Gözlerimi etrafımda gezdirdim derin nefes aldım. Evet bunu yapabilirim. Ne kadar zor olabilir ki ? . Gerginliğimi yok sayıp hızlı adımlarla ilerlemeye başladım. Kolumdan birinin tutmasıyla irkilerek olduğum yerde durdum. Kafamı çevirip beni çeviren kişiyle göz göze gelince yüzümü buruşturmadan edemedim. Sarhoş bakışlarıyla seni ayakta beceririm bakışı atıyordu. Dans etmekten terlemiş yağlı saçları, alkol kokan buram buram bedeniyle genişçe sırıtıp daha da yaklaştı " eğlenmek ister misin bebeğim " . Tanrım ! Gerçekten hayatımda kimseden bu kadar iğrenmemiştim sanırım. Kolumu kurtarmaya çalışıp " istemez" dedim . Lafım üzerine çok umursamayıp daha da yaklaştı " hadi ama küçük kız hayatında yaşamadığın bi gece yaşatıcam sana " . Erkekler ve ego problemleri. Hah. Tam da aradığım buydu işte. Arkadan birinin ittirmesiyle bana yapışan kolundan kurtulmak çok da zor olmadı. Bu sefer daha sert adımlarla ilerleyip kendimi bar taburesine atabilmiştim sonunda . Hemen başımda beliren barmen bana bakıp çarpık şekilde gülümsedi: " Gerçekten erkekleri anlamıyorum, bu kadar güzel kızları nasıl aldatabiliyorlar ". Dedikleri üstüne etrafıma bakındım muhattabı ben miyim diye . Sanırım bendim . Dirseklerimi masaya dayayıp " Bunu da nerden çıkardın " diye sinirle soludum. Tam karşımda duracak şekilde durdu . Gözlerini kısıp dikkatle yüzümü inceledi. "Yüzünden mutsuz olduğun anlaşılıyor. Buna rağmen güzelliğini hiçbir şekilde söndürmemiş. Rimelin akmış ağlamışsın. Tek başınasın. Burada . Barda . " Söylediklerini düşündüm doğru söylüyordu ama eksikti . Kaşlarımı çatıp ona bakmayı sürdürdüm. Bunun üzerine " eğer amacın farklı olsaydı az önce yanına gelen buranın en popüler yakışıklı çocuğunu geri çevirmezdin " dedi . Yüzümü buruşturdum. Iyyk Allahım sen günah yazma . O çocuk mu en popülerdi yani . Gerçekten mi . Barmene hiçbir yorum yapmadan en sert içkisinden istedim . Bunun üzerine aldatılmış kadın imajımı daha da kanıtlamış oldum sanırım. Eh olan bi şeyi degistiremeyiz öyle değil mi . Önüme konulan değişik renkli sıvıya baktım. İçkiyi benim gibi kimse tanimlayamaz sanırım. Değişik renkli sıvı. Ne acınası biriyim ama . Keyifsiz bi şekilde gülüp içkiyi kafama diktim. O sırada yanımdaki kadının koluma çarpması dolayısıyla boğazıma kaçan içkiyi diğer tarafıma dönüp püskürtmem de bir oldu . Ben ardı arkası kesilmez öksürüklerle kendime gelmeye çalışırken bakış açıma bir çift siyah ayakkabı girdi. Barmen önüme bir bardak bırakınca düşünmeden alıp kafama diktim. Öksürüklerim daha da şiddetini arttırdı. Su sandığım renksiz sıvı boğazımı yakıp geçti. Gözümden yaşlar akmaya başladı. Koluma çarpan kadın peçete uzatıp dönüp gitti . Ölcem sanırım . Bu şeyi nasıl içebiliyorlardı anlamıyorum . Öksürük geçtikten sonra derin nefes alıp kendime gelmeye çalıştım. Yanımdan yüksek bi ses yükselince oraya baktım. " hanfendi naptığınızı sanıyorsunuz. Içki içmeyi bile beceremiyorsanız işiniz ne burda " .
