05.01.1886
05.08
Prag
''Ölülerin nabzı çok hızlı atar, ben bunu şahsi tecrübemden biliyorum.''
''Bak bu son yaz.''
Pencereden dışarı bakmayı öğrendiğinde odaya hapsolduğunu anlıyorsun. Düş kumarına düşüş işte böyle başlıyor benim için. En fazla ne kaybedersin, kendini mi? Muhtemel.
''Dolunay varmış bu gece, öyle diyorlar. İzleyecek miyiz?''
Tam şu an bir sigara yakmak isterdim. Sigara kullanan biri olsaydım eğer.
Sokağa bakan, dokunsan kırılacak camlı pencerenin direnci kalmamış gevşek macunlarını koparmaya başlıyordum işte yine. Pvc kaplama hüzünlü olsa gerek.
''Sana diyorum. Dolunay varmış bu gece. Kime diyorum ben?''
Alnımı kırılgan ve taze soğukluk veren cama öptürürken gözlerim indirdi perdelerini, işte oyun başlıyor! Her Çarşamba gecesi. Burada yağmurlar Çarşamba yağar, çarşaflar azat eder yataklardan.
''Üşüyor musun?''
Düşünüyorum.
Aklım kamaşıyor. Yağmur değilde biri limon sıkıyor sanki gök ekşiyor, ki turuncu soluk. Bu zamanlarda bir avuç toprak olmak istiyor içim. Bir şişe dolusu adrenalin mi daha akışkandır yoksa kükremiş sel gibi bendini aşan bulut mu?
Bazen anlatamıyorum.
Kısırlık sadece bir rahimde yahut testislerde mi meydana gelir? Beynime düşmüyor bazen hayaller, yaşatamıyorum. Doğurmak kolay meziyet değil fakat ilham ile beslemeden de olur mu?
''Gözlerinin içindeki dolunayı göremiyor musun sen? ''
Bir insanın gözleri nasıl dilinden daha çok konuşur? Ölü bir hırka bedeni nasıl sıcak tutar? Üç kuruşluk umuda kaç ekmek gelir? Bir savaş meydanında sahneyi ilk kim terk eder?
''Sanki seni bir yerden tanıyorum hissi, göz kapaklarımın arasına takılıyor. Bir insan gençliğini safi uykuyla geçirebilir mi? Yeni rüyalara yelken açmak için deniz çok tuzlu. Ve duyuyorsan eğer, çanlar bugün çok gürültülü.''
''Kartpostal seslerini krallar bilmez. İnandığın her şeyin bir bedeli varsa eğer halhallar bir prangaya dönüşmeden kus şu içindeki denizi. Tuzları martıya yem ederiz, sere serpe.''
Kemerleri çıkar yuvasından,
özgürce yürüyeceğiz hiç basmadığımız topraklarda.
Kaybolanlar çok oldu.
Papağan dalgalı okyanusta
Korsan sandıklarının içi altınla dolmadı.
YOU ARE READING
Seremoni
Teen Fictionzırhı paslanmış bir kahraman gibi, kaçtığı zamanlar ardında kapılar birer birer karşında azalırken aklının kılıcı kalbe değmediğinden
