Ah tanrım bu kadar zor olamaz değil mi? Sadece ufak bir değişiklik Alışabilirim! Ah kahretsin ne diyorum ben. Tabii ki alışamam. Ufakmış. Hayatım degisti. Kahretsin! Bunu bana yapan ailemi hiç anlamıyorum! "İş içinmiş,çok zor bişey değilmiş" diyor çok bilmiş Derya Hanım. Evet kendisi annem olur. -arada gıcık olsamda seviyorum-. Ama bu olaydan sonra fazlasıyla gıcık olacağımdan eminim. Babamı sorarsanız anlayış gösterdi. Kendisi anlayışlıdır. En azından bana karşı öyle. Tevfik Bey -bay karısının sözünden çıkmayan adam-. Evet hep anneme iyi bir eş olmak için çabalıyor. Başarılıda oluyo tabii. Bu olayda annemi ikna etmek için çok uğraştı ama annemin o çok değerli işi buna engel oldu! Doğduğumdan beri yaşadığım şehir olan İzmir'den şimdi kilometrelerce uzakta olduğum hiç bir yerini bilmediğim Ankara'da yaşam mucadelesi veriyorum. Babam alışabileceğimi söylese de ben pek inanmıyorum. Kaçmayı planladım aslında ama çok beceriksiz olduğumu ben de biliyorum. Tatilden tatile,bayramdan bayrama gidebilirim artık İzmir'e. Orayı seviyordum. En yakın arkadaşım,büyükannem,büyükbabam.. Daha birçok kişi.. Nasıl alışabilirim ki? En yakın ve tek muhattap olduğum arkadaşım-kardeşim daha doğru olur- Selma, beni; "Güçlü,dayanıklı,kıskanç,merhametli,sinirli,dürüst Hazal" diye tabir eder. Doğruluk payı var.Beni en iyi tanıyanlardan biri de o çunku. Sonuçta uzun yıllardan beri-ilkokuldan bu yana- yanımda olan,yanında olduğum biricik kardesim o. Tek çocuk olmama rağmen o varken öyle hissetmiyorum. Oda beni 2. kardeşi olarak görüyor.Evet küçük ve dünya tatlısı Ecem adında bir kız kardeşi var. Ecem gibi sever
beni Selma.Onu çok özlicem. Özledim de. 3 saattir Ankara'daki evimizdeyiz. Ve bu 3 saatin 2 saatini Selma ile konuşarak geçirdim. Sesi ağlamaklı geliyordu. Çok duygusal kendisi. Bu yüzden şaşırmadım dicem ama dikkat çekmek isterim sesi sadece ağlamaklı geliyordu. Yani ağlamadi. Kendini tuttu ve eminim telefonu kapattiktan sonra salya sümük ağlamıştır. Onu bilirim. Çok duygusal dedim. Her şeye hemen ağlar ama bu gerçekten onun için üzücü bir şey ise başkalarının karşısında ağlamaz. Daha sonra mendillere boğulur. Tıpkı bugunku konuşmamız gibi. Eminim şuan odası sümüklü mendillerle doludur. Duygusal Selma demek hoşuma gitmiyor. Ben genelde ona "sümüklü Selma"derim. Buna başta kızsada alıştı zamanla. Off onsuz bir hayat.. Kapımın tiklanmasiyla irkildim. Annem konuşmak için izin istediğinde başımla onayladım. Başlıyoruz.. "Hazal,seni anlayabiliyorum kızım ama sende beni anla. Bu iş benim için çok önemli. Biliyorum ilk defa böyle bir şey yaşıyosun ama alışirsin. Yeni arkadaşlar edinirsin." Diye başladı sıkıcı konuşmasina. "Anne beni biliyosun. Kimseyle kolay kolay muhattap olamıyorum. İzmir'de bile tek ve iyi muhattap olduğum Selma vardı. Orda okadar uzun süre yaşamama rağmen arkadaş sayım 5'i kanka sayım ise 1'i geçmedi. Bunu biliyorsun. Buna rağmen yeni arkadaşlıklar edinmemi benden bekleme."diye karşılık verdigimde derin bir şekilde nefes alip verdi. "Alışırsın tatlım. Bak görürsün. Ben seni şimdilik yormak istemiyorum. En iyisi akşam yemeğinde baban ile birlikte detaylıca konuşalım. Hadi sende toparlan eşyalarını yerleştir,sonra aşşağı inersin. Hadi bir tanem. Seni seviyorum" dedikten sonra yanağıma bir öpücük kondurup odamdan çıktı. Ona kıyamıyordum. Annemi çok seviyorum. Ama gerçekten çok kırgınım. Ben kolay kolay arkadaş edinemiyorum. Bunu