Icki içmeyi bile beceremiyorsan
Sevgilini tatmin etmeyi bile beceremiyorsun !
Dudaklarına bile dokundurtmuyorsun!
Annene bi faydan bile yok
Ahhh yeter yeter yeter . Bunlar çok mu önemli şeylerdi he. Çok mu . Bunlar için insanların kalbini kırmaya değer mi . Onların yaşama sevinçlerini ellerinden almaya . Bi daha hiç kimseye güven yetilerini almaya deger mi . Adam hala konuşmaya devam ediyordu " size diyorum hanfendi, tanrım icecegimi de içtiniz " . Demekki su sandığım sıvı adamın içkisiydi. Kafamı kaldırıp , ıııı biraz daha kaldırıp adama baktım. Boyu gerçekten çok uzundu . Hafif kıvırcık saçları alnına dökülmüş ışıkta kendini daha da belli eden ela gözleriyle bana bakıyordu. Söyleyeceklerimi kafamda toparlayıp söze başladım. " ben .. üzgünüm" bana inanamazcasına bakmaya devam ediyordu . " çok önemli bi görüşmem var . Üstümü mahvettiniz. Sizin yüzünüzden ertelemek zorundayım. Ve siz sadece basit bi üzgünüm mü diyorsunuz yani ? " sona doğru sesini gerçekten yükseltmişti. Artık hiçbir şeye tahammülüm yoktu . Barmene dönüp aynısından bi daha dedim . Kafamı barın tezgahına koydum . Yanımda derin bi nefes alma sesi duydum. Bardağın tezgaha vuran sert sesini duyunca alıp düşünmeden kafaya dikledim. Bu sefer öksürmedim. Sadece gözlerimden yaşlar geldi . Adam kolumdan tutup tıslarcasına konuşmaya başladı " içmeyi bile bilmiyorsun başkalarının başına dert açma " . Gözlerimi kapatıp artık beni zorlayan yaşların akmasına izin verdim . " ben ne işe yararım ki " diye mırıldandım. Duyup duymamasını onemsemedim ancak duymuştu. Kolumu kurtarıp dans edenleri izlemeye başladım. Hiçbir şey demedi ancak hala bakışlarını sürdürüyordu. Çekinmeden beni süzüyordu. Gömleğimin düğmesini kapatmak zorunda hissettim kendimi . Bakışları oraya yöneldi. Beyaz tenime küfredip kızardım. Babaannem hep derdi ama erkeklerin her zaman ilk baktığı yer bağrın . Yani göğüslerimizin olduğu yer. Ve yine babaannemin bi sözü hiçbir erkeğe güvenme. Haklıydı. Akılları fikirleri kadınları cinsel obje olarak görmekti. Ama O'nu farklı sanmıştım. Ona inandım, güvendim. Kendimi emanet ettim . O öyle bir erkek değil dedim . Belki de kendimi kandırmaya çalışıyordum. Nasıl inanabilmiştim . Nasıl. Ben o kadar salak bi insanım ki . Beni defalarca kez aldatmasına rağmen görememişim. Aptal kafam . Belki de babam beni ona emanet ettiği içindir bu güvenim. Evet babam Levent'e çok güvenirdi. Liseden beri ailecek tanıştırdık. Biz aslında çok yakın arkadaştık. Zamanla bu sevgililiğe dönüştü. Deliler gibi aşık mıydım hayır. Ama