Gülüşlerin arasından hoşça kallarla sıyrılıp kendimi üniversitenin dışına attım. Aralık olan montumun düğmelerini soğuk havanın etkisini az da olsun azaltabilmek için ilikledim tek tek. İsteksizce attığım adımlarıma ayak uyduran adımlarımı daha da hızlandırarak sola saptım.
Karanlık gecenin içinde ilerlerken sokak lambalarının altından ilerlemeye, kendimi ışığın olduğu yerlerde ilerlemeye zorladım. Işık olan yerler daha güvenli olmuştur hep. Yüzüm önden esen aralık rüzgarıyla birlikte üşürken montuma daha çok sokuldum.
Yanımdan hızla geçen kedi yüzünden irkilsemde önemsememeye çalışarak ilerledim. Saatlerinin on biri geçtiği vakitte gecenin üzerime sinmiş korku kokusunu def etmek isteyerek derin nefesler aldım. Bu sokakların son zamanlarda insanların başlarına bela açtığını bilsem bile bu yolun evime daha çabuk çıktığını biliyordum.
Ayaklarım, karşıdan gelen iki adamın yalpalayan adımlarıyla birlikte hızını arttırdı. Birbirine değen içki şişelerinin çıkardığı sesler kulağıma dokunurken kalbim korkuyla doldu.
İçimden ettiğim dualar havada bir müddet durup kabul olmamış şekilde yere düşmüştü. Birbirlerini dürtüp beni gösterirken iğrenç gülüşlerini suratlarına takındılar. Başta duraklasamda tekrar yürümeye başladım. Duvara sürtünerek ve koşar halde onlardan uzak durmaya çalıştım.
Ta ki duvara aniden çarpan bira şişesinin parçalarının ayaklarıma doğru düşene kadar. Artık istesemde uzak duramayacağımı biliyordum. Saçlarıma yapışan ellerle acıyla kafam yukarıya doğru kalkıyor ve tam karşımda duran adamın kirlenmiş gülüşünü görüyorum.
Az önce gördüğüm gülüşlerin tam tersiydi bunlar. Gülümsemeleri niyetleriyle kirlenmiş aciz kulların kokan nefeslerini soluyorum. Yüzüme yediğim tokatla kırık camların üstüne düştüm. Canım acımıştı ama buna aldırış etmeden kaçmaya çalıştım ta ki bir el kolumu tuna kadar. Bağırmaya çalışsamda esmer sakalı olan adam ağzımı kapattı. Beni kırmızı renkte ki bir arabaya bindirdiler aceleyle. Korkuyorum, o kadar çok korkuyordum ki göz yaşlarımı serbest bıraktım. Esmer ve sakalı olan adam şoför koltuğuna oturdu beni de diğer adamla arka koltuktaydım. Bakışlarını bana çevirip sırıtıyorlardı. Hıçkırıklarım arabayı dolduruyor, göz yaşlarım deniz kadar acı. Çırpınıyordum arabadan kurtulmak için ama nafile. Esmer olan adama telefonunu çıkarıp telefonu kulağına doğru götürdü "Lan oğlum nerdesiniz? Biz Arda ile bi' kız bulduk yanıyor. Tamam gurubu topla bizim yere gelin. " dedi ve telefonu kapattı.
Kapıyı açmaya çalışıyor, yalvarıyordum beni bırakmaları için. Ben debelendikçe yanımda oturan adamın daha çok tahrik olduğunu fark ettim. İyice yanıma yaklaşarak parmaklarını dudaklarımda gezdirmeye başladığı an dişlerimi parmaklarına saplamıştım. Tüm gücümle ısırıyordum. isminin Arda olduğunu öğrendim adamın canı fazlasıyla yandığı bögürmesinden belliydi. Kafamda hissettiğim ağrıyla gözlerim kararmaya başladı.
Bedenimi kirletmeye çalışan elleri hissediyordum. Gözlerimi açmamla gördügüm b*ktan halim o kadar utanç vericiydi ki, hep o haberlerde gördüğüm o iğrenç şey işte tam da başıma gelmişti. 2 kişiyle başlayan ardından 7 kişiye çıkan toplu tecavüz benim başıma geldi. Bağıramıyor, ellerimi hareket ettiremiyordum. Çırpınamıyordum bile sadece ağlıyordum. Midem bulanıyırdu o an ölmek istemiştim.
Sadece bedenime sahip olan o 7 adam beni acımasız bir şekile hırpalıyorlardı. O kadar çok yorulmuştum ki ağlamaktan şişen gözlerim ve çırpınan bedenim kendime hakim olamıyorumdum. gözlerim gittikçe kapanırken arkamdan gelen sese odaklandım.
"Ne oluyor lan orada s**erim sizin ecdadınızı bırakın kızı. " Kelimeleri kulaklarımda yankılanırken gözlerim tamamen kapanmıştı. Havada çarpışan yumruk seslerini duyabiliyordum. Gittikçe bilincimi kaybetmeye başlamıştım.
Uyandığımda farklı bir yerdeydim. Gözümde hâlâ akmakta olan göz yaşım çenemden aşağıya doğru süzülürken elimi kasıklarıma götürdüm. O kadar çok acıyordu ki Canım ağzımdan küçük bir inilti çıkıverdi. Hafif doğrulmaya çalıltım yataktan yardım alarak. Zorlansamda başara bilmiştim. üzerimde farklı kıyafetler vardı. Korku bedenimi ele gecirmişti. Kafamda binlerce soru dolanırken kapım çaldı ve "Uyandın mı, içeri giriyorum?" dedi kalın ve tok bir ses. Tanıdık gibiydi. Kapı açılmaya başlayınca gözlerim kapının üzerindeydi. Kapıda küçük bir kız çocuğu bana bakıp geri çıktı odadan. "Doğan abi içerideki abla uyanmış."
Kafamın içi patlamaya hazır br bombaya ev sahipliği yapoyor. Zihnim bulanık, yabancı bir yerdryim.