biliyor.Ama bana yapabileceğimi söylüyor. Ah! Selma'nın güçlü tabirini uygulasam iyi olur.Ailemi üzmek istemiyorum.Eşyalarımı odama yerleştirirken bir taraftanda odayi inceliyordum. Geldiğimden beri dikkatimi çekmeyen odam güzel düzenlenmişti. Annem bahsetmişti.Buraya taşinmadan 2hafta önce dekore edilmis. Odam tamda zevklerime göre düzenlenmiş.Yatak örtüm açık tonda ki mor renginde dolabiminda kenarları daha koyu bir morla renklendirilmiş. Evet moru severim. Çalışma masam,sade ve şık. Yatağımın yaninda ki komidin de dolabimla aydi şekilde. Odam kocaman bir pencereye sahipti. Bu hoşuma gitmisti. Boydan boya güzel manzarayi sahiplenen penceremin yanında duran puf koltuğum çok tatlıydı. Evet o da mordu. Halım ise yine sade. Odam tam istedigim gibiydi. Çok eşya yoktu ve renkler tam bana göre mor ve beyaz.En azından bu odada biraz mutlu olabilirdim. Eski odamda güzeldi ama bunun farklı bir havası vardı. Neyse eşyalarımı yerleştirme işim bittikten sonra kısa bir duş alıp üstüme rahat bir seyler giydim. kestane renginde ki Sacimi örüp yemek için aşağiya indim. Ve yine sıkıcı bir konuşma için ayaklarım zorla sürüklenircesine yemek masasına varmıştı. Annem ve babam beni bekliyorlardi. Hiç bir şey söylemeden önümdeki tabağa odaklandım. İştahım yoktu ama oyalanircasina çatalıma aldığım köfteyi ağzıma götürürken babam söze başlayan ilk isim oldu. Şaşırtıcı! Annem varken söze ilk babam başlamıstı. Ona doğru başımı hareket ettirirken "durgunsun seni anlıyorum. Ama kısa sürede alışırsın. Seni bilirim güçlü kızım benim." Hah evet guclu kız Hazal. "Sanmıyorum baba bu benim için çok zor. Kendimi burda çok yalnız hissediyorum" derken yine boş kalmamak için bir köfte daha attim agźima. "Yalniz kalmayacaksın. Okulunda yeni arkadaşlar edinirsin." "Beni tanımıyormuş gibi konuşmayın. İkinizde çok iyi biliyorsunuz ki arkadaş edinme konusunda okadar da girişken değilim!" Bunu bildikleri halde böyle demeleri gerçekten sinir bozucuydu. "Peki. Bu arkadaş işi kalsın. Zamanla buna sen karar verirsin. Senden tek bir isteğim var tatlım derslerini aksatma. Kendimi gerçekten suçlu hissederim." Dayanamayıp söze giren anneme karsi sadece gozlerimi devirdim. Beni gerçekten sinirlendiriyordu. Babam boğazini temizledikten sonra "Bende derslerini aksatmani istemem. Okul işlemlerini yaptım. İzmir'deki kolejinden cok daha iyi bir kolej buldum kayıt işlemlerin tamamlandi. Üniforman hazır. 2 gün sonra okulun başlıyor. Elinden geldiğince kendini iyi hissetmeye odaklan kizim. Boylece hem derslerini bozmaz hemde neşemiz kaçmaz" dediginde durdum. Böyle yaparak neşelerini mi kaçırıyordum? Haklı olabilirdi. Mızmızlık yspıyordum belki de ve nesemizi kaçirmaya neden oluyordum. Ah! Suclu yine ben. "Tamam"diyip sofradan kalktiğimda odama doğru yol aldım. Arkadan " sana güveniyoruz" "alışacagîna inaniyorum" seslerini duymadan burada tek sevdigim parça olan odama girip kendimi yatağa attım. Düşündüm. Tam bir ergen gibi davraniyordum. Biraz sabırlı olabilirdim. İzmir'de iken derslerime çok önem verirdim. Burada da öyle olmalıydım.Kendimi onların yerine koydum.Haklıydilar! Kendimi toparladim. Guclu Hazal tabirine şu saatten sonra uymaya karar vermiştim. 2 gün sonra gideceğim okul icin heyecanlı değilim desem yalan olur.Yeni arkadaş edinmek için uğraşacağım ama başarılı olacağımı pek sanmıyorum. Bugün yeterince can sıkıcı ve düşüncelerle dolu bir gündü sanırım uyusam iyi olur...
