HEYECANLI BEKLEYİŞ

247 30 7
                                        

          Eli telefona uzandı Selen'in, uzun zamandır ayakta öylesine duruyordu, düşünceler birbirini kovalıyordu, bir kaç kez yapmıştı bunu ama bir türlü çevirememişti tuşları... Cesaretlendi birden, evet aradı, araması gerekiyordu, kendi için yapmalıydı bunu. Çok sevmişti, gerçekten, içten öyle bir sevmişti ki yaşamı buna bağlıydı, her anı O'ydu sanki...

          Ve bir ses. Durakladı, kalbi öylesine atıyordu ki, konuşamadı. Tam dudakları aralandı, karşıdan ''alo,alo'' diyen Ahmet'in sesini duyunca, yutkunamadı bile, kendine gelemedi, cevap vermek istiyor ama nedense konuşamıyordu.

          Ne tatlıydı o ses... Günlerce duymamıştı, hemen hemen bir yıl olmuştu. Dondu, zaman durdu,kalbi durdu.anılar tazelendi... Bir bakışı vardı Ahmet'in, kahverengi gözleri tatlı mı tatlı, ne masumdu... Gülerken Selen'in içi ısınıyordu. İşte bu diyordu, nefes almak, yaşamak. Konuşurken dolu dolu konuşurdu, sever gibi, okşar gibi... Aklından bunları geçiriyordu ve nihayet tekrar çevirdi tuşları... Bu sefer kesin konuşacaktı...

           Selen direk ''benim'' dedi telefonu açan Ahmet'e. Karşıdan ses gelmiyordu, az sonra ''ne'' dedi şaşkın bir sesle Ahmet. ''Benim'' dedi Selen tekrardan, ürkek ve çekingen bir şekilde. ''Sabah 10'da istasyonda buluşabilir miyiz?'' ''Evet'' dedi Ahmet kendinden emin bir şekilde.  İçi rahatlamıştı Selen'in yinede heyecanını alamamış telefon elinde durakalmıştı. Ta ki annesinin sesini duyana kadar ''nereye gideceksin sen'' diyen sert bir sözle irkiliyordu. ''Hiç'' dedi arkadaşlarla uzun zaman oldu görüşmeyeli. ''O zaman bu halin ne? Tamam git ama geç kalma'' Yalvaran gözlerle ''lütfen, artık yeter, gezmek dolaşmak istiyorum, yarın beraber kalalım'' diyordu Selen... Annesi seslenmeden mutfağa geçti. Selen tamam dediğini anlamıştı annesinin.

          Odasına çekilen Selen'in eli ayağına dolanmıştı Ahmet'in sesini duyduktan sonra. Çok sevmişti, ölesiye ki ayrıldıktan sonra bunu denemişti üstelik. Ama hiçbir şey yoktu aklında, hiç ağlamamıştı, hiç üzülmemişti, nöbetler geçiren o değildi sanki. Belki değişmişti,belki değil evet kesin değişmişti. Kimseler bilmiyordu, arkadaşlarına bile söylememişti yarını. Gerçi kendi bile bilmiyordu ki. Gerçekten aramış mıydı; telefonu aldı tekrardan hızlı bir şekilde, baktı aranan numaralara, evet aramıştı, duramadı, konuşmuş muydu, evet konuşmuştu. Sadece bir arkadaşını arayıp, bizimkiler ararsa yarın sende kalacağımı söyler misin demesi gerekiyordu. Sessizce aradı ve hemen telefonu kapadı. Kim duysa karşı çıkardı, biliyordu bunu. Gizlice gitmeliydi kimse bilmemeliydi. Her şeyini hazırladı erkenden. Ama hiç uyuyamadı, bir sağa bir sola dönüyordu, neyse ki odada tekti. Balkona çıkmak istedi bir an, anlarlar diye vazgeçti. Sabah olmuyordu, gece bitmiyordu... Geçen bir senenin ardından, bu gece O'na bir ömür gibi gelmişti...

UYANIŞWhere stories live. Discover now