Açmaya korkan bir tomurcuk varmış. Açamayacağından endişeliymiş. Etraftaki tomurcuklar hep açmış, güzel güzel. Ama o "ya yapamazsam" diye korkuyormuş. "Ya güzel olmazsam?" Diye endişeleniyormuş. Çevredeki güllere bakıyormuş, "ne kadar güzeller, benim bir kere boyum kısa, ne yapsam onlar gibi olamam" diye dertleniyormuş. Kimlik bunalımı içindeymiş. Kısa boyu, kaba yapraklarıyla çevresindeki bitkilere hiç benzemiyormuş. Ama açmak için de içi gidiyormuş. Açmadan kim olduğunu bilemeyeceğinin farkındaymış. Günün birinde "azıcık açsam ne olur sanki? Belki neye benzediğimi görürüm" diye düşünmüş. Biraz açmış, bakmış beyaz. Korka korka biraz daha açmış. Hoşuna gitmiş. Heyecanla tamamen açılmış. Çekinerek etrafına bakmış. Güller bıyık altından gülerek başlarını öte yana çevirmişler. Yeni açmış beyaz çiçek ağlamaklı olmuş. "Biliyordum böyle olacağını, ah ne diye açtım sanki? " diye dertlenirken bahçenin aşağısındaki evden çıkan küçük kız yanına gelmiş. Beyaz çiçeği görünce gülümsemiş ve eve doğru seslenmiş; "anne, karnabahar çok güzel açmış! " "ohh" demiş bizimki, "Karnabaharım ve çok güzelim!"
