Yağmur,şiddetini devam ettiriyordu. Büyük damlalar , sıkıntılı bir şarkının dizeleri gibi önümden
akıp giderken siyah sırt çantamı kolumdan düşmemesi için küçük bir hareketle omzuma geri taktım. Soğuğu seviyordum.Öyle ki deri ceketimin önü acıktı ve içimdeki siyah salaş tişört görünüyordu.
Sanki yağmur damlaları içimde tuttuğum tüm kötülükleri alıp beraberinde yerle buluşturuyordu. Zincirlerime kilit oluyordu.
Şapkamın ardından kaçamak yapan koyu sarı saçlarımı narin parmaklarımla küçük bir hareketle kulağımın arkasına ittim. Kahve gözlerimde beliren acı beni yaprağın ağacı sardığı gibi sarmalamış serbest bırakmıyordu. Hıçkırdığımda sessiz sokakta tok bir ses yayıldı. Ardından yağmur şiddetini arttırırken dirseklerimi yaralayacak şekilde kendimi yere bıraktım. " Neden!" diye bağırdığımda kendi sesimi tanıyamamıştım. Sokaktan Yen'i dönen genç çift bana anlamsız bakışlar attığında onlara aldırmadan kendime yabancı gelen cırtlak sesimle bir yakarış daha bıraktım hapsolduğum bu anlamsız dünyaya.
Çift , adımlarını hızlandırırken ben,onların kıyıya sertçe çarpan denizden ürküp kaçtıklarını anlamıştım. Omzuma dokunan yabancı ellerle kendime geldim Ya da geldiğimi sandım. " Evladım fırtına şiddetini arttırdı. Uzaklaş buradan."omzumdan nasırlaşmaya başlayan elleri yavaşça elin sahibiyle kavuşturdum ve kadına teşekkür edip kızgın denize doğru yürümeye başladım. Ölmek umrumda değildi. Ne de olsa bir gün ölecektim ve bu bir an olsun da ablama kavuşayım artık düşünceleriyle denize korkusuz adımlarımla yaklaşıyordum. Ama kadının bakışlarının üstümde olduğunu hissettiğimde omzumun üstünden arkama bakınca
yaslanmaya başlayan , yüzündeki kırışıklıklardan dolayı pamuk neneye benzeyen kadının endişeli bakışlarıyla karşılaştım. Gözlerinden okunan telaş pek umrumda olmazdı aslında kadın yaşlı olmasa. Yaşlılara ve çocuklara duyduğum özel bir sevgi olduğu için uzun zamandır yapmayı unuttuğum küçük bir tebessümü yüzüme yerleştirdikten sonra geri dönüp şefkatli kadının ellerini sahiplenirmişçesine tutup konuşmaya başladım : " Benim icin endişelenmenize gerek yok. Evinize kadar eşlik etmemi ister misiniz ?" dedim gercek olmasını umduğum sahte bir gülücüğü yüzüme yerleştirdikten sonra. Kadın , kaçırdığı gözleri tekrar benim kahve gözlerime kilitlendikten sonra cevap verdi : "Gerek yok kızım. Sen eve git de " Bunun üzerine şeker bayanın ellerine küçük bir öpücük kondurduktan sonra oradan uzaklaşmaya başladım. Sokağı döndükten sonra denize bakıp " Elbet bir gün buluşacağız " bakışlarını gönderdikten sonra yoluma devam etmek için arkamı döndüğümde popo üstü düşüverdim bir anda. Sanırım bir seye çarpmıştım ve bu şey epey sertti. Duvardan başka bir şey beklemezdim ama bu sert bir gövde çıkmıştı.Başımı sert bedenin sahibine bakmak icin biraz daha kaldırdığımda ne yapacağını bilemeyip boynunu kaşıyan siyah saçlarından küçük bir parça alnına dökülmüş , Çimen yeşili bir çift göz ile karşılaşmam bir oldu. Gecenin karanlığında bu kadarını görebiliyordum. Kendimi toparlayıp konuştum :
"Yuh! Önüne bak"
"Önüne bakmadan yürüyen ve bana çarpan mızmız sensin yalnız. "dedikten sonra Mehmet Ali Erbil gibi parmağını boşlukta bir tur döndürdü.
"Kenara kaysaydın."
