Voldemartın emriyle Lucius Malfoy yasak bir lanet yaptı.Lanet üzünden Hermione Granger'in hayatı Draco Malfoyun onu sevmesine bağlıydı.Voldemortun bile bilmediği bir şey vardı:Belkide bu lanet safkanların sonu olurdu.
Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.
@globbels'e çok teşekkür ederim.Benim biricik betacım.Onun sayesinde yazım hatası olmayan bir bölüm okuyorsunuz.
Karanlık bir gecede, geceden bile karanlık olan mağarada fısıltılar şeklinde sözcükler duyuluyordu. Sihirden hiç anlamayan birileri bile buradaki kötü enerjiyi kolaylıkla hissedebilirdi. Küçük bir kız çocuğu elleri ve ayakları bağlı şekilde yere uzatılmıştı, ellerine de iki tane resim koymuşlardı. Bir elindeki resimde sarışın bir erkek diğerindeyse kahverengi gür saçlara sahip bir kız vardı. Peleriniyle yüzünü kapamış adam durmadan sözcükler söylüyordu. Bu sözcükler zehirli bir duman gibi küçük çocuğun etrafını sarmıştı. Zaman geçtikçe küçük kızdan ilk önce zayıf çığlıklar gelmeye başladı. Pelerinli adamın sesinin yükselmesiyle de çocuk daha çok çığlık atmaya başladı. Ve bir anda her şey bitti. Sessizlikle beraber küçük kızın kalbi de durmuştu. Adam elindeki bıçakla kızın yanına yaklaştı ve eğilip kalbinin durduğu yere bıçağı sapladı. Bıçağın saplanmasıyla beraber küçük kız yeniden gözlerini açtı ve öyle bir bağırdı ki adam kızdan yirmi metre ötedeki duvara çarptı. Çarpmanın etkisiyle pelerini açıldı ve ardından Lucius Malfoy'un sinirli suratı gözüktü.
-Lanet olsun!
dedi adam ve pelerinine aldırmadan kıza yaklaştı. Kız hala bağırıyordu. Ama adam aldırmadan kızın yanına geldi. Kulak zarları patlamıştı belki ama ölmekten iyiydi. Kaldığı yerden devam ederek küçük kızın kalbini yerinden sökmeye başladı. En son yerinden çıkardığında küçük kalbi gümüş bir tepsinin içine koydu. Mağaradaki tek masaya yaklaştı ve iki ayrı poşetteki saç tellerini çıkartıp yaktı. Yaktığı zaman oluşan külleri de toplayarak küçük kızın kalbinin olması gereken yere döktü. Küllerin dökülmesiyle yara yeri hemen kapanmıştı. Bunun üzerine Lucius küçük bir zafer işaretiyle gülümsedi. Başarmıştı, bunu hemen Lord'a haber vermeliydi.
***
-Lordum, her şeyi emrettiğiniz gibi yaptım.
dedi adam. Başını kaldıramayacak kadar korkuyordu.
-Aferin Lucius. Biliyorsun bir taşla iki kuş vuracağız. Hayır hayır aslında işler yolunda giderse üç kuş... Hem oğlunun Muggle'lara karşı olan nefretinin ne kadar olduğunu ölçeceğiz, hem o küçük ukala bulanıktan kurtulacağız. Hem de Harry Potter ağır bir kayıp yaşadığı için sarsılacak. Ama umarım Draco yüzümüzü kara çıkartmaz.
-Hayır, Lordum emin olabilirsiniz ki o asla yanlış bir şey yapmaz.
-Bakacağız Lucius. Ama oğlunun bundan haberi olmayacak.
dedi adam Nagini'nin başını okşayarak.
-Nasıl isterseniz Lordum...
Voldemort'un emriyle Lucius büyük bir lanet yapmıştı. Bu lanet yüzünden Hermione Granger Draco Malfoy'a bağlanmıştı. Lanet şuydu; eğer bağlanan kişi bağlandığı kişi tarafından sevilmezse yavaş yavaş acı çekerek ölecekti. Fakat yarımdı, lanetin diğer kısmı yoktu. Ve Voldemort bunu bilmesine rağmen bu laneti uygulattı. Bir de olmayacak son kişilere: Hermione Granger ve Draco Malfoy'a.