz gecelerde. Kesiyordu sessizliğin acı dolu haykırışlarını. Her sokak sitemlerle doluydu sana karşı. Çocuklar bile kırgındı sana. Bomboştu sokakların çoğu zaman. Bazense dolup taşardı sahte insanlarla. Yapmacık gülücükler vardı insanların yüzlerinde. Hiçbirinin gözünde parıltı bulamazdın. Ruhlarını kaybetmişlerdi senin sokaklarında. Gerçekleri yansıtıp, gösterenlerin yeri olmazdı oralarda. Onlar dışlanırdı. Toplum içine kabul edilmezlerdi. Farklıydılar çünkü. Gerçektiler.
Onunda yeri yoktu sende.
Kirletiyordun onun saf yüreğini. Yüzüne gerçekleri vurarak sahteleştirmeye çalışıyordun diğerlerine yaptığın gibi. Ama o onlar gibi değildi. Korkmadı senin gerçeklerinden. Her zerresi bağırıyorken uzaklaşması için o inatla kafa tuttu senin acımasızlığına. Hayalleriydin çünkü sen onun. Gerçekleriydin. Geleceğiydin. Yeri yoktu sende. Bu yüzden kendi yerini kendi yaratmak zorunda kaldı. Göz yaşlarıyla mühürledi seni kalbine. Hayatına. Tüm varlığına.
Sana meydan okudu.
Senin krallığında sana savaş açtı. Bunu yapmak zorundaydı. Sense ona hayatının tokadını attın. Güçsüz bedeni kaldıramadı bunu. Savrulup düştü yere. Zevk aldın bundan. İçinde kopan fırtınalarla senin pisliğin karıştı birbirine. Üstü başı çamur oldu küçük kızın. Sen bitti sandın. O ise üzerine bulanan çamurları göz yaşlarıyla yıkayarak kalktı ayağa. Sen ona küfürler savurdun. O sana gülümsedi. Sen onu ittin. O sana elini uzattı. Sen onu yoketmeye çalıştın. O seni yeniden şekillendirdi. Sana gerçeklik kattı, hayat kattı. Gerçeklik sandığın sahteliğinde boğuluyorken seni söküp aldı oradan. Seni hayallerindeki gibi yapmayı kendine görev edindi. Birbirinizi sınadınız siz. Sen kaybettin. O kazandı.
Senin tokatlarınla büyüdü.
O çocuk seninle büyüdü. Ona sen gösterdin hayatın gerçek yüzünü. Acımasızlığını. Adaletsizliğini. Sahtekarlığını. İnsanların gerçeklerden kaçma nedenlerini. O kızın hayata yenilmemesinin en büyük nedeni oldun sen. Ona güçlü olmayı öğrettin. Kendi olması gerektiğini. Sahte insanlardan uzak durmayı. Onlar gibi olmamayı. Pes etmemeyi. Hayalleri için savaşmayı. Senin karanlığında parlamayı öğrettin ona. Bir yıldız gibi değil. Güneş gibide değil. Onlarla kıyaslanamayacak bir şekilde. Tüm benliğiyle nasıl ışık saçacağını gösterdin ona. Gözlerindeki pırıltılarla, kalbindeki sevgiyle,yüreğindeki iyilikle, dünyaya saf bakışıyla, gerçekliğiyle, adaletsizliğe karşı savaşçı ruhuyla. Tüm varlığıyla.
Sonra anladı küçük kız.
Senin sokaklarının neden hep karanlık olduğunu. Neden sende tek iyi bir şey göremediğini. Neden acı, yıkım, hüzün, sitem ve feryat dolu olduğunu anladı. Nasıl onu sınadığını anladı. Sen ona sadece kötü yanlarını göstermiştin. Onu denemiştin. Seni haketmesi gerekiyordu çünkü. Onu çıkışı olmayan bir labirente sokmuştun bilerek. Ne olacağını görmek için. Onun gerçek yüzünü görmek için. Çünkü insanın benliği anca böyle anlarda ortaya çıkardı tüm çıplaklığıyla. Karanlıkta tek başına kaldığında ne yaptığıdır asıl mühim olan. Hüznün, kederin, yıkımın ve yok oluşun tam merkezinde tek başına kalınca yaptıkları gösterir onun kişiliğini. Sen onun ne yapacağını görmek istedin. Seni haketmesini istedin. Çünkü sende korkuyordun. Tıpkı onun gibi. Sende kendi şeytanlarınla savaşıyordun ondan habersiz. Ve sınadın onu en büyük çıkmazlara atarak. Oradan çıkışı bulmasını umarak izledin onu.
YOU ARE READING
Sen
Short StoryBir hikaye düşünün. Küçük bir kızın baş rolde olduğu. Birde büyük bir 'şehir' düşünün. Her şeyin simsiyah olduğu. Hayat dolu küçük bir kız ve yok olmanın eşiğinde bir şehir. Karşılaşırlarsa ne olur? Yaşam ve hayat mı kazanır? Yoksa yıkım ve ölüm mü...