"Bak kızım. İşim var çekil önümden de gideyim."
Dedi ve yanımdan ayrılmak icin adim attı. Ama onu kolundan sertçe tuttum ve durdurdum. Genç adam Çimen yeşil gözlerini bana dikip alnındaki çizgileri gösteren bir bakış attı ve konuşmaya başladım ona sert bakışlarımı gönderdikten sonra :"Seni nereden tanıyorum?"
"Fadime kız sen misin , Abdullah ben. "diye alayla karşılık verdi yakışıklı genç ve ardından tekrar ciddi bir tavır takınıp devam etti : "Benimle tanışmak icin bu kadar uzatmana gerek yoktu. Sorsan söylerdim. Tabii işim olmasaydı."
"Senn o okuldaki çocuktun. Bugün ceza yemiştik ve sen kaçmıştın. Sonra da her işi ben yapmıştım. Niye kaçtın hı? Ben oraları kaç saatte temizledim ? "
"Aa doğru. Sen şu aptal sakarsın. Üzgünüm ama zamanımı alıyorsun"dedi ve uzaklaşmak icin bir adim attı. Ama bu sefer de yakışıklının gitmesini engellemek icin Puma markalı siyah beyaz ayakkabımı çocuk adımını attığı anda önüne koyup yeşillinin takılıp düşme eşiğine gelmesini sağladım. Adam öne doğru sendeledikten sonra omzunun üstünden bana sert bakışlarını sundu.
"Senin derdin ne lan? "Diyerek üstüme yürümeye başladı.
Korkmuyordum. Ne de olsa iyi dövüşüyordum. O çocuğun güçsüz kasları sökmezdi bana. Ama , yeşillinin ne yapacagını merak ettiğim icin kıpırtısız bekledim adam bana saldırsa ne de olsa kurtulurum diye düşünerek. Adam elini koluma yapıştırdı ve beni bir çöp torbasıymışım gibi sürüklemeye başladı. Sokağın ucuna kadar.
"Ne yapıyorsun be salak!"
"N ne dedin sen?"
"Ne yapıyorsun , dedim. Bir sorun mu var?"
"Ondan sonra ne dedin?"
"He sen onu diyorsun salak
dedim. Sonra da geri zekalı dedim. İçimden de sana bir sürü küfür
ettim. Noldu ki?"
"Benim kim olduğumu biliyor musun?"
"Imm düşüneyim. Evet. Kendini beğenmiş kibirli bencilin teki mesela. Doğru mu"
"Sabrimi zorluyorsun. Yerinde olsam bu kadar belalı birine bulaşmak icin beş kere düşünürdüm. "
iki elimle şaşırmışçasına ağzımı kapatarak :
"Uff çok korktum!"
"Benimle dalga mı geçiyorsun?",dediğinde "dalga denizde olur " diye saçma bir şey söylememek icin kendimi zor tuttum.
"Yen'i mi anladın ?"dedim alayla. Ama o gülmekle yetindi.
"Yerinde olsam kaçmaya başlardım"
"Sebep?"
"Bir kıza el kaldırmak bana gire değil ama kızın saçlarından tutup sürüklemek el kaldırmaya girmez her halde değil mi?",dedi ve saçlarımdan tutup beni aşağı cekti. Ağzımdan istemdışı küçük bir inleme döküldü ve yeşilli çocuk konuşmaya başladı :
"Sözlerini geri alman icin bir şans."
"Hahhah beni güldürüyorsun yeşilli. Asla senden özür dilemem."
"Yeşilli?"
Şaşırmıştı ona yeşilli dememe. Gizleri yeşil değilmiş gibi!
"Evet yeşilli. Kendisi sen oluyorsun."
"Bana lakap mi taktın yanı?"
"Bunu anlaman icin daha ne yapmalıyım acaba, gözlerinin rengi aptal !",dememle onun karnına tekme atmam bir oldu. Ellerinden kurtulduktan sonra bir yumruk ta yüzüne geçirdim ve iki adim geriledim. Onun yüz hatlarının gerildiğini hissedebiliyordum ona sırtımın dönük olmasına rağmen.
