"Kuzum yine mi dayak yedin?" telefonun ucundaki hüzünlü ses ablam Zümrüt'e aitti.
"Evet abla. Lanet adam olacak babamdan!" dedim ağlayarak.
Sıkılmıştım!
Üç kardeş olarak büyümüştük. Annem başımızda yoktu ben altı yaşımdayken kanserden öldü. Ablam bizi büyüttü ta ki evlenene kadar.
"Peki neden?" dedi burnunu çekerek. Oda ağlıyordu.
"Cansu'yu görmek için şehire inecektim izin vermeyince bende ısrar ettim...ve sonuç" dedim daha fazla anlatamadım.
"Merak etme Cansu iyi hamileliğin başında o yüzden biraz kötü olmuş midesi" dedi ablam. Cansu onyedi yaşında evlendi. En küçüğümüz, şuan ondokuz yaşında ve 3 buçuk aylık hamile.
Ben birtek evde kaldım.
"Anladım abla. Aras nasıl?" diye sordum. Biricik yiğenim Aras. Dokuz yaşında ablam ve eniştem bir sene önce ayrıldı ama ablam geri eve dönmedi. Çalışarak kendisi ve oğluna bakabileceğini söyledi. Babam birtek ablama gitmeye izin veriyor zaten. Oda sırf ablam yanlız oğluyla kalmasın diye.
"Iyi, kurslara yazdırdı babası olacak herif! Onlara gidip geliyor. Ee bende iş güç derken çocukla ilgilenemiyorum. Patrona söyleyeceğim yıllık izine çıkmak için izin alacağım"
"İyi yaparsın ablacım. Tamam o zaman kendine iyi bak" dedim. Telefonu kapattıktan sonra salona döndüm babam daha gelmemişti yemek hazırdı bende yemeği yiyip sofrayı topladım.
Kapı çaldı.
Gelen babam değil postacıydı.
"Buyrun, kime baktınız?"
"Bacım ben Fikret ULUHAN'a bakmıştım" dedi elindeki kağıtlara bakarak.
"Ben kızıyım" dedim. Kızı olmaz olaydım!
Elindeki kağıdı bana uzattı bende imzaladıktan sonra zarfı aldım. Kapıyı kapatıp sobanın yanına oturdum. Zarfı açarsam kesin yine beni döverdi zarfı televizyon sehpasının üstüne koydum.
Kapı çalınca yerimden fırladım.
"Hoşgeldin baba" dedim. Kafasını sallayıp içeri girdi.
"Yemek getiriver bakem karnım zil çalıveriyor" dedi. Babam biraz değişik konuşur.
"Tamam"
Yemeği tekrar ısıtıp önüne getirdim o haberleri izlerken bende camdan dışarıyı seyrediyordum. Sonra birden siyah araba geldi, muhtar amcanın kapısının önüne tam biri iniyordu babam seslendi.
"Gız, kahveye gidiyom ben" dedi ve gitti.
İyi oldu şimdi dizimi izleyebilirim.
Film bitti.
Daha sonra saat on'a geliyordu. Bende yatakları hazırlayıp uykuya daldım. Sabah oldu babam çoktan gelmiş!
"Hande, hadi işe gidiver dün biz anlaştık Hamza beyin fabrikasında çalışıvercen" oldu ya bide iş çıktı. Eğer şimdi kabul etmesem beni döver bende kafamı sallayıp her zaman ki gibi kaderimi kabullendim.
Ertesi sabah kalktığımda kahvaltı hazırladım daha sonra pantalon ve tşört giyip evden çıktım.
Yürüyerek bir buçuk saatlik yolun sonunda varmıştım.
Kocaman binanın karşısında durmuş ne yapacağımı bilmiyordum. İçeri doğru yol alırken biri seslendi.
"Hande Hanım" sesin geldiği yöne doğru baktım. Genç bir adam. Yakışıklıydı.
"Evet benim" dedim gülerek. Uzattığı elini sıktım.
"Babanız Fikret beyle konuştum oda zaten size söylemiştir, üst kat bayan giyinme reonunda görev alabilirsiniz" dedi nazikçe. Kafamı sallayıp onu takip ettim.
Üst kata geldiğimizde kocaman bir kat ve bir sürü insan. Belki ilk defa bu kadar kalabalık bir ortama girmişimdir.
ESTÁS LEYENDO
s'ONSUZ'
Novela JuvenilHande, üç kız kardeşi ve babası bir köyde yaşarlar. Hande'nin çalıştığı bir yerin genç patronuna gönlünü kaptırır fakat adam onu reddedince Hande içine kapanır. Babası tarafından sürekli şiddet görür ve muhtarın torunu Adnan onu görür ve Hande'yi sı...