onunlayken vaktim güzel geçerdi. En azından arkadaş olduğumuz zamanlarda . Biz beceremedik bu sevgili olayını. Ahhh. Beynim zonklamaya başladı bile . Etrafıma bakindim. Ayakta yiyişen çiftler. Gözüne kestirdiği ava yaklaşan insan sürüsü. Striptiz dansı yapan kızlar. Bez parçasıyla popolarını sallayarak dans ediyorlar. Ve bu eğlence oluyor . Onlara göre. Yanlış anlamayın eğlenmeyi bende severim elbet. Ancak bu şekilde değil. Etrafta alkol ve insanların ter kokusu birbirine karışmış çekilmez bi hal yaratıyordu. Içmeye devam ettim . Kendi kendime gülmeye başladım. Etrafıma bakıp kahkaha atıyordum. Kafayı buldum sanırım çünkü artık ortam beni rahatsız etmiyordu. Dans etmek istedim nedensizce. Eğlenmek benim de hakkım öyle değil mi . Ayağa kalkıp dengemi kurmaya çalıştım. Tam düşecekken bir kol belime sarıldı. Saçlarım önümü kapattığı için beni kimin tuttuğunu göremiyordum. Nefesimle üfleyerek görüş açımı netleştirmeye çalıştım. Ancak başarılı olamadım. O sırada bi el yüzüme dokunup benim beceremediğim işi halletti. Yüzüne bakınca onu gördüm. Ela gözlüm. What the fuck is that? . Vay be amerikan film izleme olayını fazla abarttım galiba. Içimden bile ingilizce küfür ediyorum . Tekrar gülesim geldi . Adam beni doğrultup yerime oturttu " tamam tamam otur şöyle . Bak iyi görünmüyorsun. Yardım edebileceğim bi şey var mı? " . İyi görünmüyordum bence de . Nasıl olabilirdim ki aldatıldım ben . Gözlerimden tekrar yaşlar akmaya başladı . "Neden , bunu yaptı. Yaşadıklarım yetmez miydi bana " ellerimi şakaklarıma götürüp ovalayarak bunları söyledim. Adam derin bi nefes alıp omuzlarını indirip kaldırdı. Üstünde jilet ütülü lacivert kumaş pantolu ve kırık beyaz gömleğiyle gerçekten de buraya hiç yakışmıyordu. Üstüme doğru eğilerek " konuşmak istersen yani bilmiyorum bu halde eve gidemeyecek görünüyorsun yardım etmemi ister misin " diye yumuşakça sordu. Dedikleri üstüne ağlamamı durdurdum. " Erkek değil misiniz hepiniz aynısınız . Benden yararlanmaya çalışıyorsun değil mi pis sapık " dedim duydukları karşısında ağzı bi açıldı bi kapandı. Ciddi olduğumu anlayınca gözleri parlayarak işaret parmağıyla kolumu sert bi şekilde dürterek şunları söyledi . " bana bak senin yüzünden üstüm mahvoldu zaten , iyi görünmüyorsun yardım edeyim dedim insanlık yapmaya çalışıyorum sen bana ne diyorsun , seninle eğlenmek istesem emin ol şu an yatağımda olurdun " . Duyduklarım karşısında şok olmuştum. Gözlerim pörtledi yerinden . Bi şey söyleyecekken adımı bağırarak yanıma gelen birini fark ettim .
