SARI

59 3 4
                                        

İşte yine kafa patlatıcı bir gündü, neyse ki evime ulaştım. O da ne? Banyodan gelen ses, serin sonbahar gününde yağmur ormanlarının ortasından geçen volkanik dağların kalbinden doğmuş ve 2 metrelik yükseklikten dökülen kristal berreklığında bir şelalenin sesi ve aralık banyo kapısının üzerinden tavana hücum eden buhar da beynimin sol lobunun bütün reseptörlerinde hissettiğim bu işitsel cenneti görsel bir şölenle destekliyor. Haftanın ilk iş gününün sonunda bir insanın evde bulmak isteyebileceği en güzel manzara. Hayal gücüm bile daha iyisini yapamazdı. Ama dur bir dakika banyoda kimse yok. Yatak odasının kapısının altından süzülen ışığa bakılırsa Buket henüz kadınsal işlerini bitirip duşa girme fırsatı bulamamış.

-Mert! Sen mi geldin canım?

-Evet tatlım duşa girmeyi düşünmüyor musun?

-Birazdan gireceğim işim bitmedi henüz. Bu arada senin yerine ben biraz şu güzel duşun tadını çıkartsam kızmazsın değil mi?

-Keyfine bak kocacım sen, ben birazdan sana katılırım.

Hımm demekki cennetimde bir de melek olacak bu akşam. Kafamda şimdiden cuma günü çanları çalmaya başladı. Önce şu medeniyet tasmamı boynumdan çıkartayım. Nasıl pisikopat bir zihniyet insanın nefes almasını zorlaştıran şu düğümlü kuşağı boynuna takıp adına şıklık der ve iş hayatında giymeni zorunlu tutar ki? Hiç birini asmaya uğraşamam kirli sepetinin üzerinde buruşmadan kalsınlar yeter. İşte günümün o kadar da kötü bitmeyeceğinin sinyalleri. Saçlarımdan süzülüp vücudumu ıslatan bu sıcak su önce beynimin yorgunluğunu söküp atıyor sonra da gün boyu bedenimde harektsiz kalan, bütün o evraklarla, her taraftan üzerime yağan kablosuz teknoloji radyasyonuyla ve öğle yemeğindeki iğrenç fast food yağıyla zehirlenmiş kanımı topuklarımdan küvetin dibindeki o küçük deliğe akıtıyor.

Bırrrr birden soğuk bir rüzgar esti. Buzlu cam Buket' in kıvrımlı vücudunu ve muhteşem ten rengini alsa gölgeleyemez. İşte hayatımın kadını çırıl çıplak karşımda. Uzun boynundan yere paralel iki yana uzanan omuzlarının üzerine parça parça dökülmüş kahverengi saçlarıyla,kahve rengi gözleriyle aynı odak noktasına sahip göğüs uçları ve dümdüz karnıyla, bin yıllık narin bir japon vazosunun kıvrımlarını andıran vücudu ve uzun bacaklarıyla ojeli parmaklarının ucunda karşımda durmuş ıslak vücudumu izlerken dolgun dudaklarını bembeyaz dişlerinin arasında eziyor.

-Biraz enerjini topladıysan geliyorum yanına...


Yemyeşil yaprakların arasından süzülen parlak güneş ışığı bu odanın duvarlarını boyamak için ne kadar doğru bir renk seçtiğimizi haykırırcasına odayı aydınlatıyor. Ne geceydi ama. Ama hafta sonuna daha 4 var. Hemen kalkıp Buket' in çıkmadan önce hazırladığı odanın vanilya kokusunun kaynağı pankeklerimden atıştırmalıyım. Yoksa yine malum saattaki metroya kalıp balık konservesi gibi işe gitmek istemem.

Artık 2. araba kaçınılmaz oldu. Bu ay aldığım terfiyi 1 sene almamış gibi düşünürsek Buket in uzun zamandır istediği New Beetle ını alırız ben de canavarıma kavuşmuş olurum. Evet evet, bu akşam dışarıda yemek yerken bu konuyu konuşsam iyi olur hem Buket için de bir mola olmuş olur. Hem iş hem ev onu yoruyor. Kadınlık bu zamanın en zor mesleği olmalı.

-Alo? Aşkım? Bu akşam için plan yapma dışarıda yiyelim hem senin de hoşuna gidecek bir konu hakkında fikrini almak istediğim birşey var.

-Hmmm neymiş o? Çok merak ettim.

-Akşam yemekte öğrenirsin.

-Yaa çatlatma meraktan söyle işte.

-Akşam 8 de her zamanki restorantta buluşuruz karıcım.

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Apr 08, 2017 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

SarıWhere stories live. Discover now