Hayatta her şeyin bir bedeli vardır. Bedelsiz ulaşılan hiçbir şey devamlılık göstermez. Bu cesaret olsa bile. diyerek iç geçirdi Maya. Yediği bunca dayaktan sonra afallamıştı. Ama artık canı eskisi gibi acımıyordu. Her şeye alışmıştı. Bir süre pencereden dışarıyı ve gecenin huzur verici sessizliğini dinledi. O sırada annesi odaya girdi. Maya ürkmüştü ama annesinin yüzündeki kocaman gülümsemeyi görünce çok öfkelendi.
-Maya kuzum yüzünü yıka ve uyu çünkü gözlerin şişmiş ve oldukça kötü görünüyorsun.
-Anne nasıl olurda sen hiçbir şey olmamış gibi davranabiliyorsun? Her tarafım yara ve morluklarla dolu yarın okula nasıl gideceğim? Arkadaşlarımın göstereceği tepkiyi hayal bile edemiyorum..
-Mutlu olmak istiyorsan insanlar arkamdan ne der diye düşünmeyeceksin. Hem babanı biliyorsun ona karşı çıkınca çok öfkeleniyor. Üzgünüm böyle olsun istemzdim.
-Şaka mı yapıyorsun sen? Babam hergün bana hiç acımadan vuruyor ve üstelik bundan zevk alıyor. Bu durumda mutlu olmamı nasıl beklersin?!
Maya verdiği cevaptan sonra gözlerini annesine dikti ve bütün dikkatini toplayıp annesini baştan aşağıya süzdü. Birden söylediği herşey koca bir yumruk gibi göğsününün üzerine oturdu ve nefesini kesti.. Annesinin eli sargı beziyle baştan savma bir şekilde sarılıydı. Ayrıca dudağının kenarı şişip morarmıştı. Maya bütün cesaretini toplayarak annesine yaklaştı ve annesine söyleyeceği kelimeleri dikkatlice seçmeye çalışıyordu. Çünkü annesini daha fazla üzmek istemiyordu.
-Anne eline ne oldu?
-Önemli değil ufak bir sıyrık sadece.
-Doğru söyle o obsesyon hastası yaptı değil mi? Hani anne ve kızları birbirinden hiçbir şey saklamamalıdı?
Öyle ya.. Helena ve Maya birbirlerinden hiç bir şey saklamıyorlardı. Şöyl ki Helena kızının kendisinden hiçbir şey saklamasını istemiyordu. Aralarında sağlıklı bir iletişim oluşabilmesi için Helena'nın da kızından istediklerini yapması gerekiyordu.
-Evet. Nejdet yaptı.
Maya annesine acımaya başlamıştı. Ama bu durumda kendisine çok kızıyordu. Çünkü annesi sırf Maya üzülmesin diye gülümseyerek odaya girmişti. Ama Maya annesine bu davranışından ötürü öfkelenmişti. Helena çok güçlü bir kadındı. Hiçbir zaman hiç kimseye boyun eğmezdi ama biricik kızı Maya için Nejdet'e katlanıyordu. Helena bazen Maya'yı bir arkadaş gibi görüyordu ama onun yaşadıklarına sürekli şahit olunca bu durumdan hep kendini sorumlu tutuyordu. Çok kısa bir süre sonra Helena'nın gözleri doldu ve gözyaşları tazyikle yanaklarından akmaya başladı. Maya'ya yaklaşıp narin ellerini morarmış yüzünde gezdirdi ve yavaşça öptü.
-Maya sana güveniyorum. Sen benim tanıdığım en cesur kızsın. Birgün mutlaka herşey yoluna girecek ve hak ettiğin mutluluğu bulacaksın.
Maya annesinin gözlerinde sadece korku ve üzüntü görüyordu. Helena daha fazla dayanamadı ve arkasını dönüp odadan hızlıca çıktı. Kapı kapandığı gibi Maya kendini yatağın üstüne bıraktı ve yastığını yüzüne bastırıp uzun süre içinde tuttuğu gözyaşlarını birbirine yapışmış kirpikleri arasından dışarı bıraktı. Hiç kimsenin yanında ağlamak istemiyordu. Ama tek başına kalınca gözleri şişene kadar ağlıyordu sessizce. Ağlayarak ne kadar zaman geçirdi bilmiyordu ama sabaha kadar sürekli kâbus görerek bir uyuyup bir uyanıyordu. Maya'nın üvey babası Nejdet hep Maya'nın lanetli olduğu söylerdi. Bu yüzden hep ufak tefek bahaneler bulup genç kızı bayılana kadar döverdi. Maya sabah okula giderken Rüya ile karşılaştı. Rüya Maya'nın yüzündeki morlukları ve yara izlerini görünce gözyaşlarını daha fazla tutamadı. Kim seni bu hale getirdi? diye sormak istedi fakat Maya'yı kimin bu hale getirdiğini biliyordu. İçinden Maya'nın babasına küfürler savurdu.
-Maya o'mu yaptı yine?
-Evet. Boşver önemli değil alıştım artık. Ama canım çok yanıyor.
-Onun sana vuran elleri...
Maya Rüya'nın sözünü bitirmesine fırsat vermeden tümcesine devam etti.
-Bana vurduğu için değil, anneme daha kötüsünü yaptığı için canım yanıyor. Rüya ben artık eve gitmek ve uyuyana kadar acaba babam bana tekrar ne zaman vuracak diye düşünmek istemiyorum.
Maya Rüya'nın neler düşündüğünü hissedebiliyordu. Maya'yı acıyan gözlerle bakıyordu.
-Maya istersen bize gelebilirsin. Evim kocaman hem ben yalnız yaşıyorum. İstediğin kadar kalabilirsin.
