Bölüm1: Geri Dönüş

197 12 17
                                        

Öncelikle merhabalar canlar, İnnocent Monster'da olduğu gibi bu benim kendi yazacağım ilk kitabım. O ise ilk çevirimdi. Bu yüzden kelimelerim saçma ve betimlemelerim kötü olursa kusuruma bakmayın elimden geldiğince iyi bir şekilde hayal ettiklerimi size aktarmaya çalışacağım. Bölümleri haftada 1 kere yayınlamayı düşünüyorum çünkü manga hakkında düşüneceğim çok fazla soru oluyor ve düşünmem gerekiyor. Duruma göre çıkmaza girersem süreyi uzatabilirim. Anlayışınız için teşekkürler.!

"VÜCUDUMU GERİ VER NEAH!!!" Allen biraz ilerisinde duran ışık hüzmesine doğru elini uzatarak yürüdü.

DIŞARIDA

"Bu sefer gelen ben olacağım Mana... Seni öldürmek için.." Neah yarı burukça gülümsemesiyle Kont'a bakıyordu. Tyki, Neah'ın ele geçirmiş olduğu Allen'in vücudunu, kaşlarını çatarak sert bakışlarla süzdü.

"Seninle tekrar görüşeceğiz... Ve o zaman bize Mana'nın kim olduğunu, ne yapmaya çalıştığını anlatacaksın.." Tyki düşünceli gözüküyordu, Wisely ve Kont'un ardından o da yerdeki siyah su damlaları oluşturan kapının içine girip peşlerinden gitti.

Neah bir süre boyunca onların gitmelerini izledi, gözü Tyki'ye takılmıştı. "Bu adam neden bana çok benziyor...? Her neyse!" Alaycı bir tavırla gülümsedi ve neler olduğuna bakmak için arkasına döndü. Link, Johnny ile birlikte biraz gerisinde duruyordu. Link Johnny'i omzuna alarak ayağa kalktı.

"Yerimizi bulmamaları için sürekli yer değiştirmeli ve bir an önce buradan ayrılmalıyız." Link ciddi bir şekilde Neah'ın yüzüne bakıyordu.

"N-Ne? Neden bahsediyorsun? Sana daha demin korkutucu olduğunu söylemiştim! Hayat enerjini vererek beni iyileştirmen, daha deminki beni koruyucu tavrın.. Tabi tabi bunlar iyi şeyler ama seninle müttefik olmayacağımı söyledim bu yüzden peşimi bırak artık! Şu gözlüklüyü de al ve buradan kaybol!" Neah alaycı bir tavır sergileyerek yarı sinirli bir şekilde Link'e bakıyordu.

"Daha önce söylediğim gibi." Link Johnny ile birlikte yavaş yavaş önden yürümeye başladı. "Sizin için buradayım ve artık Cross Marian'da yanınızda olamayacağına göre, bir desteğe ihtiyacınız olacak, sizin sağ kolunuz olacağım."

'Cross Marian' lafını duyduğunda, Neah'ın söyleyecekleri ağzında tıkandıktan sonra derin bir iç çekti ve ona kaşlarını çatarak baktı. "Kara Emir gibi asıl pisliklerin içinde bulunduğu bir yerden gelecek yardımı isteyecek kadar düşük mü görünüyorum?"

"Elbette haklısınız ama şuanda sizinde bildiğiniz gibi beni Kara Emir artık ölü biliyor. Ve bundan sonraki hayatımı sizi korumak için harcayacağım, bana verilen emir bu. İsteklerim ise... Bundan henüz emin değilim."

"Peki peki, isteğinden emin olduğunda gelirsin ozaman çünkü seni istemi-.." Neah birden sustu ve gözleri büyürken başını tutmaya başladı. Yere çöktü, gözleri ve dişlerini sıkarak direnmeye çalıştı. Link, Johnny'i yere bırakıp hemen onun yanına koştu.

"Sorun ne?"

"Al-len... Tekrar kont-rolü ele a-alıyor.."

Link etrafa baktı ve bir otel gördü. Johnny ve Neah'ı alıp hızlıca otele soktu. Üç kişilik bir oda tuttuktan sonra Johnny'i yatağına yatırdı. Ayağa kalktıktan sonra ona göz ucuyla baktı. "Kafasındaki kağıdı çıkarmadan önce onu Düzen'e geri götürmeliyim. Yoksa bir sorun çıkartacak."

Link arkasını döndü ve diğer yatakta yatmakta olan Neah'a baktı. Uyuyordu ve sakinleşmişti ama sanırım oradaki Neah değil Allen'in kendisiydi.

Allen uyandığında ona ne diyeceğinden ve nasıl tepki vereceğinden hâlâ emin değildi. On dördüncü'yü koruma emri verilmişti ama o Walker'ın gerçekten yok olmasını istiyor muydu? On dördüncüye yardım etmeyi gerçekten kendisi de istiyor muydu? Atuuda'nın mühürlerinin olduğu eline tekrar baktı, gözlerini kıstı ve kapadı. Sanırım cevabını henüz bulamayacaktı. On dördüncü'nün de Walker'ın da iyi olmasını istiyordu. Ama sonunda onların ikisinden biri kalacaktı..

D. Gray Man SanctifyWhere stories live. Discover now