Uyanışın Belası

5 1 0
                                        

-Uyan hadi uyan !
+Ne ?
-Günaydın uykucu, tam 6 aydır komadasın.
+Kim ?.. Koma mı? Ne ??
-Haha dinlen yakışıklı, seninle ilgileneceğim.
+Ihh..

Gözlerimi açtığım yer soğuk bir hastane odası. Sanki vücudum bir enkaza dönmüş gibi. Ve uyanır uyanmaz bana birden komada olduğumu söyleyen salak olduğunu düşündüğüm dünya güzeli bir hemşire. Kim olduğum hakkında sadece yatağımın başında yazan bilgiler kadar biliyorum. Adım cem, 6 ay önce 23 yaşına girmişim. Sonrası ise hastanede. Sanki yeni doğmuş gibiyim öncesi yok. Garip.
Uyandıktan 2 gün sonra taburcu oluyorum fakat gidecek yerim yok. Sanırım hemşireden bilgi almalıyım belki evimi biliyordur.

-Bugün nasılsın ?
+Yeni doğmuş gibi, peki ya sen ?
-Iyiyim. Hadi seni taburcu edelim ha ne dersin ?
+Şey.. Tamam ama ..
-Ama ne ? Ağrıların mı var ?
+Hayır yok. Fakat benim gidecek yerim de yok.
-Nasıl yani ? Bir evin akraban yok mu ?
+Ben hafıza kaybı yaşayan bir adamım hanımefendi.
-Ah doğru.. O halde bana gel. Annem işimi eve getirmeme kızabilir ama olsun.
+Olur, bir iş bulana kadar kalsam yeterli çok teşekkür ederim.

Ondan gerçekten hoşlandığımı hissediyorum. Bembeyaz teninin ardına serilmiş kumral saçları ve onları tamamlayan mavi gözleri. Beyaz yüzünü parlatan gözlerinin yanı sıra kırmızı ve dolgun dudakları gerçekten elle çizilmiş bir resim gibi.
Lanet baş ağrım dışında hiçbir eksiğim yok. Ve bu kurşun yaraları nereden geldi ? Düşünmeden edemiyorum, kimim ben ? Her neyse hemşire gamze'nin evine gelişimin altıncı gecesinde yaşanan bazı olaylar beni resmen uçuruma sürükledi. Annesi halime ile yemek yapmış gamzeyi bekliyorduk, gamzenin içeri girmesinden on dakika sonra yemeğe oturmuş ve gerçekten mutlu olduğumu hissettiğim muhabbetlere başlamıştık. Kapı çalana kadar tabi ..
Kapıyı açtığımda içeri iki adam girdi ve ben kapının arkasında kaldım. Halime teyzeyi soru sormadan vurdular ve kızının gözleri önünde can çekişini izlettiler. Halime kanlar içinde kalmış titrerken gamzenin çığlıkları arasında kaçıp kaçmamayı düşünüyordum. Bana evini açan insanlara bunu yapamazdım. Kapının arkasında duran levyeye benzer bir aleti alıp usulca gamzeyi tutan adam doğru yöneldim. O an beynim sanki patlarmış gibi ağrımaya başladı. Basım değil evet beynim. Ve elimdeki demir çubuğu gamzeyi tutan adamın ensesinden içeri soktum sonrasında o yere düşerken kendime siper alıp diğer adamın açtığı ateşten kendimi korudum. Üstümdeki adamın bacağından silahını çekip diğer adama kurşun yağdırdım ve bunları yaparken kendimde değildim. Her şey bittiğinde ise dizlerimin üstüne düşecek kadar bitap düşmüştüm. Neler olduğunu anlamaya çalışırken gamzenin o çaresiz gözyaşlarının bitmesini bekleyip oradan kaçmamız gerektiğini de biliyordum. Öldürdüğüm adamlardan birinin telefonu çalıyordu ve açtım.

-Öldürdünüz mü o lanet baş belasını ?!

Geçmişin İzleriMga kuwentong kahuhumalingan mo. Tumuklas ngayon