GİRİŞ

43 11 7
                                        

İlk bölüm bu yüzden kısa. Devamında bölümler uzayacak.

"Sınavın nasıldı?" diye sordu tanıdık bir ses.
"Sence? Muhtemelen sonunculuğu garantiledim." diye cevapladım.
"Beni boş ver de senin nasıldı?"
"Hmm. Muhtemelen ben de son ondayım." dedi Cansu.
Birlikte yemekhaneye indik. Yemeklerimizi alıp oturduk bir masaya. Çok geçmemişti ki 4 erkek yaklaştı masaya. Bunlar Anıl, Mert, Çağrı ve Serdar'dan başkası değildi.
Nefesini tuttum. Birazdan olacakları biliyordum çünkü.
Anıl alaycı bir tonla "Naber arkadaşım?"
Yanıma gelip, oturdu. "Cevap vermeyecek misin, arkadaşım. Ama hiç yakışıyor mu?"
Başımı çevirdim. "Ya. Bunu niye yapıyorsun?"
"Benimle konuşurken başını önüne eğ." dedi ve sandalyemi geriye ittirdi.
Bem yere kapaklanırken, Cansu bağırdı. "Miray!"
Yanıma gelmeye çalıştı ama Serdar onu tuttu. "Orada dur bakalım. Sana karışma izni vermedik."
Cansu, Serdar'ı ittirmeye çalışıyordu ama nafile.
Dizlerimin üstünde doğruldum ama canım çok yanıyordu. Anıl yanıma geldi. "Acıkmadın mı? Şahsen ben çok acıktım." Benum tepsimi alıp, başımdan aşağı döktü. Benim hiç sesim çıkmıyordu, çıkamıyordu. "Afiyet olsun arkadaşım, hiç önemli değil. Ben her zaman sana yemeğini yedirmek için buradayım."
"Ya Anıl, bırak kızı." arkadan gelen bu sesle Anıl başını çevirdi. Mert'ti bu.
"Biraz da biz oynayalım, dimi ama?"
"Ooo kardeşim, buyur tabii ne demek? "
Anıl bir adım geriledi. Mert yaklaştı. Elinde bir şişe su vardı.
"Bu kadar tuzlu yemeğin üstüne su içmelisin. Bunu bilmiyor musun?" Su şişesinin kapağını açtı ve yavaş yavaş suyu dökmeye başladı.
Kimse onları durdurmuyordu. Az sonra öğretmen geldi. Onlar da bu gruba bir şey diyemiyorlardı. Tek bildikleri kim onlara bir şey söylerse ertesi gün kovulmuş ya da istifa etmiş olurdu.
Öğretmen beni de alıp yemekhaneden çıktı. Lavaboya gidip elimi yüzünü yıkadım. Yaşlar gözlerimden sessizce boşalıyordu.
Sınıfa gittim, kimse var mı diye bakıp içeri girdim. Çantamı aldım ve okul kapısına doğru yürüdüm. Cansu'nun arkamdan seslendiğini sonra duydum ama bakmadım bile. Okuldan çıktıktan hemen sonra ana caddeye doğru hızlandırdım adımlarımı. Sessizce damlayan gözyaşlarımı hıçkırıklar takip etmişti. Birazdan kalkışacağım işten korkuyor ama yapmak da istiyordum. Artık daha fazla dayanamıyordum.
İleride hızla yaklaşmakta olan kamyonu gördüm.
"Ya... Şimdi, ya da... Asla." hıçkıra hıçkıra söylemiştim son sözlerimi. Arkadan gelen Cansu'yu gördüm. Eğer daha fazla baksaydım, vazgeçebilirdim.
Kamyon yaklaştığı anda adımımı yola attım ve son duyduğum ses Cansu'nunkiydi. "Dur! Yapma!" ve hıçkırıklar. "Hayırrrr!"

SEKNAVİT LİSESİStories to obsess over. Discover now