Bölum 1

3 0 0
                                        

Gözlüklerim buğulanmıştı. Bu yüzden Cenk'in ifadesini görmek şimdi daha da zorlaşmıştı. Odanın içi çok loş olduğu için göz yaşlarımı görmediğini umuyordum. Odanın sağ tarafına doğru birkaç adım atıp gözlerimi koltuğun üstündeki montuma diktim. Sonra kendimi topladım ve son gücümle "Neden?"diye sorma cesaretini gösterdim.

Fakat duymamış gibi yapmakta öyle iyiydi ki fazlasıyla kalbimi kırmaya başlamıştı. Artık dayanamıyordum. Benden ayrılması yetmiyormuş gibi şimdi de beni takmıyor olamazdı. Cenk'e olabildiğince yaklaştım ve koyu yeşil gözlerinin içine odaklandım. Çok rahat görünüyordu, rahatsız edici derecede rahat... Artık ne ağladığımı görmesini ne de benden ayrılmasını umursuyordum.

"Çok bencilce."dedim. Kahretsin! Sesim fazla titremişti. "Ama kim bilir kaç kızla daha bu konuşmayı yapmışsındır değil mi?

"dedikten sonra derin bir soluk aldım. Bakışlarımı Cenk'in Gözlerinden tahta zemine indirdim. Bir süre sessizce bekledik. Kimse bir şey söylemedi. Sonra yavaşça arkamı döndüm ve montumu hızla kapıp dışarıya çıktım.

Giderken sokak kapısını bile kapatmamıştım. Öyle hızlı koşuyordum ki dışarıda yağan yaz yağmuruyla yarışabilirdim. Annemi dinleyip yazın sıcağında üstüme kapüşonlu bir şey giymem gerçekten bugün yaptığım en akıllıca şey olabilirdi.

"Hey, Piks!"birden arkamı döndüm. Gördüğüm şeyden, daha doğrusu kişiden o kadar memnun değildim ki gözlerimi hemen yere devirdim. Arkamda duran kişi bizim apartmanda oturan 11. sınıf bir çocuktu. Ona bakmadan "Bu kadar koşacak ne vardı ki, hem de bu yağmurda?"diye sordum. Hala ona bir an bile bakmamıştım.

Tek görebildiğim deri montuydu. Sonra elini cebine sokup omuz silkti. İkimiz de sırılsıklam olmuştuk. "Piks, annen eve gelmeni isti..."bir an duraksadı. Sonra elini çeneme koyup kendi yüzüne doğru kaldırdı. Ah, harika! Şimdi göz gözeydik ve ağladığımı gayet net görebildiğini düşünüyordum. "Sen iyi misin?"diye sordu. Kaşlarını çatmış bana bakıyordu. Hayır, anlamında başımı iki yana salladım. Bunu yaparken yine bakışlarım aşağıya indi. "Hadi gel, daha kuru bir yere gidelim. Hem ne olduğunu anlatırsın, hem de sana olan borcumu bir sıcak çikolatayla ödeyebilirim."hafifçe güldü. Aslında Boran'la pek samimiyetimiz yoktu ancak bana hep kibar davranıyordu.

Dediği gibi daha sıcak olan bir yere yani onun evinin yakınındaki bir kafeye oturacaktık ama o sırada kapıda biri belirdi. Ah tamam işte kim olduğunu bulmuştum. Bu Selin Şekerci'ydi.(ünlü bir oyuncu) sonra birden omzumda bir ağrı hissederek yan tarafa döndüm ve bir baktım yatağımdayım. Sadece bir rüyaymış. Ah! Kaç saattir aynı kolumun üstüne yatıyordum acaba?

(Bu wattpad'deki ilk kitabim bu yuzden ilk bolume yorum birakirsaniz sevinirim...)

Você leu todos os capítulos publicados.

⏰ Última atualização: Feb 28, 2017 ⏰

Adicione esta história à sua Biblioteca e seja notificado quando novos capítulos chegarem!

SembolOnde histórias criam vida. Descubra agora