Herkes prensesler gibi yaşarken, senin bir bela olman... Bütün çocuklar anne babasına gülümseyerek bakarken, onları tanımaman... İnsanları sevmemen... Kötü dedikodular... Nefret edilmek...
--
Ben acı çekmeyi küçüklükten öğrendim. Annem beni doğurduktan sonra bakamamak korkusuyla terk etmiş. Bu yüzden babam bana tek başına bakmak zorunda kalmış.Benimle ilgilenen ve beni seven tek kişiymiş o. Ama 5 Temmuz gecesi intihar etmiş. Ben o zamanlar daha 4 yaşındaydım. Neden intihar ettiğini hatırlamıyorum, mantıklı bir sebebi yoktu kesin. Hangi intiharın mantıklı bir sebebi olur ki? Babamın intiharından sonra polisler bana bakmaya çalışmıştı. Ama ne seviyorlardı, ne önemsiyorlardı? 5 yaşındayken yetimhaneye bırakmışlardı. Oradaki çocuklar benimle oynamıyorlardı. Öğretmenler bana zorla bir şeyler öğretiyorlardı. İlgilenmedikleri için okumayı kendim öğrendim ben. 14 yaşına kadar burda kaldım. Bir süre sonra büyüdüğüm için beni kovmuşlardı. Hoş, çokta istemiyordum kalmak. İş bulmam gerekiyordu, ama kimse beni kabul etmiyordu. Param yoktu, yiyeceğim yoktu, yatacak yerim yoktu... Sokakta kalmak zorundaydım. Ama geceleri başka sorunlar vardı. Kendimi savunmayı öğrendim bu yüzden. Bir grup karışmıştı bana. Elimde sopa vardı ve onları dövmüştüm o gün. Birkaç gün sonra yanıma gelmişlerdi. Beni mafya olmak için davet etmişlerdi. Her türlü olanağı sağlayacaklarını söylemişlerdi. O gün bugündür mafyayım.. Beni eğiten kişi mafya başı Selim. Ve artık 16 yaşındayım. Yemek yemek için dışarı çıkmıştım. Garsonlar benimle isteyerek ilgilenmemişti, yemeğimi cımbızla yiyordum resmen. Sonra kendim aldım her şeyi. Para ödemeden çıktım sinirle. Sevmiyorsan bile insan bi yiyecek bir şey verir. Dönüş yolunda zengin züppelerin olduğu bir okulun önünden geçtim. Bunlar acı nedir bilmeyen kişiler tabi. Bir çocuğun sesi geldi o sıra
"Şşşt! Yücel!" Bir an duraksadım. Uzun zamandır bu soyadı duymamıştım. İsmimi söylemememiştim değil mi? Ben Alev Yücel. Sinem Yücel ve Murat Yücel'in öz kızıyım. Tabi sadece dışardan. Aslında ailesinden nefret eden bir kız. Züppeyi takmadan yoluma devam ettim.
"Sana diyorum." Tekrar umursamadım ve yürümeye devam ettim. Koşma sesleri ile arkamı döndüm. Çocuk karşımda dikiliyordu. Bozuntuya vermeden
"Ne var?!" Dedim.
"Fazla mı kabayız ne?" Dedi ve küçük bir çocukmuşum gibi yanaklarımı sıktı. Ellerini yanaklarımdan çektim
"Gitmeliyim." Dedim. Cevap beklemeden arkamı dönüp yürümeye başladım.
"Seninle konuşmam bitmedi, güzellik." Dedi arkamdan. Cevap vermedim. Böyle kişilerden nefret ederim. Ben sadece küçük çocukları severim. Onlara da benim başıma gelenler gelmesin istiyorum.
--
Bıçaklarım paslandığı için yaptırmalıydım. Normalde Deniz Abi yapardı. Ama bugün onu bulamadım. Normal birine gitmeliydim. Dışarı çıkmak benim için bir eziyet zaten. Bir de en çok lazım olan bir şeyi yaptırmak... Dışarı çıktım. Nefretle beni süzen gözleri aldırmamaya çalışarak yürüdüm. Bir yer buldum ve hemen içine girdim.
"Merhaba." Dedim. Yaşlı bir adam gülümseyerek bana baktı.
"Merhaba kızım. Senin gibi güzel ve genç biri burda ne arar?" Dedi yaşlı adam. Şaşırmadım değil. İlk defa bana nefretle bakmayan biri görüyorum. İstemsizce burukça gülümsedim.
"Bıçaklarım paslanmıştı amcacım. Onu yapmak için gelmiştim."
"Kızım senin elinde niye bıçak gezer. Babana veya annene söyleseydin keşke." Diye gülümsedi samimi bir şekilde.
