SELİN & BERK

52 10 9
                                        

"Selin!" diye seslenmişti Ece, oturdugu masayı işaret ederek. Ece benim en yakın arkadaşımdır. Ece fazla duygusal bir kız olduğu için onunla konuşurken kelimelerini seçerek konuşman gerekir aksi halde çok kırılabilir. Eceyi bende dahil olmak üzere bir çok insan beğenir,gerçekten güzel bir kız.

-Nasılsın canım, diyerek masaya oturdum.
-İy...
Derken masaya gürültülü bir şekilde Burak oturdu zaten Burak bir yerde karşımıza çıkmasa olmuyordu.
-Naberrrrr kızlar nasılsınız?dedi kalın ve samimi gülüşüyle, Eceye bakarak. Bozuldum çünkü ben yokmuşum gibi hissettirmişti bana sağolsun.
-Selin,seninle konuşmam gereken bir konu var,dedi şuan olayı fazlasıyla garipsedim az önce olanlardan sonra.
- Tamam.Dinliyorum
- Önemli bir konu balkona gidelim,dedi. Bende kabul etdim. Galiba Burak için gerçekten önemliydi.Büyük bir heyecanla ayağa kalktım ve koşar adımlarla balkona gittik ve işte o an gelmişti.Sanırım o benden daha heyecanlıydı.Burağı süzen gözlerle..
- Noldu? Konu ne kanka? dedim alaycı bir tavırla.
- Şey...
-Ne
-Şey...
-Ne!
-Of.Şey diyecektim...
- Şeyi zaten kaç dakikadır diyorsun Burak hadi söyle artık.
-Ece'nin hoşlandığı biri var mı? Eğer yok...
-Nee!!! Şimdi mi söylenir bu yaa pislik! Bunu hiç beklemiyordum yaaa hep kanka derdi Burak Eceye gerçkten şaşırdım
-Sen söylesene var mı hoşlandığı sevdiği ?
- Bilmem, dediğimde kısa bir gülüş attı.
- Ya Selin söyle artık, Ece tek kaldı orada
- Tamam yaa söylüyorum......
-?
- Yok. Bence bugün söyle Eceye,diyerek göz kırptım.
-Tamam.Sen merak etme,bak Selin ağzını sıkı tut.
- Tamam,dedikten sonra Ece'nin yanına gidiyordum.Daha sonra kalın ve ayırt edilir bir ses duyduğumda arkama döndüm. Keşke dönmeseydim çünkü yürüyen merdivenlerden çıkan Savaştı. Savaş benim eski sevgilimdi ve hala barışmak istiyordu. Aslında iyi gidiyordu ilişkimiz ama Savaş'ın yaptıklarından sonra... ne mi yapmıştı ben varken başka kızlarla konuşuyordu arkadaşça konuşmak degildi bu.Ayrıca Savaştan kaçmamın nedeni onu dinlemek zorunda kalmak ve onu dinlemek istemeyince sert davranışlarıyla karşı karşıya kalmaktı. Hızla Ece'nin yanına gittim.
- Ece!! Kalk gidiyoruz çabuk ol!
- Selin ne oldu !? Zaten 10 dakikadır Burakla konuşuyordun.
- Tabi ya Burak.Burak'ı aramam lazım telefonumu ver!
- Selin ne olduğunu söylesen keşke. Ne olduda bu kadar telaş yaptın kızım.Ece kahvesini içerken..
-Savaş burada hadi telefonumu ver!! Ve eşyaları al beni takip et.Ece kahveyi zor içmişti,Savaş dediğimde. Hemen acil çıkışa doğru yürümeye başladık. Burağı da 4 kere aramama rağmen açmıyordu. Burağı aramaktan vazgeçip en iyisi kaçmaktı.Acil çıkış kapısından ilk Ece çıktı telaşla. Tam bende çıkarken o korkunç sesi duydum ve arkama baktım.
- Selin!!!! Selin!!! Diyerek koşmaya başladı ve bende kapıdan çıkıp koştum. Ece de benim için telaşlanıyordu.Koşarken;
