Psikologlardan hayatım boyunca nefret etmişimdir.
Ebeveynlerin çocuklarını yaşadıkları en küçük olaylarda bile kendileri anlamaktansa, psikoloğa götürmeleri onları bok çukuruna itmekten başka birşey değildi. Tıpkı benim annem ve babamın bana yaptığı gibi...
Karşımda, bacak bacak üstüne atıp oturan psikolog biraz daha onu süzmeye devam edersem beni lanetleyecek gibi bakıyordu. Bakışlarımı, çizdiği abuk subuk tablosuyla milyonlar kazanmış, sabah akşam atkıyla dolaşan ressam edalı psikoloğumdan çekip duvarlarda döndürmeye başladım. Bir psikolog evine göre fazla sade bir eve sahipti. Benim bildiğim psikologların evi bu kadar sade olmazdı. Bunu düşünmüyordum, tecrübelerime dayanarak söylüyordum. Şimdiye kadar 1,2,4,7,10 tane psikoloğum olmuştu. Fakat anlaşamamış, yollarımızı ayırmak zorunda kalmıştık. Oysa ki, psikopatlaşma yolunda emin adımlarla yürümüş, hatta benim gibi ayaklarını popolarına vura vura koşmuşlardı.
Herneyse...
Psikolog sonunda gömleğinin ilk düğmesini açarak rahatladıktan sonra konuşmaya başladı.
" Özgür, annen ve baban senin yaramaz bir çocuk olduğunu söylüyorlar. Sen bu konu hakkında ne düşünüyorsun?" diyerek direkt konuya atlayan pskoloğa hayırdır bilader seni mi ilgilendiriyor bakışı attım. Yok efendim neymiş, profesyonelmişmiş de, benim için en iyisini düşünürmüş. Adam kendi dağılan yuvasını kurtaramıyor, gelmiş bana laga luga yapıyor. Ben tam 10 tane psikolog delirtmiş insanım, bunlar bana söker mi eheyt...
"Düşünmüyorum." dedim lafı hiç uzatmadan. Psikolog ayağa kalktı ve bana doğru birkaç adım ilerledikten sonra yüzünün yüzümle aynı hizaya gelmesi için eğildi. "Pekala. Demek, bir o kadar da asiymişsin. Hmm..." diye mırıldandıktan sonra yerine geçirip küçük bir kağıda birşeyler yazmaya başladı. Böyle lafı geveleyen insanlardan nefret ediyordum. İnsanların hepsinden nefret ediyordum.
"Senden yarın vereceğim adresteki kitap fuarına gidip beğendiğin bir kitabı alıp okumanı istiyorum." diye elindeki beyaz kağıdı bana uzattı. Gözlerimi kendisinden çevirip kağıda baktığımda bir adres yazdığını gördüm. "Gitmek zorunda mıyım?"
" Kitaplar insanın ruhunu geliştirir. Benden önce, senin kendini anlaman gerekiyor. Kendini anlaman için de bir kitap sana yardımcı olacak en iyi şey. Ve evet. Gitmek zorundasın." dedi ve ekledi psikolog bozuntusu. " Bugünkü seans bitti. Gelecek sefere görüşmek üzere."
Sessiz kalmayı tercih ederek sırt çantamı aldığım gibi çıktım psikoloğun evinden. Babam aşağıda beni bekliyor olmalıydı.
***
"Ya baba, gitmeyeceğim ben o fuar mıdır nedir oraya! O psikolog bozuntusunu hastanelik etmediğime dua edin siz." diyerek tekli koltuklardan birine geçip oturdum. Yine bir aile vakasıyla karşı karşıyaydık ve ben tartışmaktan kelimeleri tükenmiş biri olarak boğazımı ağrıtmaktan yorulmuştum.
"Sorunların giderek büyüyor Özgür! Babanı dinlemelisin." Annem sanki, sabah akşam televizyonun önünde Evlendirme programı izleyen kadın değil, yılların bilgesiymiş gibi konuşunca damarlarım daha çok belli olmaya başladı. Hayır, ben normal bir insandım. Kabullenmekte mi zorluk çekiyorlardı, anlamıyordum ki...
"Ben normalim anne. Uzaydan dünyaya dün inmişim gibi davranıyorsunuz."
Babamın "Normal insanların arkadaşları olur Özgür. Senin bir tane arkadaşın bile yok. Olanları da kaçırdın. Arkadaşlarım kızlarını telli duvaklı gelin ederken, ben kızımla deve güreşi yapıyorum, GTA'da araba kaçırıyorum. Tek sorun da bu değil zaten. Durmadan etrafındakilere zarar veriyorsun. Dün de abin adını seslendi diye kolunu ısırmışsın. Dişlerinin izlerini bile gördüm." diye sonuçlanan balkon konuşmasını ayakta alkışlanmayı hakediyordu.
"Baban haklı kız. Yazık değil mi o çocuğa?" Annem de her lafa atlamasa olmuyor...
"Sinir etmeseydi bana ne?" dedim tekli koltukta yayılırken. Dağılmak üzere olan topuzumu açıp düz bıraktım. Başım ağrıdığı için kafamı kaşımaya başladım. "Neyse ne. Sonuçta ona zarar verdin. Ve bu ilk değil..."
"Tamam, tamam. Sen haklısın." diye söylenmeyi kestiğimde babam üstünden ağır bir yük kalkmış gibi derin bir iç çekti. O sırada odama kaçmak için fırsat bulan ben, merdivenleri çıkmaya koyuldum. Annemler fuar işini çoktan unutmuşlardı bile. Ve ben de oraya gitmeyecektim. Adımlarımı hızladırdığımda arkamdan duyduğum babamın sesiyle olduğum yerde donakaldım.
"O fuara gidilecek Özgür. Sakın unuttuğumu falan sanma. İtiraz da kabul etmiyorum."
YOU ARE READING
Kalp Hırsızı
General FictionBir okurun yazarından hoşlanabileceği hepinize normal geliyor... Ya yazar okurundan etkilenip peşine takılırsa? Mahir bir hırsızın, bir kalbi çalışının hikayesi. 16.01.17
