Bir sonbahar sabahı günlerden pazartesi... bugün en acı gününü yaşatıyor hayat denilen dram oyunu... Bir meleğin gidişinden sonra yaşanan acı ve gerçek...
Bir aile dramı hazırlamıştı hayat yine acı sonla biten... Bir ailenin yok oluşu, bitişi ve bir çocuğun çaresizliği... CANSU'nun "Anne ben gidiyorum" deyişiyle başladı acı dram...
Cansu 18 yaşında 1.70 boyunda fakir bir ailenin tek çocuğuydu. Küçüklüğünden beri hep acı içinde büyümüş sevgiden mahrum kalmıştı. Annesi ile 18 yıl boyunca iki arkadaş gibi yaşamışlardı.
Ve o gün dünyası yıkıldı CANSU'nun...
-Anne ben gidiyorum
+Nereye kızım
-Arkadaşlarla dışarı dolaşmaya
+Beni de şu aşağı mahalleye bırakır mısın?
-Hayır anne ben senden utanırım
+Tamam
Ve Cansu evden çıkar akşam eve döndüğü zaman annesine seslenir...
"Anne" ses çıkmaz
"Anne" ses çıkmaz
Ve son bir defa daha dener
"Anneeee" yine ses çıkmaz
Cansu biraz endişelendi sonra belki uyumuştur diye evin tüm odalarına teker teker baktı.
Salona baktı yok
Oturma odasına baktı yok
Yatak odasına baktı yok...
En son çocuk odasına baktı ve o acı görüntüyle karşılaştı...
Annesi kendi yatağında hareketsiz bir şekilde yatmış vaziyette. Cansu yatağa yaklaştıkça içini bir sıkıntı basıyordu, annesi intihar etmişti. Ve üzerinde bir not;
"Kızım ben seni bu yaşına kadar getirdim, sana hem anne hem de arkadaş oldum... Bugüne kadar senden hiç utanmadım, seni dışlamadım. Elimden geldiği kadar sana bakmaya çalıştım sırf sen arkadaşlarına mahçup olma diye zorda olsa her istediğini aldım. Sen ise benden utanıyorsun, bugüne kadar seni utandıracak ne yaptım? Neyimden utanıyorsun; fakirim diye mi, yıkık çıkık bir evde yaşıyorum diye mi. Şimdi utanacak hiçbir şeyin kalmadı kızım. Kendine iyi bak."
Cansu bu notu okurken gözleri doldu. Ve bir süre annesine bakıp durdu ne yapacağını bilemedi, annesini öpüp helallik istedi. Ardından beninde yaşamaya hakkım yok diyerek hayatına son verdi...
