☾ 1

26 2 0
                                        



Kafamın içinde yiyip bitirdiğim o kadar düşünce ile başa çıkamaz bir hale gelmiştim artık. Yaptığım bütün aptalca şeyleri düzeltmek isterken, daha boktan hale getirmiştim. Ben kimdim? Bir Hiç'tim artık ben. Midem kelebek mezarlığı, ruhum ölü, düşüncelerim karanlık. Ben...Eymen. Eymen Yazıcı.

Bir Hiç'liğin hikayesi...

Psikoloğum tekrar konuşmaya başladığında onu dinlemeye çalıştım. Dediklerini aklımın bir köşesine yerleştirsem de odaklanamıyordum. Yaşadığım, çektiğim acılar aklıma geldikçe deliriyordum. Kendimi iyi hissetmiyordum. Psikoloğun sözünü keserek ''Bu kadar yeterli, teşekkürler.'' deyip odadan çıktım. Çıktığımda karşımda gördüğüm manzara ile kendime gelemedim bir süre. Şaşırmıştım. Fazlasıyla...

''Metehan? Ne işin va-''

Daha cümlemi tamamlayamadan sinirli bir şekilde, benim çıktığım psikoloğun odasına girdi. Yoksa o da mı buraya geliyordu? Buraya geliyorsa neden benden saklamıştı? Gerçekten çok şaşırmıştım. İkiz kardeşim psikoloğa gelecek kadar sorunlu biri değildi. Gayet mutlu biriydi. Hemde fazlasıyla. Neler oluyordu? Olanlardan pek birşey anlamamıştım. Metehan'ı girdiği kapının önünde beklemeye başladım. Yaklaşık yarım saat sonra kapıdan siniri geçmiş şekilde çıkınca soramadığım sorumu tekrarladım.

''Ne işin var burada?''

''Seni ilgilendirmez.''

''Tabiki de ilgilendirir. Sen benim kardeşimsin.''

''Ben seni pek öyle görmüyorum ama.''

Dediği şey, kafamı kurcalamak ile birlikte kalbimi de kırmıştı. Dediğini önceden de duymuştum aslında. Biraz moralim bozulsa da takmadım. Alışmıştım onun böyle davranmasına. Ben cevap vermeyince çıkışa doğru yürümeye başladı. Yinede nedenini öğrenmek için ısrarlıydım.

''Hadi ama, söyle bana ne olduğunu.''

''Eymen, git başımdan!''

''Yeter ama! Böyle davranmayı bırak. İnsanların kalbini kırıyorsun!''

''Hem senin burada işin ne? Söylesene!''

Yüksek ses ile birbirimize bağırmamızdan, sokaktan geçen diğer insanlar dönüp bize bakıyorlardı. Nedense insanların akıllarında hep ''İkizler birbirleri ile iyi anlaşır.'' gibi bir düşünce vardır . Olay hep öyle değildir aslında. Çevremizdekilerin tepkisini görünce sesimi biraz daha alçaltarak konuşmaya başladım. Hava soğuktu. Sesim biraz titreyerek çıkmıştı.

''Anneme söyleme. Olur mu?''

Bu sorumdan sonra adımlarını hızlandırmaya başladı. Kolundan tutarak sertçe kendime çektim onu. Sinirden ses tonum tekrar yüksek çıkmaya başlamıştı.

''Söyleme! Tamam mı?''

''Senin için kendimi mi yorucam anneme söyleyerek? Söylemem merak etme!''

Rahatlamıştım biraz da olsa, Metehan'ın sıktığım kolunu gevşetmem ile elini sertçe çekmesi bir oldu. Koşarak gözden kayboluncaya kadar ilerlemeye başladı.

Yaşadıklarımı hiç bir zaman anneme söylemedim. Neden mi? Çünkü anlattığım zaman, hep yargılıyor, yanlış anlıyor ve beni eziyor. Annem ile aram hiç iyi olmadı benim, bu hep böyleydi. Elbet iyi anlaştığımız zamanlarda oldu ama kötü anlaştığımız zamanlar kadar değil. Böylece artık bende en sevdiğim şeyi yapıyorum. İçime atıyorum. Aslında anlatıp kusmak istediğim çok şey var ama en sevdiğim şeyi yaparak susuyorum. İçinden çıkamıyorum sonra.

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Jan 26, 2017 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

meyus.Where stories live. Discover now