ilk öncelikle hepinize merhaba benim güzel okurlarım.
Şu an okumaya başlayacağınız kitap benim ilk kitabım, bu yüzden de hata yapma şansım çok yüksek değil mi?Amma velakin yaptığım hataları sizin yardımınızla düzelticeğime emin olabilirsiniz. Bu yüzden de lütfen yorumlarınızı eksik etmeyin zira düşüncelerinizin hepsi benim için çok önemli ve çok değerli.
Fazla uzatmadan sizi hikayeyle baş başa bırakıyorum. :D
Keyifli okumalar...
........
Beklersin bazen sadece beklersin ama niye, kimi, neden beklediğini bilmeden. Mesela bir uçurumun kenarındayken bir kurtarıcı el ya da seni geri döndürecek bir kelime beklersin. Ve ya da tam hayatına son vermeye karar vermişken tekrar seni hayata bağlayan , yaşamaya değer şeylerin varolduğuna inandıran birini beklersin.
Tıpkı şu anda benim yaptığım gibi evet şu an da bende bekliyorum ama niye? Sahi ben kimi bekliyorum benim kimsem yok ki. Evet doğru duydun benim Cansu dışında kimsem yok. Eğer olsaydı şu an elimde sigaramla darmadağın ettiğim salonumda oturuyor olamazdım değil mi ? Peki ben kimim? ben Eslem Kayayım kaya gibi sert bir o kadar da soğuk, geçtiğim çarptığım yerlerde iz bırakan umursamaz kişiyim.
Ben bunları düşünürken kapı çaldı -bak beklediğin kişi geldi -diye dalga geçti iç sesim benimle.
Tabi ki gidip kapıya bakmadım ya kapıcıdır ya dilenci ama kapı o kadar çok çaldı ki artık dayanamadım ve uyuşuk adımlarla gidip kapıyı açtım.
Karışımda Cansuyu görünce şaşırmamıştım aslında. Ne kadar ona da herkese davrandığım gibi soğuk davran samda bir tek beni yalnız bırakmayan kişi oydu.
" Niye geldin?" diye umursamaz bir şekilde sordum ama bana cevap bile vermeden içeriye geçip sabahtan beri içtiğim sigaraların küllerine baktı. Sonrada etrafa saçtığım, saçma salak psikoloğumun verdiği haplara acıyan gözlerle bakıp benim en sinir olduğum cümleyi kurdu.
" Eslem buraya ne yaptın böyle , buranın hali ne? " diye şaşkın bir şekilde sordu.
"Sana ne! Cansu hem sen niye geldin, ne oldu? " diye sordum.
"Eslem artık yeter!"
Diye bağrınca tam ona cevap verecekken, benden önce davranıp cümlesini daha normal bir sesle devam ettirdi.
" Çık şuradan dışarıya, daha ne kadar kendini şu cinayet barındıran dört duvara hapsedeceksin."
İşte burada hiç bir şey diyemedim. Hem ne diyecektim ki. Sonuçta haklıydı.
Bedenim yaşıyor gözükse de ruhumun cinayeti bu dört duvarda gerçekleşmişti hem de celladın ta kendisi de bendim o yüzden sustum sustu sustuk hep böyle suskunluğumuz karışsa keşke karanlığa ordan yok olup gitse o suskunluğun içinden acı dolu çığlıklar.
" Bari izin ver de perdeleri kaldırayım" dedi. Yine daldığımın farkına Cansunun tiz sesiyle irkilirken fark ettim.
Yüzüyle kaloriferin üstündeki camın perdelerini göstererek. Artık laf yetiştiremiycek kadar enerjisiz olduğumdan sadece kafamı onaylarcasına sallamakla yetindim. Cansu hemen gidip stor perdeleri yukarı kaldırmaya başladı. Her bir santim yukarı kalkınca perdeler, gözüme güneş ışığı geliyordu. Bir dakika ya , akşam değil miydi? Tabiki değildi akşam olsa Cansu nasıl gelsin bana onun annesi babası var, izin vermezler ki gece vakti başına bir şey gelir diye endişelenirler o yüzden izin vermezler.Cansu etrafa uzun uzun baktıktan sonra
" Eslem bak sen çık odana uyu, ben şuraları toplayıp temizleğeyim sonra seninle oturup eskisi gibi dertleşelim olur mu? "
Cansu böyle deyince uzun zamandır yapamadığım bir şeyi yaptım ve ruhsuzca olsa bile kahkaha attım. Cansu yüzüme bakıp niye güldüğümü sorgularcasına bakınca
"Dertleşmek ?
Cansu merak ettim bir söylesene senin ne derdin var? Baban istediğin bir elbiseyi mi almadı? Yoksa annen derslerin kötüleşti diye harçlığını mı kesti? "
Ben böyle deyince Cansu bir şey demedi sadece sustu. İste ben böyleydim bana yardım elini uzatanın kalbini kırıyordum bana iyi gelen insanlara iyi gitmiyordum.
" İyi ben yatıyorum uyanınca konuşursun " deyip odama gittim.
Belki uyuyabilirim diye düşündüm. Ama kafamı yastığa koyduğumda o nefret ettiğim kişilerin, nefret ettiğim seslerini duydum. Beni uyutmayan, çocukluğumu çalan, geçmişimi harcayan , geleceğimi yok eden lanet sesleri duydum kısacası çocukluğumun frangasını hissettim zihnimin en kuytu köşelerinde. Ayağa kalkıp odamın içindeki banyoma girdim ve aynada solgun bedenime baktım , neredeyse bir haftadır banyo yapmıyordum. Saçlarım yağlanmış, vücudum artık yıka beni diye adeta yalvarıyordu. Gidip bir duş alsam gerçekten iyi olacaktı. Gidip suyun ısısını ayarladım. Üstümdeki kokmuş , kirli elbiselerimi çıkartıp kirli sepetine attım sonra duş almaya başladım.
Kısa bir duştan sonra tekrar odama dönüp temiz kıyafetlerimi giydim , işim bitince aşağı Cansu'nun yanına indim. Gördüğüm görüntü beni şok etti. Cidden burası benim yaşadığım hapishane mi her yer ne kadar da temiz duruyor. Cansu koltuklarımın ve masamın üstündeki çöpleri atmış , yerdeki sigara küllerimi yok etmiş , toz duman içinde olan yerler şuan da pek alışkın olmadığım bir sabun kokuyordu. Cansu'ya dönerek
" Cansu neden böyle yapıyorsun neden bana yardım ediyorsun. Hem niye yaptın ki , sen gidince gene eski haline gelecek buralar boşuna yorulmuşsun dedim." Bunun üzerine Cansu bana ikinci defa şok olacağım cümleyi kurdu.
" Evet canım gidince olur ama gitmeyeceğime göre sorun yok."
YOU ARE READING
MAVİYE KARIŞAN SİYAH
Teen FictionBeklersin bazen sadece beklersin ama niye, kimi, neden beklediğini bilmeden. Mesela bir uçurumun kenarındayken bir kurtarıcı el ya da seni geri döndürecek bir kelime beklersin. Veyahut tam hayatına son vermeye karar vermişken tekrar seni hayata bağl...