...
Büyük Gün! Daha doğrusu sıkıcı gün..Yeni okuluma başladım. Arkadaş konusunda hâla kararlıyım. Tek takılsam daha iyi olur. Dünü hatırlamak bile istemiyorum. Hatırlanacak bir şey olmadı da ondan. Gün boyu sadece incelediğim odamdaydım. Atıştırmalık bir şeyler için birkaç defa mutfağa inmiştim. Yeni bir çalışan gördüm. Suana kadar bu evde farkeetiklerim sadece yeni çlışan Neriman Hanım ve odam. Onun dışında hep odamdaydım. Çoğunlukla Selma ile dertleştim. Geri kalan zamanimda kitap okudum. Sosyal medyaya takılmayı seviyodum. Zamanımı güzel ve hızlı bir şekilde alıyodu benden. Orada genellikle Selma,Eymen ve Efe ile yazışırdım. Ya da ana sayfalarda dolasirdim. Az önce saydığım isimlerden Eymen benim bu zor arkadaş edinmeme sebebimin baş kaynağı. Onu ortaokuldan beri taniyorum. İyi arkadaştık. Liseye geçtiğimizde ufak bir hoşlantı sonucunda sevgili olmuştuk. Kesinlikle ilk aşkım falan değildi. Sadece hoşlantı ve meydana çıkan sevgili denen şey. Geçen zaman ile birlikte ona daha da bağlanmıştım. Onunda öyle olduğunu düşünmüştüm. En guzel gunlerimde hep yanimdaydı. Ama sadec güzel günlerimde.. Bana olan sevgisinden emin gibiydim. Ona çok güvenmiştim. -hâla ilk aşkım falan değil. Benim ilk aşkım hiç olmadı olmayacakta!- Taa ki o güne kadar.. Maskeler o gün inmişti. Geçen sene babannemi kaybetmiştim. Okulumun zengin zübbeleri hiç akrabaları ölmemişçesine Benim üzgün olmamdan yararlanarak neler yapmamışlardı ki.. Bana küçümser bakışlar atmak,kantinde herkesin içinde benimle alay etmek ve daha fazlası. Bu onların seviyesizliğini gösteriyordu. Arkadaş edinememe konusunda bir diğer etkende buydu. Aslında arkadaş edinememe değil sorunum. Sadece biraz fazla güvensizlik var bende. Herkesin onlar gibi olabilecegine büyük bir ihtimal vererek yalnızdım. Ama güvensizliğimin en büyük nedeni olan Eymen,bana yaşatabileceği en kötü şeyi yaşatti. Ben daha babaannemin ölünü atlatamamış ve hâla o seviyesizlerin ezmelerine maruz kalmış halde kıvranırken o... Hatırlamak bile istemiyorum.. Bana attiği o bakiş.. Küçümsüyodu. O da. Dahası gözlerimin önünde başka bir kız kollarında ve gulusuyorlardı. O gün yıkılmıştım. Yanımda sadece Selma ve Efe vardı. Herkesi o gün daha iyi tanımıştım. Arkadaşlarımı seçmiştim. Üstüne başka ne arkadaş ne de sevgili eklemiştim... Efe den pek bahsetmedim ama onada güvenebiliyorum. Düşünceler aleminden Onümden kahkaha ile geçen arkadaş grubunun sesiyle irkilip çıkmıştım. Kendimi toparlayıp koca okul binasına girdim. Kimsenin dikkatini çekmek istemiyordum. -Başarılı.