Nous avons mis à jour nos Directives de Contenu.
Consultez les dernières directives pour continuer à partager des histoires en toute sécurité.

Hiçliğin Ardından

73 3 0
                                        

Yaradan'ın "ol" emrinin vücut bulmuş haliydi o "an" da. Neredeydi öncesinde ve ne yapıyordu sadece "ol" diyen biliyordu elbette. O küçücük hidrojen taneciği de oluvermişti işte "an" da. Şimdilik ne kendini biliyordu ne de hiçlik içinde var olan etrafındaki diğer küçük arkadaşlarını. Bir anda fışkırırcasına her yöne saçılırken izliyordu kendisini çok yüksek hızla ve içinde engel olamadığı yüksek enerjiyle.

Bilemiyordu nereye gittiğini ve bu maceranın nerede sonlanacağını...

Sadece bir amacı olduğunu hissediyordu derinden hem de o ilk "an" dan itibaren...

Tek isteği de geldiği yere geri dönmekti lakin bilemese de bu hayli vakit alacaktı o ufacık tanecik için...

Gizem dolu yolculuğunda çok kıymetli deneyimler kazanacak, hiç bilmediği yerlere akacak, yeniden var olmak için yok olacak, başka başka özelliklerle, güzelliklerle küllerinden doğacaktı. Farklılaşırken yaşayacağı heyecan, keyif ve farkındalık onu hem daha olgun hem de daha eşsiz bir yapıya bürüyecekti. İşte o zaman anlayacaktı başlangıca dönerken içinde biriktirdiklerinin kıymetini. Kendisi de ü dâhil olmak üzere yaratılmış ve yaratılacak her bir zerre o denli eşsiz ve değerliydi ki! Bu nedenle yolculuğunda önce kendini sonra da etrafını okuyarak aslında en eşsiz, en değerli olanın, aşkın ne olduğunu anlayacak ve dönüşün sıradan bir dönüş olmadığını bu vuslat ona hissettirecekti.

O merhametle, sevgiyle, aşkla yaratılmıştı bir kere. Bunu içten içe hissediyor, o içini hayli yakan sıcacık duyguları en başından itibaren ta derinden yaşıyordu. Ama öte yandan da neler yaşayacağını, ilerleyen zamanda kendisini nelerin beklediğini daha yeni doğduğu şu kısacık süre içinde merak etmekten de geri duramıyordu.

Merak ne kadar da önemli ve maddeye bilinçli, özenli bir şekilde kodlanmış bir histi. O olmadan ne heves olurdu ne amaç ne de heyecan. Okumak, öğrenmek ve bilinmeyeni bilmek istemek hep merak tohumunun ekilip tomurcuk açmış, yeşermiş, meyve vermiş halleriydi. İşte bu belki sıradan sayılabilecek duygu bile her varlığı sonunda aşka ulaştıracak olan yolun kapısını aralayan anahtar kelimeydi.

Merak etmenin neticesinde tanıyordu her madde kendini ve etrafını. O zaman tane tane okumaya başlıyordu cevapları oluşturan her bir kelimeyi.

Niçin yaratıldım?

Amacım ne?

Nereden geldim?

Ne yöne gitmekteyim?

Varış neresi?

Soruların muhatabı cevabı bildirirse bilmek, anlamak mümkün oluyordu. Başka yolu yoktu bu sırlı ilerleyişte aradığını bulmanın. Ona yardımcı olacak tek şey ise okumaktı etrafındaki her zerreyi. Alelade değil dikkatlice okumalıydı kendi gibi yaratılmış ve yaratılacak her şeyi. Çünkü her varlık özenle okunmayı hak ediyordu. Ama okumayı sökmek, okumak ve okuduğunu anlamak kendi başına becerebileceği bir mesuliyet değildi. Yarattığının fıtratını en iyi kendi bilen, kolaylığını da vermiş, her dönemde ve her ihtiyaç sahibine öğretmen tahsis etmişti ve de edecekti.

İhtiyaç sahibi olmak ve muradını talep etmek ise yolun başlangıcının, bu yola baş vermenin en önemli şartıydı elbette. En evvel muhtaç olduğunu bilmeliydi her yaratık. Sonra muhtaçlığını neyin gidereceğini kavramalı ve neyi talep edeceğini seçmeliydi özenle. İşte o zaman Yaradan'ın eli değiyordu varlığın derinine.

Niçin yaratıldığını ve amacının ne olduğunu henüz tam manasıyla anlayamamıştı ama içinden bir ses aralıksız olarak ilerlemesini söylüyordu karanlıkta. Heyecanlı bir arayış halindeydi o minicik tanecik ve sonsuzlukta aradığını bulmak hayli zor işti üstelik de hedefe fersah fersah uzakken. Ona yolculuğunda eşlik edecek bir kumandan, bir rehber gerekliydi hiçlikte, bilinmezlikte ilerlemek, doğru yöne usulca akıp gitmek için.

Acziyetini fark etmesiyle "an" da Yaradan'ın yardım eli uzandı kendisine de. Onun da ta derinine dokundu en sıcacık haliyle. Okumak ve okuduğun her bir kelimeyi anlamak için en evvel kendisinden sonra oluşacak maddelerle iç içe olmanın elzem olduğu hissettirildi hidrojene.

Evet, belki kendisine bildirildiği kadarıyla, yaratılışta ilk yaratılanlardan biri ve en değerli, boşlukta en fazla yer kaplayan tanecikti ama o, ona bahşedilen bu özellikler neticesinde büyüklük taslamadan, kibirlenmeden, mütevazı bir hal ile hallere ayrılmalı ardından benlik duygusundan sıyrılmış olarak kimseyle yarışmadan tekrar karışmalıydı dönüştüğü diğer maddelere. Ardından da ilerlemeliydi sürekli ileriye, daha ileriye...

Durmak için artık çok geçti!

Ki zaten içinde zorlukla tutmaya çaba sarf ettiği yüksek enerji eğer durur ise biriktikçe içinde patlar, onu kısa zamanda yok ederdi.

Demek ki bu yolculukta durmak, aslında içinde bu denli potansiyele sahip her madde için zaman içinde yok olmakla eş değerdi.

Böylesi coşkun hislerle ve gücünü aşktan aldığı yüksek enerjiyle bir an bile düşünmeden, durmadan, duraksamadan, kaldığı yerden yoluna devam etmeye karar verdi. Artık Yaradan'ın bildirmesiyle kim olduğunu, amacının ne olduğunu ve bu amacı gerçekleştirirken gücünü nereden aldığını bu kısacık zamanda çok daha iyi anlamıştı o tanecik.

Şimdilik bilemese de çok uzun sürecek sırlarla dolu yolculuğunda daha keşfedeceği, öğreneceği çok şey olduğu muhakkaktı.

O ufacık zerrecik bu yolda yanından hiç ayrılmayacak rehberinin kendisine uzanan yardım eli eşliğinde adım adım ilerleyerek önce kendini daha iyi bilecek sonra tüm kâinatı idrak edip, yaratılıştaki hikmetin aslına kavuşacak velhasıl en sonunda marifete erecekti...

Vous avez atteint le dernier des chapitres publiés.

⏰ Dernière mise à jour : Apr 02, 2017 ⏰

Ajoute l'histoire à ta Bibliothèque et tu seras prévenu des nouveaux chapitres !

SU (sessiz bir marifet yolculuğu)Des histoires addictives. Découvrez maintenant