Üstümdeki yorganı tekmeleyerek üzerimden çektim ve bacaklarımı yorganın üzerine uzattım. Şu an içimdeki patavatsız ben "kalk anasını satayım,git imam nikahını kıy şu yatakla.
ömür boyu hem sen rahat et hemde ben" diyordu ve bu fikir şu güzelim yatakta geçirdiğim her saniye daha fazla yatmaya başlamıştı kafama .bu arda yatmak demişken , harbiden biraz daha mı kestirsem ben aca ba ya ?
Oflayarak yataktan doğruldum ve iki kolumuda havada gererek ,ağzımı ikimi metre genişliğinde açıp esnedim.
Evet şuan burada sonsuzluk uykusuna dalmak kesinlikle hurikulade bir bir fikirdi fakat yetişmem gereken bir okul ve içimde bana nedense geç kaldığımı söyleyen lanet bir ses varken ,beynim uyumaya el vermiyordu .
Aslında buna pekte şaşmıyordum. Zira her sabah alarmı en az 10 kez erteleyerek uyanan ben , dün akşam şarjımın bitmesi ve benim üşenerek telefonu şarja takmamam şerefine kendi kendine uyanmıştı.
Aklıma DANK eden gerçekle birlikte yataktan fırlayarak dün akşam eve rastgele attığım kolilerin yanına uçtum. Kahretsin , bu gün geç kalmamam lazımdı . Her gün olurdu ama yeni okulumun ilk günü kesinlikle geç kalamazdım.Hayır.
Sonunda bulduğum kol saatimi kolinin en dibinden zorlukla çektim ve saate baktım . Neyseki saat daha 07:15 idi ve ilk ders dün öğrendiğime göre 8'e 10 kala başlıyırdu bu da hazırlanmam için tam olarak 35 dakikamın olduğunu gösteriyordu.
Eh hiç değilse geç kalmamıştım öyle değilmi? En azından şimdilik yani. Hızla yerimden doğrulurken elimdeki saatide koluma taktım ve uyuduğum odaya doğru koşarak odanın ortasında kendimi frenleyip etrafıma bakındım. Eveeet bakalım benim sevgili çoraplarım ve kıyafetlerim nerdeydi?
Yorganın altından ucu gözüken pantolonumun paçasına gözlerimi kısarak baktım . Aha pantolon giti geriye kaldı çorap ve bluz .
Gidip siyah kot pantolonumu yorganın altından çekip omzuma attım ve hızla altımdaki pijamayı çıkarıp pantolonumu zıplayarak bacaklarımdan geçirdim. Sonunda giyebildiğim pantolonumla birlikte artık burada olmadıklarına kanaat getirdiğim çorap ve bluz ikilisini bulmak adına valizin bulunduğu salona koştum.
Hemen valizin dibinde bulunan kıyafetlerimi görünce zaferle sırıtarak hızla onları da giyindim. Alel acele odamdan telefonumu ve çantamı alıp koşturarak dış kapının yolunu tutmuştum ki yarı yolda telefonumun şarjının olmadığı aklıma gelince kendimi geri vitese alıp tekrar odama döndüm.
evdeki eşyaların %90'ıyla aynı kaderi paylaşıp bir kenara savurduğum şarjı kısa uğraşlar sonucu bulup telefonumla birlikte çantaya tıkıp kapını dibinde sefil bir halde duran yağmurluğumu da omzuma atarak kendimi dışarı attım.
Evet evden hayırlısıyla kazasız belasız çıkmıştım, şimdi yapmam gereken tek şey aynı başarıyı dışarıda da göstermek olucaktı.
Adımlarımı merdivenlere yöneltirken aynı zamanda kolumdaki saaten kaç dakikam kaldığına bakıyordum ki saatin 7:35 olduğunu görmemle ayaklarımın birbirine dolanıp merdivenlerden aşağı yuvarlanmam bir oldu.
Merdivenin son basamağında bacaklarımı boylu boyuna uzatmış şekilde son bulan düşüşümün ardından uzanmış olduğum basamaklardan hafifçe doğrulmaya çalıştım ama kalçamdaki ve belimdeki keskin acı yüzünden pes edip oflayarak bir seksen uzanmaya devam ettim .
Hem okula geç kalmış hemde belimi kırmıştım iyimi?
Sinirle gözlerimi kapatıp kafamı geri yatırdım ve vücudumdaki tarifsiz acının geçmesini beklemeye başladım.
YOU ARE READING
KÖR BAŞLANGIÇ
Teen Fiction" soğuk" dedi boynuma doğru eğilirken. Yüzü o kadar yakındı ki yüzüme, gözlerimi kapatmak zorunda kaldım anın büyüsüyle. Çünkü kapatmasaydım eğer gözlerimi, bir kez daha yenilicektim bakmaya doyamadığım gözlerine ve yine o gözler, beni bir kez d...