Rüya kasaba da oldukça zengin ve saygın bir aile'nin tek kızıydı. Üniversite ikinci sınıf öğrensiydi ve Maya ile aynı sınıftayadı. Okulun en popüler kızı olmasına rağmen Maya kadar güzel değildi. Omuzlarını örten siyah saçları ve kocaman yeşil gözleri vardı.
-Teşekkür ederim. Ama olmaz
gelemem.
Maya ve Rüya büfe'ye kahve almaya gittikleri sırada Tibet ve Miray geldiler. Rüya hemen Tibet'e sarıldı.
Maya bazen Rüya'nın duygusuz olduğunu düşünürdü çünkü çorap değiştirir gibi sevgili değiştiriyordu.
Miray ve Tibet Maya'nın yüzünü görünce dehşete düştüler ama bunu Maya'ya yansıtmak istemediler. Çünkü Maya çok utanıyordu ve kimsenin onun bu halini görmesini istemiyordu. Sınıfa girmek için merdivenlere doğru ilerlediklerinde Aleyna ve Bora ile karşılaştılar. Maya'nın halini görünce çok üzülüp öfkelendiler ama bunu hiç kimseye fark ettirmediler. Miray ortamı yumuşatmak için ne söyleyeceğini düşünürken Bora onu bu durumdan kurtardı.
-Arkadaşlar okul çıkışı hep birlikte sinemaya gidelim mi?
Tibet hemen heyecanla lafa atıldı.
-Çok iyi olur ben ve Rüya geliriz.
Maya hayatı boyunca hiçbir erkekten hoşlanmamıştı. Hep onlardan uzak durdu. Nedenini bilmese de onlardan hep iğreniyordu. Bu yüzden hiçbir erkeğin kendisine yaklaşmasına izin vermiyordu.
-Benim erkenden eve gitmem gerekiyor geç kalmamalıyım. Siz gidin dedi Maya.
Miray Maya'yı onaylayan bir baş hareketiyle kendisinin de gidemeyeceğini belirtti.
Yolda kaza olduğu için Maya eve geç gitmek zorunda kaldı. Eve girdiğinde hava kararmıştı. Hiç beklemediği bir şekilde babası onu kapının eşiğinde bekliyordu. Maya hiç vakit kaybetmeden yolda bir kaza olduğunu dile getirdi.
-Baba erken gelecektim ama yolda kaza olmuştu. Birbirine çarpan her iki araç'ta enkaz haline geldiği için yolun açılmasını beklemek zorunda kaldım..
.....
Nejdet Maya'yı hiçbir şekilde dinlemedi ve Maya'nın saçlarından sıkıca kavrayıp odasına sürükledi ardından hızlıca kapıyı kapatıp kilitledi. Maya neler olacağını çok iyi biliyordu ama babasını daha önce hiç bu kadar öfkeli görmemişti. Bir an içini müthiş bir korku kapladı. Nejdet birden kemerini çıkarıp genç kıza defalarca vurdu. Maya artık hiçbir şey hissetmiyordu. Yüzündeki soyulmaya yüz tutmuş yaraları birden soyuldu ve kan damlacıkları boynuna doğru seri bir şekilde akmaya başladı ve yatağında tıpkı bir cesedi andıracak şekilde hareketsiz kaldı. Nejdet odadan çıkınca Maya yavaşça yüzünde ki kanı silmeye başladı. Ama hareket etmekte zorlanıyordu. Bir süre hiç kıpırdamadan düşünmeye başladı.
"İki tür insan vardır bu hayatta. Az yaşayıp çok ölenler, çok yaşayıp öldüğünü bilmeyenler. Ben daha doğmadan kaderim çizildi ve az yaşayıp çok ölenlerdenim. Peki ama neden, neden tüm bu olanlar oluyor?"
Maya'nın gözlerinden yaşlar akmaya başladı ve kendi duyabileceği bir şekilde konuşmaya başladı.
"Hayat sana iki yalnızlık gösterip birini tercih etmeni ister. Birinci yalnızlık sana aittir. İkinci yalnızlık ise sana bırakılandır. Hangisini seçersen seç seçtiğin kadar yalnızsındır. Ve ben kendime ait olan yalnızlığımı seçiyorum. Bu evden gideceğim ve bir daha asla geri dönmeyeceğim."
Maya hayatında ilk kez o gece evden kaçmayı düşündü ve bunu yapmaya kararlıydı. Anne ve babası uyuyunca pencereden kaçacaktı. Maya bir süre sonra Odası'nın kapısının önünde birinin durduğunu fark etti. Hiç ses çıkarmadan gitmesini bekledi. Saat gece yarısını gösteriyordu Maya kalkıp çantasını hazırladı ve planladığı gibi pencereden kaçtı. Hemen Rüya'nın evine gitti. Rüya Maya'yı görünce şok oldu. Birkaç dakika hiçbir şey demeden olduğu yere kaldı üzerindeki şoku atlatınca hemen Maya'ya sarıldı ve güven verici bir sesle konuşmaya başladı.
-Maya güzelim ne olmuş sana böyle? Gel şöyle otur. Hiç korkma artık her şey bitti. Burda güvendesin hiç kimse sana bir şey yapamaz.
-Hiç sanmıyorum çünkü her şey daha yeni başlıyor...
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SESSİZ ÇIĞLIK
ActionHerkese güvenmemek gerekir değil mi? Bakalım Maya ruhunda oluşan işddetli hastalığı atlatıp yattığı klinikten çıkabilecek mi. Kız arkadaşlarını vahşice katleden katil onun çok yakınında ama o bunun farkında değil. Arkadaşlarına verdiği sözünü tutup...
