Medya: hikayenin tanıtımı
Meriç intar
Her zamanki gibi derin uykumdan 6:30 da uyanmıştım. Dışarıda kar tüm esareti ile yağarken ben sıcacık bir yatakta gözlerimi açmıştım yeni bir güne. Genelde evdeki hizmetlilerle bu durumdan dolayı kavga ederdik fakat,asiye sultan yine sözünü geçirmişti anlaşılan . Tabi ona kızamamamdan hiç bahsetmiyorum. O benim yanımdayken sanki bir anne şevkatiyle büyümüşüm gibi hissederdim. Tabi hemen hatırlardım ailemin böyle olmadığını.
Ben kerem İntar'dan olma , Asu yılmaz İntar'dan doğma Meriç sarp İntar. Hayatımı hiç inkar edemem açıkçası, çünkü ben sadece kendime bu durumları yedirirdim. Hayatındaki insanların bunu bilmesine hiç gerek yoktu ,çünkü hiç kimse bana acıyamaz. Bu konuları kapatsak iyi olur çünkü sonu kötü yerlere gidiyor.
New York a geldiğimden beri babam '- sözde babam -' İstanbul daki hizmetlilerin bazılarını peşime takmıştı. Asiye Sultan'da da bunlardan birisiydi , birde Ahmet amca gelmişti. İkisininde bana değer verdiğini fark ediyordum zaten...
" meriiiiiç, hadi evladım yemek hazır." Asiye sultan her zamanki gibi benim düşüncelerimi alt üst ederek beni çağırdı." geliyorum sultanım " ...
Yatağımdan kalkıp duş aldım ve üst baş derken hazırlanmam 10 dakikayı bulmuştu . alt kata salona indiğimde herkes masaya inmiş beni bekliyorlardı.
" ooo tünaydın Meriç bey " diye söze başlayan Ahmet amca olmuştu . ne tünaydın'ı diye geçirdim içimden...
" hayırdır Ahmet amca tersinden kalktın herhalde " dedim alayla . bu adam bunadı herhalde " sarp evladım senin bugün şu form şeylerinden ,bişeyin yok muydu "
- Allah kahretsin
Ben bunu nasıl unuturum
Ben geç mi kalmıştım yani , gerçekten Allah kahretsin.
Ahmet amcanın sesiyle irkildim " saat 10.50" hemen ayaklanıp " ben gidiyorum " diyip hemen almam gerekenleri alıp evden çıktım arbaya binip hızla okula sürmeye başladım...
Okulun içerisine girdiğimde yoğun bir kalabalık vardı . arabadan inip koşarak içeriye doğru ilerledim. ama ne mümkün kapının ağzındaki it sürüsü buna izin vermiyordu. ve ben içeri giremiyordum. Bir süre sonra it sürüsü dağıldı ve içeri girdim . koşar adımlarla formun dağıtılacak olan yere gittim ve içeri girdim.
Bu okul amerikanin en büyük okulu ve siyasal olarakta büyük bir ilgi gören okul öyleki buraya her ay büyük başlardan biri gelirdi. Hatta gecen ay okula kayıt için geldiğimde dan lauş buradaydı. bu okul genelde birçok korumaya korunur bunun sebebi ' ajanlar ' yani buraya siyasi bir amacı olarak gelenler .
Yarım saatlik bir süreden sonra formu verip okuldan ayrıldım. Sabah hiç yemek yemediğimi hatırlayıp gördüğüm ilk kafeye girdim. Kahvaltılık birşeyler yedikten sonra çay isteyecektim fakat menüde hiçbir çay ismi olmadığı için kahve istedim. İçtiğim kahveden sonra hesabı ödeyip ayaklandım.
Tam kalkacağım sırada garsonların birisiyle tartışma içinde olan kız gözüme takıldı. Kız bir yandan adamla tartışıyor bir yandanda durup durup adama Türkçe saydırıyordu. Kızın söyledikleri şeyler okadar komikti ki adam zaten bişey anlamıyor sadece 'what 'diyordu. Kız durup durup ' yaşlı bunak' diye söyleniyordu.
