Yine aynı şeyi yapıyor. Alarmını susturup,uyanıyor. Banyoya gidip yüzünü yıkıyor, dişlerini fırçalıyor duş alıp kahvaltdı yapıyor. Yaptığı iş yüzünden pek sosyal hayatı yoktu. Ama o yaptığı işi seviyordu.
Kahvaltısını bitirdikden sonra giyinip evden çıktı. Kapıdan çıkarken bişey fark etti:
Ahhh telefonum içerde kalmış
İçeri girip telefonunu aldı ve hemen çıktı. Arabasına binip şirketine doğru gitmeye başladı. Giderkende bugün ne üzerinde çalışacağını düşündü. Düşünürken havananın karardığını gördü. Kapalı havayı seviyordu, normal insanların aksine onun hoşuna gidiyordu.
İşyerine vardı hemen kendi odasına girip laptopunu açtı ve işe koyuldu. İşini severek yaptığı için sıkı çalışıyordu. Müdürüde bunun farkındaydı. Onun bir izni hak ettiğini düşündü. Ardından:
Jesica kızım, Carl'ı hemen odama gönder.
Patrondan emri aldığı gibi Carl'ın yanında bulundu
Mr. Carl, patron sizi yanına çağrıyor.
Hemen yerinden kalkıp, patronun odasına yöneldi. Kendisine kötü bişey demiyeceğini biliyordu. Ama endişelenmemek eldemi? Kapıyı tıklattı:
- Buyrun beni çağırmızsınız.
- Evet evet otur, Carl senin çok
İyi bir çalışan olduğunu sende biliyorsun.
Carl bunu bildiği halde gururlandı:
- Teşekkür ederim
- Senin iyi bir tatili hak ettiğini düşünüyorum, sana bir bilet aldım ve 20.000 liralık çek yazdım. Bugün 14:50 de uçağın kalkıyor iyi yolculuklar.
Carl bu habere çok sevinmişti. Patronuna teşekkür edip şirketten ayrıldı. İnanamıyordu sonunda tatile gideceketi, tatilin nerede olduğunu sormadı bile, umrundada değildi. Hemen havaalanına gitti ve uçağa bindi.
Cam kenarında oturmuştu. Fırtınadan dolayı pekte güzel bi manzara olduğu söylenemezdi.
Ama yinede çok mutluydu.
Uçak 'ın koridorunda telaşlı bir kadın gördü, üniformasından dolayı bir çalışan olduğu belliydi.
Ardından bir harektelenme oldu uçak aniden sarsıldı. Uçakta bağırışlar çığlıklar kopuyordu ve duyduğu anons da kabusunun başlangıcı oldu.
Sayın yolcularımız uçağımız ağrıza yaptı, düşüyoruz.