"Benim annem babam yok amcacım." Yaşlı adamın yüzündeki gülümseme bir an yok oldu. Çok kötü hissettim kendimi.
"Çok üzgünüm kızım. Bilmiyordum." Tekrardan burukça gülümsedim
"Önemli değil amcacım. Nereden bilebilirdin ki. Ben iyiyim. Sen gülümsemeni silme yüzünden." Adam tekrardan gülümsemeye başladı.
"Ver bakalım bıçaklarını." Bıçakları uzattım. Yaşlı Adam eline aldığı anda çöpe attı bıçakları.
"Kızım senin yaşın bunlar için uygun değil. Yemeğe, kalacak yere ihtiyacın olursa bana gel. Ben seni çok sevdim. İsmin nedir senin?"
"Ben Alev."
"Tanıştığımıza memnun oldum Alev Kızım. Ben Murat." Murat? Bu adam babam olacak kişi gibi değildir umarım. Bakamam korkusuyla intihar eden bir kişi gibi.
"Teşekkür ederim amcacım. Ama bana bıçaklarım lazım. Onlar olmazsa geçimim zor olur."
"Benimle kal o zaman Alev Kızm. Sana bu yaşta bıçak kullandırtan biri, iyi biri değildir. İzin vermiyorum senin öyle olmana." Bu Yaşlı Amca beni çok düşünüyor. Mafya olduğumu bıçak şeklinden fark etmiş olmalı. Çünkü onlar normal yemek bıçağı değil. Deniz Abinin yaptığı özel bıçak onlar.
"Düşünme sen beni amcacım. Alıştım ben. Seninle kalırsam islaf edersin. İnsanlar beni sevmez. Sende sevme, ilgilenme." Nedense bunları bir anda söyledim.
"Bir şey olmaz Alev kızım. Seni sevdim ben. Yardım etmek isterim. Mafya olmaktan iyidir benimle kalmak."
"Ama amcacım, benimle ilgilenemezsin. Bir süre sonra benden nefret edersin. Kim olduğumu öğrendiğinde beni sevmezsin."
"Ah be Alev kızım. Yapmam ben öyle şey. Seni kızıma çok benzettim. Rahmetli oldu kendisi. Canım gibi severdim onu. Sonra kocası başka bi kadınla evlendi. Torunum hiç sevmez o kadını. Babası için katlanır. Sen torunuma da yardım edersin hem. Kal benle, olmaz mı?" Derken gözleri doldu Amcanın. Acıdım tabi. Üzüldüm çok. Benimle aynı acıyı yaşıyor resmen. Sadece ben anne ve babamı sevmiyorum. Amcanın yanına gittim ve sarıldım.
"Ağlama sen amcacım. Eksik etme gülümsemeni yüzünden. Başka çarem yok sanırım." Dedim. Amca gözü yaşlı bi şekilde gülümsedi tekrar. Ayrıldığımda sildi göz yaşlarını.
"Gel kızım senin kalacağın odayı göstereyim." Dedi ve merdivenlerden çıkmaya başladı. Takip ettim onu. Evi küçüktü, alt katında iş yapıyordu. Bir kaç odayı geçtikten sonra bir odanın önünde durdu. Kapıyı açtığında içerde iki yatak bir dolap ve bir masa vardı.
"Eşyalarını getir en yakın zamanda, sana bir okul da ayarlarım ben. Torunumla da tanışırsın."
"Teşekkür ederim amcacım. Ama okul istemem ben. Öğretmenler de sevmez, sınıftakilerde. Senin yanında da kalmam, işleri bu odada görürüm. Kendim öğrenirim her şeyi."
"Olmaz kızım. Okula gitmemek olur mu hiç? Onca şeyi tek başına öğrenmek. Asla olmaz."
"Okumayı, yazmayı, matematiği, coğrafyayı... Hep kemdim çalışarak öğrendim. Senden isteğim kitap sadece."
"Sen benden dünyaları iste, veririm gene. Bir ihtiyacın olursa çekinmeden söyle. Bugünden itibaren bu evin ferdisin sen."
"Saol be amca. İlk defa sevildiğimi hissettim ben. Bir babam düzgünce sevmiş 4 yıl. Hatırlamam onu da. İntihar etmiş zaten sonra. Beni çok mutlu ettin cidden." Derken gözlerimin dolduğunu hissetim. Bir göz kırpışımla döküldü bütün göz yaşlarım.
"Ağlama be güzel kızım. Annen doğduğunda ölmüş mü?" Dedi saf bi şekilde.