- Müdür odasını bulduktan sonra derin bir nefes alıp kapıyı tıklattım ve kendimi odada buldum. Gözlüklerine deyecek kadar koca bir gülümseme ile beni karşıladiğında oturmam için rahat görünen deri koltuğu işaret etti. Oturdum ve biraz daha küçülmüş olan gülmsemesinin bulunduğu suratına baktım. "Hoş geldin Hazal. Ben okul müdürün Salih KAVAKÇI" Diye söze giriştiğinde "Hoşbuldum,şey ben" "işlemlerin tamamlandı sınıfın 2. Katta solda 11F" diye sözümü kestiğinde başımla onayladım ve "Teşekkürler,çıkabilirmiyim?" Dediğimde "Tabi" diyip o koca gülmsemesi ile ayağa kalktım. İyi biri gibiydi. -kısa kesmesi kendini sevdirmişti-Eski okul müdürüm gibi Kel ve şişman değildi. Aksine uzun boylu orta yaşlarda yakışıklı gözlüklü bir beyefendiydi. Tarif ettiği sınıfa doğru ilerlerken bir çift gözün üzerimde olduğunu gördüm. Benim yaşlarımda benden az bir şey uzun boylu olan çocuk köşeye çekilmiş beni izliyordu. Gözlerimiz bir araya geldiğinde hemen kendimkileri devirip yoluma devam ettim. -birine yakalanmıştık- Sınıfımın önüne geldiğimde içeri girmek için derin bir nefes aldım ve evet yeni sınıfımdaydım. Hemen boş bir yer aradım. 2 boş sıra gordüm. Arkadakine doğru yürüdüm. Sıraların arasindan geçerken yan gözle bakanları aldırmadan yerleştim. Hemen sonra yanıma siyah saçlı ve zayıf güzel bir kız geldi. "Hoş geldin! Yenisin " Yok uzun zamandır burdayımda siz fark etmediniz " evet! Burada kimse oturmuyor değilmi? Yani yalnız kalmak istiyorum da" suratı bir anlığına da olsa garip bir şekil almisti ama yine yüzünden gülümsemesini eksik etmedi -son sözüme takılmış olmalı.- "Evet boş burası! Bu arada ben Sema" Yüzümün halini bile görmek istemezsiniz. Eminim şuan zorla suratıma yapıştırdığım gülümseme ile yine bir numarayimdir. "Memnun oldumm bende Hazal. Iı şey.. ben biraz yalnız kalmakdan bahsetmiştim kusura bakma ama şey anlarsın işte" başını büyük bir ebeveyn gibi salladıktan sonra elini ceplerine koyup parmak ucu üstünde bir defa inip kalktiktan sonra "Tabii sen nasil istersen. Seni anlaıyorum" başımla onaylayıp yine yapmacık bir gülümseme sunduktan sonra uzaklaştı. Ne anlamış olaabilirdi ki Ah şu her şeyi bildiğini sanan tiplerden sanırım. Sınıf bir anda sessizleşti. Orta boylarda uzun saçlı Bayan bir hoca sınıfa girdiğinde suratsız yüzüyle yerine yerleşti. Hemen ardından sınıfa şu az önce beni izleyen çocuk girmişti. Wow!gerçekten havalıydı. Ah! Ne saçmalıyordum ben.. O benim sınıfımdaydı ve ben daha az önce ona gözlerimi devirmiştim ve işin kötüsü şimdi yine gözlerimiz birbirni buldu ve ben yine aynı şeyi yaptım. Durun! Şuan bana doğru yürüyor. Ve şimde tam da karşımda dikilmiş bana bakıyordu. Ne diyeceğimi bilemezken kendiliginden göreve giren aptal ağzım o bakışlara karşı sadece kaba bir "Ne?" Karşılığı verdi. Ah! Gerçekten de aptalım. Yüzündeki tebessümü görünce kendimi uzay boşluğunda hissettim. Tanrım o ne gülüştü öyle. Dudakları aralandığında -niye bilmiyorum- kalbim duracak gibi oldu. "Yanına oturabilirmiyim?"
YOU ARE READING
GECE CANAVARIM
Teen FictionYeni yeni alışmaya pardon alışamamaya çalıştığım bir oratama umutsuz vaka temsili adımlarımı atmıştım. Peşime taktığım güvensizliğim ve onun peşindeki daha birçok şey beni ortamlardan hep uzak tutmuştu. Bunun birçok sebebi vardı. Lanet olsun! Uzak d...