Kafamı biraz oynatınca bunun Levent olduğunu gördüm. Gözleri ela gözlüm ve benim aramda gidip koyulaşıyordu. Yanımıza gelip ela gözlümün işaret parmağını sertçe itekledi. "Sen ona nasıl dokunursun lan " . Opss. Beyimize bakın hele . "Buna sen karışamazsın Levent " dedim. Bana bakıp kolumdan tutup oturduğum yerden bi anda kaldırdı. " seninle sonra görüşcez " dedi . Kolumu gerçekten çok acıtmıştı. Tekrar gözlerim doldu . Yüzüm hiç gülmeyecek miydi benim . Çok yorulmuştum. Buna artık bi son vermeliydim. Bi anda kolundan kurtulup ondan uzaklaştım. " ne görüşeceksin benimle . Ne . Nasıl kandırdığını mi anlatacaksin. Çok evlendiğini mi . Ne kadar gerizekali olduğumdan mi yoksa ? Hangisinden pislik herif" diyerek bağırdım. Ben konuştukça Leventin yüzü sinirden köpürüyordu. Umrumda değildi. Bi anda sinirle elini kaldırınca olan oldu. Sesini hiç çıkarmadan bizi dinleyen ela gözlüm Leventin elini kıvırıp yumruğu geçirdi. Ağzımdan kaçan çığlığa engel olamadım. " erkekliğin bu kıza mi yetiyor lan ! " tekrar yumruk attı. Sinirden kuduruyordu. Elimi ağzıma kapatıp olanları kıpırdayamadan izliyordum . Levent bunu nasıl yapardı. Bi an kendime gelip etrafa bağırdım " yardım etsenize durmuyorlar " . Kimse yaklaşmaya cesaret edemiyordu. Levent doğrulup bi anlık fırsatla ela gözlü adama yumruğu geçirdi. Ikisinde üstü kan olmuştu işte şimdi. " Sana mı sorcam lan ne yapıp yapmayacağımı. Nişanlım lan o benim . Benim o . " diyerek kükredi. Bu sözler bi anda harekete geçirdi beni ikisinin arasına girip Leventin gözünün içine bakarak " ben artık senin değilim. Kes şunu. Her şeyi kendi ellerinle bitirdin. " Yüzü duyduklarıyla acı çeker bi hale girdi. Az önce sıktığı kolumu daha fazla sıkı tutarak kendine doğru çekti " şu an sinirle hareket ediyorsun . Sen benimsin bunu kafana sok" dedi . Canım çok acıyordu. Inlemeden edemedim. Tekrar ela gözlü adamın üstüne yürümek için hareket edince beni sinirle büyük güçle ittirince kendimi yerde buldum. Her şey bi anda oldu . Nerden geldiğini anlamadığım adamlar Leventi tutup zorla dışarı çıkarmaya çalışırken ela gözlüm yanıma eğilip beni kaldırmaya çalıştı. Gözleriyle bana bakıp zarar görüp görmediğimi anlamaya çalışıyordu sanırım. Alnımdan akan sıcak bi şey hissedince o da fark edip elini oraya götürdü. Sanırım kafamdan yaralanmıştım. Ve ayağım çok fena zonkluyordu. " Canın çok açıyor mu , hastaneye gitsek iyi olur sanırım " dedi . Benim yüzümden adamın başına gelmeyen kalmamıştı . Kafamı olumsuzca salladım
" teşekkür ederim kendim halledebilirim " diyerek ileri doğru adım attım aynı zamanda da dudaklarimdan çığlık çıkması bir oldu
Ayağım sandığımdan da kötü durumdaydı. Adam belimden destekleyip itiraz kabul etmeyen sesiyle " gidelim ayağını burktun sanırım " dedi . Yavaş adımlarla çıkışa ilerledik . Önümüzde araba durunca binmeme yardımcı oldu . Arabanın dışında telefonla 5 dakika kadar konuştuktan sonra sürücü koltuğuna geçti. Bana bakıp iç geçirdi ve hareket ettik. Gergin bi yüz ifadesi vardı. Ayağım gerçekten çok zonkluyordu. Üstüne hayatımda ilk defa içtiğim aklıma geldi . Camdan dışarıyı izlerken gözlerim yavaş yavaş kapandı. Hayatıma sövüyordum. Levent e sövüyordum. Genç yaşta babasız kalmama kızıyordum . Annemin hastalığına. Aldatılmama. Her şey üst üste geliyordu . Hiçbiri çözülmüyordu. Gözyaşlarım yüzümü ıslatırken kafamı iyice pencereye çevirdim. Kafamı koltuğa yaslayıp gözlerimi kapadım. Düşünceler yavaş yavaş zihnimi terk ederken uyku beni kendime çekiyordu....
YOU ARE READING
GRİ
Teen Fiction***** - Sen korkaksın. Ne tam anlamıyla siyah olabiliyorsun, ne de beyaz . Ikisini de seçemeyecek kadar korkaksın. Halbuki insanlar ya siyahtır, ya da beyazdır benim için sana kadar öyleydi. Ama sen grisin. Bu yüzden hem bi o kadar tehlikeli bi...
