O yaz hayatımızın değişeceğinden hiçbirimizin haberi yoktu. Mutlu gençlerdik ve gelecekten güzel beklentilerimiz vardı. Ancak hayatın bizimle çok farklı planları vardı ve o lanet günden sonra hiçbir şey asla eskisi gibi olmayacaktı.
~
Üst kattan gelen tüyler ürpertici çığlık, tüm dershane binasında yankılandı. Hiç düşünmeden koşarak üst kata çıktık. Sırayla sınıflara bakmaya başladık. Rüya sondaki sınıfa doğru yöneldi. Sınıfa girdiği gibi çığlık attı. Hemen peşinden sınıfa girdik. Rüya titreyerek sınıfın arka tarafına bakıyordu. Kafamızı o tarafa çevirince dehşet veren bir manzarayla karşılaştık. Yerde bir kız yatıyordu ve kafasından kanlar akıyordu.
Mert çığlık atmamam için eliyle ağzımı kapattı. Yavaşça yerde yatan kıza yaklaştı ve kızın yüzüne doğru eğildi. "Banu?" dedi. Yerde yatan kızın gerçekten Banu olmaması için dua etmeye başladım. Titreyerek o tarafa gittim, Rüya da peşimden geldi. Mert kızın kafasını ellerinin arasında tutuyordu. Kanlar ellerine bulaşmıştı. Ve kız gerçekten Banu'ydu. Rüya'yla bakıştık ve ben eğilip boynundan Banu'nun nabzına baktım.
İrkilerek elimi geri çektim ve "Mert, buradan hemen çıkmamız lazım." dedim. O anda Mert kendine geldi ve "Ne duruyorsunuz? Ambulans çağırın!" diye bağırmaya başladı. Rüya ağlamaya başlamıştı. "Mert. Ölmüş." dedim yutkunarak. Mert "Hayır, hemen ambulans çağıralım. İyi o, iyi." demeye başladı. Rüya "Mert, bence polis çağırsak iyi olur." dedi. Mert ağlamaya başladı. Onu öyle görünce içim parçalandı. Yerde kanlar içinde yatan bir kız görmemin şokunu atamamışken bunun Mert'in sevdiği kız olması beni mahvetmişti. Daha fazla gözyaşlarımı tutamadım. Mert'in ellerini yavaşça Banu'nun kafasından kurtardım ve elinden tutup ayağa kalkması için çektim. Ama boşunaydı, yerde oturup ağlamaya devam ediyordu. Rüya da diğer elinden tuttu ve "Mert, tamam ararız ambulansı ama lütfen yerden kalk. Çıkalım buradan." dedi. Mert yavaşça yerden kalktı ve "Onu burada bırakamayız." dedi. "Şimdi arıyorum istediğin her şeyi. Lütfen sınıftan çıkalım." dedim. Bir ceset vardı sınıfta. Rüya da ben de daha fazla kalamazdık. Mert daha idrak edememişti ama başımız belaya girecekti. Polis bizi de sorguya alacaktı. Ki gelen çığlığı duyup koşan bizdik. Katil buralarda olmalıydı. Ama şu anda tek şüpheliler bizdik resmen.
Ağır ağır sınıftan çıktık. Koridorun sonundan Nalan Hoca'nın geldiğini görünce Mert ve Rüya'yı yandaki kızlar tuvaletine soktum. "Ne yapıyorsun?" dedi Rüya. "Farkında değilsiniz sanırım ama bu resmen bir cinayet. Nalan Hoca bizi orada öyle görse ne düşünür? Cinayet ya da cinayete yataklıktan hapse atarlar lan bizi." dedim. Mert ise sinirle "Ya, ne diyorsunuz siz? Ölmedi o! Şimdi ambulansı arıyorum ben, gelecekler, Banu'yu hastaneye götürecekler. İyi olacak o." dedi. Telefonunu çıkarmaya yeltendi. Rüya ondan önce davranıp Mert'in cebinden telefonunu aldı ve "Ellerini yıka, bak kanlı." dedi. Mert yavaşça titreyen ellerini yıkadı.
Dışarıdan gelen sesle üçümüz de irkildik. "Orada kimse var mı?" diyen Nalan Hoca'ydı. Hemen bir tuvalet kabinine girip Mert ile Rüya'yı da içeri çektim. Kapıyı kilitledim ve dinlemeye başladım. Birtakım fısıltı sesleri geliyordu ama ne dediklerini seçmek imkansızdı. Daha sonra Nalan Hoca'nın topuklu ayakkabısının seslerinin uzaklaştığını duyduk ve rahatladım.
Kabinden çıktığımızda Rüya'nın telefonu çalmaya başladı. Arayan Akın'dı. Bizi merak etmiş olmalıydı. Rüya dudaklarını ısırarak telefonu açınca Akın'ın "Neredesiniz siz? Meraktan öldük be kızım biriniz telefonuna baksa ya!" diye bağrışını duydum. Rüya "Akın, çok kötü bir şey oldu. Hemen buraya gel lütfen." derken ağlamaya başladı. Akın bunu duyunca sakinleşti ve sesini alçaltıp bir şeyler söyledi. Rüya nerede olduğumuzu söyledi ve telefonu kapattı.
ВЫ ЧИТАЕТЕ
Son Çığlık
Детектив / ТриллерBir çığlık. Ortadan kaybolan bir ceset. Çözülemeyen bir cinayet. Gizemlerin ortasında kalan gençler. ~ "Üst kattan gelen tüyler ürpertici çığlık, tüm dershane binasında yankılandı. Hiç düşünmeden koşarak üst kata çıktık. Sırayla sınıflara bakmaya ba...