Ona yüzümu döndüğümde öfkeli bir domatesle karşılaştım. E bir kızdan yumruk + tekme yemek kolay bir şey olmasa demek. Alayla yüzümü buruşturduktan sonra konuşmaya başladım :
"Bakıyorum da hazmedemediniz beyefendi", dedikten sonra yüzüme bir sırıtış yerleştiğini farketmem kısa sürmedi.
Ne yapıyordum ben böyle? Onunla neden hala uğraşıyordum ? Ve bu kadar uzun konuşmam hayrı alamet değildi. Ama benim de gülmeye , konuşmaya , kızmaya , kavga etmeye ihtiyacım vardı. Nasıl bir çiçeğin fotosentez yapması icin suya ihtiyacı varsa benim de yaşamam icin birkaç değişikliğe ihtiyacım vardı. Sanırım 6 senedir odama hapsolmam , biriyle konuşmamam , sadece kitap okuyup uyumam , ailem haricinde biriyle konuşmamam , ailemle kavga etmem hayatımda boş yer kaplıyordu. Sanırım ben de normal bir insan olmalıydım. Herkes gibi gezip eğlenmeli insanlarla tanışmalıydım. En önemlisi de böyle aşılmaz olmamalıydım. Bulunmaz hint kumaşı sanılmaktan bıkmıştım artık.
İnsanlarla hiçbir yakınlığım yoktu. Kendimi kapatmıştım , hapsetmiştim. Çünküü...ablamın ölümü beni derinden yıpratmıştı. Birçok kez onun öcünü almak istemiştim ama olmamıştı. Onun katilini öldürmek istiyordum ama olmuyordu. Sonuçta ... insan babasını...nasıl...öldürebilirdi ki ? Evet, ablamın katili babam. Kimse bilmiyor çünkü bunun icin gece gündüz hatasını kapatmak icin çalışmıştı. Cinayetini kapatmak için intihar ettiğini söylemişlerdi. İşte benim ailem bu kadar sorunluydu. Ablamı derin bir uçurumun kenarında ölüme terketmişlerdi. Babam, ablam her zaman adaletin yanında diye ona uçurumun kenarında tokat atmisti. Ablam dengesini kaybetmiş ama düşmemişti. Fakat uçurumun hemen kıyısında olduğu icin en ufak bir harekette düşecekti. Keşke elimden gelseydi de arabanın kilidini kırıp dışarıya çıkabilseydim. Babam annemle beni arabaya kilitlendikten sonra ablamı da alıp götürmüştü boşluğa. Aklında onu sadece korkutmak olduğunu , böyle olmasını istemediğini söyleyip duruyordu. Kendini kandırıyordu ama beni asla.
Ablam dengesini kaybettikten sonra babam onu azarlamaya devam ediyordu. Yerde duran suçsuz taşı alıp havaya kaldırıp konuştu:" Bundan farkın yok. Hatta onun bir değeri var. En azından bize yol oluyor. Ama sen babanı satacak kadar kötü Bi kızsın. Adalet babandan daha önemli senin icin. Annene her zaman düşmandın. Senin için sadece Afra var. O işe yaramaz da senin gibi ama sen artık çok olmaya başladın. Duydun mi beni?
Sen işe yaramazın tekisin. Seni doğurmak ile annen hayatının en büyük hatasını yaptı. Keşke şu elimdeki taşı doğursaydı!"
Biliyordum. Cemrenin kalbi buna dayanmazdı biliyordum. Atlayacaktı iste. Camı
yumruklamaya başladığımda annem beni tuttu. " Haketti. "
"Anne ne diyorsun sen ya! O senin kızın!!" dediğimde tepki vermedi. "Bu kadardı hı?" dedikten sonra cami yumruklamaya devam ediyordum. Kırılmayacağını anladığımda gelirken babamın içtiği cam kutudaki birayı arabanın camına vurmaya başladım. Açılmıyordu. Lanet olsun. Hayattaki en sevdiğim varlığı kaybedecektim. Onun küçük kalbi bu sözlere dayanamazdı derken güçsüzleşen yumruklarımı cama vurmaya devam ediyordum. Kulağımdaki son ses ise " SENİN İSTEDİĞİN GİBİ OLSUN BABA" oldu. Ve o çığlık. Son veda çığlığı. Ablam gözlerimin önünde can çekişe çekişe öldü. İnanması güçtü o sevecen neşeli şeyin intihar edeceği ama her zaman bizi şaşırtırdı. Ama buna dayanamayacağını biliyordum. O atladıktan sonra annem bir hıçkırıkla elleriyle ağzını kapattı. Babam ablamın gözü önünde düşmesine aldırmadan koşarak arabaya bindiğinde ona varabildiğim kadar yumruğumu sallıyor ve ona bağırıyordum. Babamsa kendi kendine özürler mırıldanıyordu ama ayni zamanda gaza da yüklenmişti. Eve dönüyordu. Hiçbir şey olmamış gibi Eve dönüyordu. Buna katlanamazdım.