- Ece,çabuk olmalıyız.Taksi bulup gitmeliyiz buradan yoksa koşarsak bizi o süper hızlı arabasıyla bulur.
- Evet ama takside yok. Nasıl gideceğiz?
- Taksi yoksa arabayla gideriz, dedim karşı kaldırımdaki arabaya bakarak. Sahibi arabanin kapısını açmış arkadaşıyla konuşuyordu.
- Selin araba derken neyi kasteriyorsun?
- Ece çabuk ol ve beni takip et. Soruda sorma! Ece beni takip etmeye başladı. Biz kaldırımı geçip arabaya binerken gürültülü bir şekilde araba sesi duydum.Hemen arabada saklandık.Savaş'ın aranbasını ileride sola dönerken gördüm. Tabi arabanın sahibi de bizi izliyordu. Ben ön koltuktaydım.Eceye Savaş'ın gittiğini söyleyemeden. Arabanın sahibi arabaya bindi ve alaycı bir şekilde güldü,dudaklarını araladı;
- Kızlar size mi gidiyoruz, bana mı? Bana ikisi de uyar,dediğinde şaşkın bir şekilde Eceye baktım. Ece de aynı şekilde bana bakıyordu. Bu çocuk gerçekten güzel bir cevabı hak ediyordu ama çook yakışıklı. O koyu mavi gözlerinde adeta kaybolmuştum. Sanki beni denizin derinliklerine çekiyor ve hipnotize olmuş gibi hiç bir şey yapamıyordum. Ama onun bu dediğinden sonra övülmeyi hak etmiyor.
- Söyledi...
- Sen ne düşünürdün acaba benim yerimde olsan? Aniden arabama iki kız biniyor!
Galiba haklıydı. O arabayı çalıştırmış,gidiyordu.
- Durur musun!? İnmek istiyorum! O beni dinlemiyor,yola bakıyordu
- Sağdan mı soldan?diye sorunca çok sinirlendim. Kaşlarımı çatarak;
- Arabayı durdur!! İnmek istiyorum!
Sola dönmüştü. Kötü kötü bakıyordu. Bende onun gibi baktım. Eceye baktığımda sırıtıyordu ama nedenini anlamamıştım.
- Hadi inin ve bir daha görüşmeyelim mümkünse! Sinirli bir şekilde bağırmıştı. Umrumda değil,önemsemiyordum onu.
- Hadi Ece!
Ece inerken bende kapıyı açıyordum ve beni kolumdan tuttu. Bir şey söylemesini beklerken, o hiçbir şey söylemedi ve gözlerime baktı, çatık kaşlarla.
- Berk.
İsmini söylemişti sanırım. Hiç bozmadan
- Güzel isim,dedim ve arkamı dönüp kolumu ondan geri aldım.
- Senin isminde "Gıcık" olmalı, dedi hafif gülerek. Ben de güldüm istemeden. Berk bir cevap beklerken ben kapıyı kapattım. Ece'nin yanına gittim. Sanırım Burakla konuşuyordu. Olanları anlatıyordu hararetle.
- Ece hadi gidelim.
- Tamam. Bekliyoruz Burak, diyerek telefonu kapattı.
- Burak mı geliyor?
- Evet. Taksiyle geliyor, olanları anlatınca yürüyerek gitmemizi istemedi. E tabi haklıda.
- Evet,demekle yetindim. Ece' nin hala sırıttığını gördüm.
- Ece ne oldu neye gülüyorsun? Arabadaykende gülüyordun zaten!
- Çocuktan hoşlandığını anladım da ondan. Şapşal olmuş gibi bakıyordun.
- Yuh! Ece abartma istersen, gözlerini inceliyordum o kadar.
- Hıı tamam.
- Ecee!
- Tamam diyorum ne diyeyim?
- Tamam ya,diyerek Eceyi öptüm. Yanımıza taksi geldiğinde Burağın geldiğini anladık ve arabaya bindik.


PAPATYA Where stories live. Discover now