1.BÖLÜM

39 5 1
                                        

Bir fincan köpüklü türk kahvesi, telefonum ve kitaplar yaşama isteğinin göstergesi...
Her zamanki sonbahar akşamları gibi gözüküyordu belki, ama değildi. Rüzgarın sertçe savurduğu saçlarımı geriye doğru elimle itip,bomboş gözlerle, 'Biz özgürüz ve seninki gibi ayağımıza takılmış bir prangamız yok. İstediğimizi yapabilir, dilediğimiz gibi uçabiliriz ama sen ;öğrendiğin gerçekle ayaklarının üstünde durmak zorundasın! Dercesine havada süzülen kuşlara baktım.
Keşke zamanı geriye alıp, yaşamıma daha dikkatli devam edebilseydim. Son zamanlarda yaşanılanlara rağmen hep ayakta durmaya çalışıp, unutmaya çalıştım. Dünyadaki çoğu insan gibi sanırım ben de kabullenmek zorundayım olanları. Hayat devam ediyor, ayaklarımın üzerinde durmalıyım.
Gerçeği anlamak yerine yada kabullenmek yerine yalanlara inanmayı, kabullenmeyi tercih edenlerdenim.
Soğuktan üşüyen ellerimi ısıtmak için camı kapatıp, fincana ellerimi sardım.
"Sıkılmadın mı camın önünde beklemekten? " diye mırıldandı. Sanki soğuk havaya inat, sıcak ve samimiydi annemin sesi.
Bakışlarımı camdan ayırıp 'Neyin var Gizem' dercesine gözlerini benim üzerime diken anneme, kafamı çevirip baktım. Her zamana tercihini eşofmanlardan yana kullanan annem, bu sefer kot pantolon giyip evdekileri şaşırtmıştı. Beyaz tişörtü ile kot pantolonu birlikte güzel bir uyum sağlamıştı. Üzerindeki kıyafetlerle genç kıza benzemişti adeta. Gözlerimi kısıp annemi süzerken, annem kaşını kaldırıp bana baktı.
"Annecim, biliyorsun seviyorum kahve içerken etrafı izlemeyi "
Annem beni son bir kez daha süzdü. Ve benim her zamanki bu hallerim alışkın olduğu için arkasını dönüp gitti.
Genelde odama kafamı dinlemek için gelirdim, annemin beni soru yağmuruna tutması için değil.
Tekrar camın karşısına geçip, kaldığım yerden devam ettim. Geçmişte yaşadığım anılarım gözümün önünden film şeridi gibi geçti. Ne zaman yalnız kalsam hep o aklıma geliyordu. Anılarım...
Erkekler kızları kırmayı severlerdi... En çok da hayalleri ve umutları olan kızları özellikle seçerlerdi. Geçmişinin bir açık bulup karanlık kapılar ardından tekrar süzülerek bugüne üşümeye başlaması üzerine dayanamayıp olaya el atmaya karar verdim. Anılarımı tekrar kapılar ardında kilitleyerek bugünümü, yarınımı ve geleceğimi şekillendirmeye çalıştım.
Gözlerimi odanın içinde gezdirirken masamın üzerindeki kağıda gözüm takıldı. Masama doğru yönelirken cebimdeki telefonum titredi. Mesajın kimden geldiğimi merak ederek, elimi cebime daldırıp telefonumu çıkardım. Mesaj Berfindendi
"Gizem, müsaitsen bize uğrayabilir misin? "
Genellikle haftasonları ya Berfin bize geliridi yada ben onlara giderim. Tam olarak 7 yıldır tanıyoruz birbirimizi. Şimdiye kadar bana yaptığı yanlış olmadı hiç. Benden  cevap beklediğini  umarak telefonumu açıp yazmaya başladım.
" Olur, yarım saatte gelirim "
Gardırobumu açıp ne giyeceğimi düşünmeye başladım. Bu kadar kıyafetin arasından kombin yapmakta her zaman zorlanıyorum. Beyaz tişörtümü ve yırtık pantolonumu alıp giyindim. Odamdan çıkarken mevsimin sonbahar olduğu için havanın soğuk olabileceği kanaatine vardım. Geriye dönüp üzerime bir de kot ceket aldım. Merdivenlerden aşağıya hızlıca indim. Annemden gizli çıkmayı umarak adımlarını yavaşlatıp kapıya doğru ilerledim Bu adımlar bana hırsızı anımsattı. Onlar da böyle yürürlerdi. Yani sadece filmlerde gördüğüm kadarıyla. Tam ayakkabılarımı giyeceğim sırada arkamdan gelen bir ayak sesini duydum. Annen olduğunu az çık çok tahmin edebiliyorum.
"Nereye gidiyorsun? "
Heyecandan hızlıca çarpan kalbimin ritmi, annemin bana yönelttiği sorudan sonra dahada hızlı çarpmaya başlamasını hissedebiliyorum. Kendimi sevgilisiyle buluşmak için evden kaçan ergenler gibi hissettim. Yaptığım hareketin yanlış bir hareket olduğuna kanaat getirdim. Hem kötü bir şey yapmıyacaktım ki, Berfinlere gidecektim. Arkamı dönüp açıklamamı yaptım.
"Şey Berfin çağırmıştı da... "
Annemin sinirlenmediğini umarak ayağa kalktım.
" Gidebilir miyim? "
İzin vereceğini umarak,göz kapaklarımı kırpıştırmaya başladım. Çizgi filmlerde birbirine aşık olan iki çift gibi. Ne zaman böyle şirinlik yapsam dayanamayıp 'tamam' derdi.
" Geç kalma! "
Bu şirinlik her zaman ile yaratmıştı. Annemin yanağına hafif bir öpücük kondurarak evden çıktım.
Yolda yürürken masadaki kağıt geldi aklıma. Onu boş bir zamanımda okumam gerektiğini düşünerek, kafama not ettim

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Apr 23, 2017 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

DEJAVU Stories to obsess over. Discover now