"İndir beni. "
"Saçmalama! Bu olanlardan kimsenin haberi olmayacak. Şimdi polise gidip kendi intihar ettiğini söyleyeceğiz. Gerekirse birini tutup ben yaptım diye içeri girmesini sağlayacağız ama bu olanlardan hiç kimsenin haberi olmayacak " dediğinde kan beynime sıçramıştı. Sen nasıl bir babasın be! Kızın öldü. Ama belki de ölmemiştir. Bir imkan ölmemiştir. Bir ihtimal. Küçük bir ihtimal.
"Uçurum çok yüksek miydi?"
" Sayılır."
Evet. Belki de ölmemişti.
" Durdur arabayı."
"Sus!"
"Durdur dedim. Ben sizin gibi insafsız değilim. Ablam belki de ölmedi. İndir"
"Kapa şu lanet çeneni, yoksa"gerisini getirememişti.
"Yoksa ne! Beni de mi atarsın? Atsana hı. Baba misin lan sen!"
O günden sonra annem ve babamla hep kavga ediyorduk. Onlar ben konuşmayayım diye ne istersem yapıyorlardı. Gerçi bir istegim de yoktu ya. Her zaman yemeğimi kapının önünde bırakan hizmetli bile üzülüyordu ama annemlerde bu acı uzun sürmemişti. Kapımın önüne gelip para koymaktan başka yaptıkları Bir şey yoktu. Babam hala avukattı ve hala da kötü bir avukattı.
Sanırım bu yüzden içime kapanıktım. Ama 6 sene de biraz uzun bir süreydi. Sanırım buna alışmam gerekiyordu. Buzlarımı kırmalıydım.
Belimden tutulduğumu ve karnımın üstündeki bir eli farkedince düşüncelerimden uzaklaşıp arkamdaki salağın kim olduğuna bakmak için başımı o yöne çevirdim. Aksi takdirde bacağım hazırdı. Ufak bir hareketle onu yere düşürebilirim. Basımı çevirdim. Ama bu nokta tehlikeliydi. Yeşillinin gözleriyle karşılaşınca hemen bacağımı ona geçirdim. Sonra da karnımdan çekilmeye başlayan eli tutup burktum. Yeşilli bunu beklemiyordu kı donup kalmıştı. "Sanırım o kaslar işe yaramıyor hı?"
"Emin misin ?, dedikten hemen sonra döndürdüğüm eli çekip beni iktirdi. "
"Ciddiyim. Bir kıza bir şey yapamam. Bu yüzden ..."
Yere oturdu ve kollarını açıp devam etti:
"...istediğini yapabilirsin. Ağzımı burnumu kır hadi", dedikten sonra sırıttı.
"Bu fırsatı tabii ki de değerlendireceğim", dedikten sonra ayağımla ona bir tekme savurdum ama hızlı değildi. Daha çok samimi arkadaşlarla tartışırken şakasına vuruyormuş gibiydi.
"Oooo Aras. Kızdan dayak mı yiyorsun? "
Sesin sahibi kesinlikle yeşilli değildi. Sesin geldiği yöne doğru bakınca bir, iki ... sekiz tane belalı tipe benzeyen adam bize yaklaşıyordu. Yeşilliye bakıp :
"Sana mi dedi?"
"Evet."
"İsmin Aras mı?"
"Bak benle tanışmak istiyorsun anlıyorum ama şimdi olmaz."
"Neden?"
"Abi görmüyor musun?"
"Görüyorum. 8 tane belalı tip buraya geliyor ?"
"Saymak icin uğraşmak yerine keşke kaçmaya başlasaydın."
"Neden ? Yoksa gelenler düşmanın mı?"
"Evet."