"Keşke ölse be amcam. Terk etmiş bizi. Korkmuş bakamam diye. Şuan kayıplarda kendisi. Annem babam çok sevilirmiş. Ben doğduğumda annem kaçmış, babam da bir süre sonra intihar etmiş. Herkes benim suçum olduğunu düşünüp nefret eder benden." Diye anlatırken hıçkırarak ağlıyordum artık. Durmaya çalıştıkça göz yaşlarım artıyordu. Yaşlı amcamın da gözleri kızardı.
"Ağlama be kızım. Çok güzelsin sen. Harap ediyorsun kendini. Benim kızım ağladıkça için giderdi her zaman. Sende onun gibisin. Ağlama olur mu? Yaşatma ikimize de acı sakın. Bende ağlamam artık. Torunum da katlanır, bende." Göz yaşlarımı sildim.
"Neye katlanırsınız?" Dedim. Küçük çocuklar gibi hissettim kendimi.
"Kızım öldükten sonra kocası başka bir kadınla evlendi. Ama bu kadın koca parası yiyen biri. Torunumu asla kabul etmedi. Oğlum bile demedi bi kere. Ne yaptığını,nerede olduğunu umursamadı hiç. Babası da ne yapacağını bilmeyen birisi. O kızın bir dediğini iki etmez. Gerekirse oğlunu evden kovar. Torunum zorla zengin okuluna gider. Okul çıkışı hep bana gelir. Acırım ona çok. Annesini çok severdi garibim. Her hafta ziyaret eder mezarı. Ağlar sürekli başında. Annesinin en sevdiği çiçeği götürür... Of be kızım. Ağlamayalım daha, üzmeyelim kendimizi. Hadi, sen eşyalarını al gel hemen." Yaşlı amcanın anlattığı ile tekrar akan göz yaşlarımı sildim. Tebessüm ederek
"Hemen amcacım." Dedim. Koşarak evden çıktım. Selim Bey'in mekanına geldim. Suratsız bir şekilde tek kelime etmeden eşyalarımın olduğu odaya gittim. Eşyam zaten çok yoktu. Topladım hepsini,attım bi çantaya. Çıkarken Selim Bey'in sesi geldi
"Nereye?"
"Dışarı." Dediğimle yürümem bir oldu.
"Benimle yüzüme bakarak konuş. Ben buranın patronuyum." Duraksadım. Arkamı döndüm ve elimi cebime attım. Bana verdikleri aptal kartı sıkarak.
"Gitmeliyim!" Dedim. Hızlı adınlarla çıktım ordan. Yaşlı Amcanın yanına gittim.
"Sonunda be Alev Kızım. Çok endişelendim." Dedi ve bana sarıldı. Yanında kızgın bir adam vardı
"Ah be Murat. Çok safsın. Kızın öldüğü için bir sempatin var bunlara. Ama bu Yücel'den nefret edersin. Kovarsın onu. Annesi ve babasının ölümüne sebep oldu o." Yaşlı Amca kaşlarını çattı. Ağzını açtığında ona gerek yok işareti yaptım. Dalga geçer bi şekilde gülümsedim
"Teşekkür ederim Beyfendi. Siz zaten beni çok iyi tanıyormuşsunuz. Keşke bide bilerek yargılasanız. Ben Alev Yücel. Sema ve Murat Yücel'in öz ve ölümüne sebep olan kızlarıyım." Dedim.
"Kendin de söyledin zaten. Bak Murat, bu kızı kimse sevmez. Bırak tek kalsın o. Yapar bir şeyler. Olmadı anne babasını öldürdüğü gibi kendi de gider. Kovsana şu pisi buradan. Her yer toz oldu bak." Dedi ve pahalı ceketinin cebinden bir medil çıkarıp burnunu sildi. Yaşlı Amca kafasını salladı
"Haklısın galiba. Pis birini çıkarmalıyım burdan." Dediğinde adam 'iyi edersin' anlamında salladı kafasını. Gitmek için adım attığımda. Yaşlı Amca
"Kenan, lütfen gider misin buradan? Seninle arkadaşlığımız bitti nasılsa." Dedi ve sert bi şekilde adamı iteklemeye başladı. Adamın yüzündeki şaşkınlık belli oluyordu. Adam gittiğinde Yaşlı Amcaya bir daha sarıldım.
"Ne yapsam,ne kadar teşekkür etsem az be amcam."
Bitmedi daha^.^
YOU ARE READING
Yanan Alev Dinen Yağmur (YADY)
Teen Fiction"Yanmaktan korkmadığım Alev, Dindirir mi yağmurumu?" -Bora Altınay KISA HİKAYE "Yakmaya korkan Alev, Acı çektirmez yağmura..." -Alev Yücel
