Artık hatırlanmaya değecek kadar bile kalmadın. Seni unutmak hakkım! Unutkan biri değilimdir ama sen bende hatırlanacak hiçbir şey bırakmadın. Benim unutulmuşum olmak bile güzeldir, bil. Aşk mı? Aramızda kaldı; içimizde değil Yanlış aşkta doğru aranmaz. Ama yine de oku istiyorum. Cümlelerimde gizlenmiş duygudan ne anladığını benim nasıl yazdığım değil, senin nasıl okuduğun belirler.
"Kör müydü gözlerin, nasıl göremedin" diye sordular senden sonra. Kör değildim. Ve hayatımda en çok iki kere parlamıştı gözlerim. Birincisi seni ilk gördüğüm, ikincisi giderken ardından baktığım gün. İlkinde aşkın ışığından, ikincisinde gözyaşlarımdan O iki anın arasındaysa hep kapalıydı gözlerim. Aşkına inandığımdan.
Kör değildim, sadece güvenmiştim!
Bugün seni düşünmeden yaşayabilmeyi başardığım ilk gün. Hadi topla seni benden. Kalbim seni uğurluyor. Al bu yara sende kalsın. Art
Kahraman Tazeoğlu'nun kuşkusuz mükemmel bir duygu anlatımı var. Duygusallığın yoğun olduğu bu kitapta, o duyguyu okuyucuya çok iyi geçiriyor ve bunu hiç sıkmadan yapıyor. Konu açısından çok yaratıcı. Özellikle Kaan ve Lavin'in ölen bir çocukla irtibatı ve aşkının kurucusu olması olağandışı bir olay iken, bunu okuyucuya çok doğal bir şekilde kabul ettiriyor. Eksik bulduğum taraf ise olayların geçiş sırası. Bir olayda başka bir olaya atlıyor ve bu da okuyucu da karmaşıklığa neden oluyor. Ama bütünüyle duygu yoğunluğuyla yoğrulmuş akıcı bir kitap. Ölmeden önce okunması gereken kitaplar listesinde bence yer alıyor.
"Bazı yaralar sBazı Yaralar Sardıkça Kanar
Güzel sözlerin usta kalemi Kahraman Tazeoğlu yine herkesin kalbini çalacak yeni eseri olan Yaralı ile raflardaki yerini alıyor.
Daha önce Kıyısızlar, Başka, Bambaşka ve son olarak Bukre ile büyük beğeni toplayan ve sözleri sosyal medyada en fazla paylaşılanlar arasında yer alan ünlü yazar yeni kitabı Yaralıda da yine aşka dair her şeyi sunuyor.
**********
Hande, Kaanın çocukluk aşkıydı. İkisi de birbirini çok seviyordu. Kaan, Handeye şiirler yazıyordu. Liseyi birlikte okudular ve sıra üniversiteye geldi. Üniversiteyi de birlikte okumak istediler ve ikisi de İstanbulu kazandı. Çok sevdikleri İzmirden İstanbula geldiler. Üniversiteyi de burada birlikte bitirdiler.
Hande mezun olduktan hemen sonra kendine iyi bir iş buldu. Kaan bu konuda şanssızdı. Bir türlü iş bulamadı. Hande de zamanla ondan soğumaya başladı. Kaan en sonunda bir iş buldu. Pazartesi günü işe başlayacaktı. Pazar günü Handeyle buluştular. Kaan mutlu haberi vereceği için çok mutluydu. Ama o mutlu haberi veremeden Hande ondan ayrılmak istediğini söyledi ve onu bırakıp gitti.
Kaan günlerce eve kapandı. Kendisine gelemedi. Arkadaşlarının çabasına rağmen kendisini toparlayamadı. Bir gece Hande olmadan yaşayamayacağına karar verdi ve bileğini kesip intihar etti. Komşuları onu kanlar içinde buldu ve hastaneye götürdü. Kaan kurtuldu ama bileğinde bir yara kaldı. Kaanın bu zor günlerinde arkadaşı Ayça ona yardımcı oldu. Kaanın eskisi gibi neşeli birisi olması için çaba harcadı. İşyerinde Kaana bir iş buldu.
Kaan yavaş yavaş hayata dönmeye başladı. İşyerinde Ece adında bir kızla tanıştı. Ondan hoşlanmaya başlamıştı. Fakat Kaanın kıza ilk dokunduğunda bileğindeki yara tekrar kanamaya başladı. Kaan Handeyi ve yaranın sebebini anlattı. Ece ile bir ilişkiye başlayamadan ayrıldılar. Kaan bir sene sonra Duruyla tanıştı. Duruyla da aynı şeyi yaşadı. Durunun elini ilk tuttuğunda yarası yeniden kanadı. Kaan bu ilişkinin de olmaması gerektiğini anladı. Kaan bileğini sardı ve arabasıyla eve dönüyordu. Yolda giderken bir anda gözleri karadı ve yolda önce bir deniz topu sonra bir çocuk çıktı. Kaan hemen durdu ve arabadan inip çocuğun yanına gitti. Çocuk Kaanın yarasını gördü ve ona Bazı yaralar sardıkça kanar. dedi.