"Harbi"
dediğim anda elimden tutup koşmaya başladı. Maalesef ben de koşmaya başladım. Elimi kurtarmaya çalıştığımda kelepçelemiş gibi olduğu için geri alamadım.
"Neden kaçıyoruz , dövebiliriz?"
"Arkana bakmadan koş."
Dediğinde hemen arkama baktım. Oha çoğunun elinde bıçak vardı ve çok hızlı koşuyorlardı.
"Aras"dedi en karanlık bakan.
"Ne var lan?"
"Kız neyin oluyor?"
"Bırak peşimi"
"Abi kaç sattır bekliyoruz seni buluşma yerinde. Sen daha varmasan bir kız bulmuşsun gerçi" dediğinde "Sus lan"diye bağırdım adama.
"Dur"
Dediğinde adamlara göz ucuyla baktım ve yavaşladıklarını gördüm. Aras'tan elimi kurtarmak için bir daha denedim ama tekrar başaramadım. Elini var gücümle sıktığımda bana baktı. Hala koştuğumuz icin nefes nefeseydik Başımla arkayı işaret ettiğimde oraya döndü ve adamların durmuş olduğunu gördü. Bana baktı ve
"Git "
Dedi. Cevap vermeden ona baktığımda tekrar "Git"dedi.
"Tek başına dövüşemezsin. "
"Kavga olduğunu nereden çıkardın ?"
"Ne yani? Bir de arkadaşlarım de de şurda öleyim."
"Arkadaşlarım."dedikten sonra sırıtarak bana baktı"Hadi öl."
"Ne! Gerizekalı kaç saattir koşuyoruz. Hem düşmanlarım demiştin.Sana neden insandım kı?Böyle bir maldan ancak bu beklenirdi. "
"Neden dogruyu söyleyeyim?Üstelik bu cüretkar davranışların fazla olmaya başladı. "
Dediği anda ona tekmeyi savurdum ama geri çekildi. Sırıttı ve
"Iska"
Dedi. Allah'ım delireceğim.
"Niye koşturdun beni de o zaman, madem arkadaşların ?"
"Eğlence. "
"Aras açıklama mı yapıyorsun o kıza?"
Bu çocuk kimdi ya? Maydanoz. Sanane lan!
"Sana sormayacağım. "
Sıktı artık bu sohbet. Uzaklaşmalıydım buradan. Hem hala neden buradaydım ki?
Derken son kez yeşilliye sert bir bakış atarak omzuna yabani bir şekilde vurdum ve oradan uzaklaşmaya başladım.
İyice gittikten sonra arkama baktım. Sokakta sadece ben vardım. Düşünebilirdim artık. Kendi kendime bir söz vermeliydim. Artık eskisi gibi olamayacaktım ama ablam varken ne kadar mutluydum. Her şeyden bir espri çıkarırdım. Polyanna gibi bir şeydim perdelerimi kapatmadan önce. Vee bir sürü de arkadasım vardı çok mutluyduk.Şimdi ise kimsem yok. Benim yüzümden. Herkesi ittim. Buz dağı gibiydim. Ama artık eskisi gibi olmaya çalışacaktım. Ben de herkes gibi olacaktım. Yalnızlıktan sıkıldığım yoktu ama bu daha ne kadar böyle devam edebilir ki diyerek buz dağı olan kısmımı eritmeye gayret edeceğimi aklımın bir köşesine yazarak Yen'i hayatıma bir pencere açmak için kafesime geri dönmek üzere ıssız sokaktaki kaldırımda çıkan ayakkabı seslerinin eşliğiyle sokak lambalarının arasından yoluma devam ettim.
Biraz değişiklik çok ta fena olmazdı.
Arkadaşlar beğensek de beğenmesek de yorumlarımızı dile getirelim lütfen. İlk bölümüm olduğu için acemi olarak bu kadar yazabildim. İnşallah beğenirsiniz. Oy ve yorumlarınızı bekliyorum.
STAI LEGGENDO
ARAF
Teen Fictionİliklerime kadar hissettiğim bu soğuğun bir ısıtıcısı olmalı değil mi? Benim yok. Her ne kadar istesem de yok ,olmayacak. Çünkü artık yalnızım. Benim kurtuluşum yok yanımda. Yanımda da, Dünyada da.. Ablasının ölümünden sonra hayata zar zor tutunan...