Bir süre sonra kız kavgayı bitirip pes edip , gitti. O dışarı çıkınca aceleyle peşinden gittim. Hemen arkasından yetişip " hey sen baksana bana " dedim kız bana dönüp " ne var ne istiyorsunuz " dediğinde.
" şey biraz konuşalım mı " diye sorduğumda " peki ,fakat yürüyerek" dedi yolu işaret ederek. Başımla onaylayınca yürümeye başladık. Uffn iyiki de bu kıza rastladım , çünkü canım sıkılmıştı ve burada bizim oralardan yani Türklerden birisiyle tanışmak iyi olmuştu. çünkü buralarda İngilizce konuşmaktan gına gelmişti...
" şey adın ne? " diye sormuştum en sonunda sessizliği bozarak kız biraz tereddüt etsede adını söyledi ." Merve ...Merve budağ , pekiya senin " dedi sanki utanmış bir his vardı sözleri çekinerek söylemişti. Bende gülümsedim tabi bu olaya beni tanıyan birisi görse herhalde dalga geçerdi ,çünkü ben böyle bir adam değildim.
" Meriç İntar , tanıştığıma memnun oldum . birşey daha söyleyecem sen burada ne yapıyorsun " kız önce gülümsedi sonrada belli belirsiz bir ses çıktı ağzından ,hayır hayır bu hıçkırık sesiydi. Bu kadar mı heycanlanmıştı yani. İnanmıyorum.
" şey...benprofesör ....petrik miskıt' ın yanında çalışıyorum... Ben onun hizmetlisiyim." dedi bir çırpıda ,demek hizmetliydi vücudu sanki şu boks yapan kadınlara benziyordu . zayıf ve sıkı bir vücudu vardı. Ve bu haliyle bile çok şirin gözüküyordu çünkü bebek gibi giyinmişti . toz pembe etek, beyaz bir sıfır kol,babet ve saçlarını da salmıştı.
" peki sen sen ne yapıyorsun" diye sorunca derin düşüncemden ayrılıp cevap verdim " water beatiful üniversitesi nde okuyorum yani ...başladım ." şaşkınlık belirdi önce yüzünde sonrada " demek orada okuyosun bende oradayım ,ama yaşın daha fazla gibi duruyor ?" doğru ben aslında bayabir büyüktüm ve hemen cevapladım " ben aslında 25 yaşındayım ,yani geç başladım üniversiteye ... Sen sen kaç yaşındasın ,gerçi bence en en fazla 18 gösteriyorsun ama bu yaşta burada olamazsın bence en fazla 19 yaşındasındır;)" benim göndermemi anlayarak hemen söze girdi " hayır yanlış tahmin 24 yaşındayım ben de bazı sorunlar yüzünden geç başladım " demek yaşı bu kadar vardı oysaki çok küçük gözüküyordu .
Bir süre sessizlikten sonra durdu ve " ben artık gideyim " dedi tam gideceği sırada " seni nasıl bulabilirim !!" dedim hayranlıkla . bana dönüp gülümsedi " sana numaramı vermem. Belki birgün okulda karşılaşırız " dedi ve uzaklaştı ...
...
1.BÖLÜM SONU...
Evet birinci bölümün sonuna gelmiş bulunmaktayız. Darısı diğer bölümlerin başına. Bu bölümde meriçi tanıtmak istedim... Yani biraz biraz. Sayılır.
Ve birde birkaç saniyenizi ayırıp ⭐(yıldıza) basarmısınız.o güzel yorumlarınızı da eksik etmeyin lütfen.
Yeni bölümü en yakın zamanda atmayı düşünüyorum ... İlk bölüm kısa oldu ...
Afflola ve hayırlı cumalar...
👋👋👋
YOU ARE READING
Gizli #(1) Başlangıç
Teen FictionBuraya hikayeden bir kesit yada bir bölüm yazmayacağım ... Çünkü eğer merak ediyorsanız kitabı 'KÜTÜPHANEYE EKLE' yapıp okursunuz. Söyleyecek sözüm bunlar .)
