1-Yaz Kampı

105 3 0
                                        

Multimedya: Güneş
Asosyal insanlardan biriydim ben. Ders çalışan asosyellerden. Gözlüğüm ve diş tellerim yoktu ama, yalnızdım işte. Kimse yanıma gelmiyor, merak etmiyordu. Etmesinler. Umrumda değil.
Sınıfa girdiğimde herkes bana baktı. Kendi aralarında gülüşmeye başladılar. Yerime otururken kafama bir şişe geldi. Atanın kim olduğunu biliyordum. Bu yüzden yüzüne bile bakmadan göz devirdim ve telefonumu müdür yardımcısının odasına bırakmaya gittim. Atan Efe'ydi. Pisliğin teki.
Sınıfa girdiğimde Murat yanıma geldi. Yine ne istiyordu bu?
"Biyoloji notlarını versene."
Çantamdan yeşil bir defter çıkardım. Biyoloji defteri. Ona verdim.
"Tşk."
Tek dediği buydu. Benimle böyle anlaşıyorlardı.
"Öd."
Bir gündeki tüm iletişimim bu kadardı. Derslerde de parmak kaldırmıyordum. Hocalar bana sürekli sözlüme düşük vereceklerinden bahsediyordu. Yapamazlardı ki. Tüm ödevlerim tamdı, derste sordukları tüm sorulara doğru cevap veriyordum. Hangi öğretmen ne hakla bana sıfır verebilirdi ki?
Matematik öğretmeni sınıfa girdikten sonra müdür yardımcısı da girdi. Tabi ki matematikçiyi takmayan bütün sınıf müdür yardımcısı girince ağaya kalktı. Müdür yardımcısının bir duyurusu vardı.
"Çocuklar, hepiniz bu sene üstün başarı gösterdiniz. Siz haftaya cuma okul bitip de yaz tatiline çıktığınızda, çıktıktan 2 saat sonra buradan Antalya'ya otobüsümüz kalkacak. Üstün başarınızın ödülü olarak tatilde bir yaz kampı düzenliyoruz ve tüm 10. sınıfları kampımıza bekliyoruz."
Müdür yardımcısı sınıftan çıktı. Ne gerek vardı ki şimdi bir kampa? Hem üstün başarı kriterlerini mi düşürmüşlerdi? Üstün başarı dedikleri 75 ortalama ise biz gayet de başarılıydık. Ama üstün başarı ortalamaları hep yüzlerde gezmez miydi?
Matematikçi günaydın dedikten sonra derse başladı. Aşırı sıkılmıştım. Şu anki durumumu özetlemeye tek bir sözcük yeterdi. İntegraller. İntegralleri üçüncü kere işliyorduk. Sınıftaki bazı salaklar anlasın diye. Onlar da dinlemiyordu bile. Hoca anlatırken hafiften uykum gelmişti. Son hatırladığım ise integrallerdi.
***
Matematikçinin iğrenç ve cırtlak sesiyle uyandım.
"Çabuk müdür yardımcısının odasına Güneş Yorulmaz 139!"
Matematikçinin matematikten başka diğer hobisi de buydu işte. Öğrencilerinin adını, soyadını ve numarasını ezberlemek. Hadi adını soyadını anlarım da, numaramdan sana ne be kadın! Neyse, tabi ki laf dinleyen ben, müdür yardımcısının odasına gittim. Kapıyı tıklattığımda adam kağıtlardan başını kaldırıp "Gir!" dedi. Beni görünce suratındaki ifade yumuşadı. Yemin ediyorum seviyor bu adam beni ya.
"Buyur kızım ne oldu?"
Adamın bir çocuğu yoktu. Bu yüzden herkese kızım ya da oğlum derdi. Hepimizi ayrı ayrı seviyordu. Bir sürü kişi öyle düşünmese de... Başımı hafifçe öne eğip konuştum.
"Matematik dersinde uyuyakaldım. Beni hoca gönderdi."
Suratındaki ifade hafif sertleşse de sonra yine yumuşadı.
"Senin iyi bir öğrenci olduğunu bilirim. Eminim geçerli bir sebebin vardır. Oturup anlatmaya ne dersin?"
Ya ne kadar tatlış bir adamdı bu ya. (Şu an ben bile istedim lan kdkdkmsmfkd). Önündeki koltuğa oturdum.
"İntegralleri işliyorduk. Daha doğrusu işlediğimiz integralleri sayamadığımıncı defa (ıdönfkxmdmdm) tekrar ediyorduk. Ben de dayanamadım. Üzgünüm. Gece geç de yatmamıştım. Sadece integralleri her ders dinlemekten çok sıkıldım."
Adam aniden bana gülümsedi.
"Seni anlıyorum. Bilirsin ben de eskiden matematik öğretmeniydim. Ondan önceki öğrencilik yıllarımda ben de çok sıkıldırdım. Şöyle yapalım. Matematik dersiniz olduğunda sen öğretmeninin de izniyle buraya gel. Seninle biraz üst seviye özel ders yapalım."
Çok sevinmiştim. Sonunda biri beni anlamıştı. Artık matematik derslerinde sıkılmayacaktım.
"Çok teşekkür ederim."
Odadan ayrıldım. Çok mutluydum. Haftada sekiz ders sınıftaki o pisliklerden uzak kalacaktım. Şu an derse girmek istemiyordum. Ben de kızlar tuvaletine girdim.
Aynada biraz kendime baktım. Kendinibeğenmişlik yapmak olmasın ama, kendimi beğeniyordum. En azından ünlülerin resimlerine bakıp saatlerce kıskançlıktan kudurmak yerine kendimle yetiniyordum. Siyah saçlarım vardı. Eskiden sarışınları çok kıskanırdım. Ancak büyüdükçe kendi tarzımı keşfettim. Ve bana siyahın daha çok yakıştığını fark ettim. Yanaklarım ve burnum çil doluydu. Eskiden bunların da iğrenç olduğunu düşünürdüm. Ama makyajla onları kapattıkça daha da çirkin olduğumu farkettim. Kendimi çok seviyordum.
Derse girmem gerekiyordu. Kapıyı çalıp içeri girdim. Matematikçi bana nefretle bakıyordu. Neden sevmiyor beni bu adam ya?
"Eminim sana ağır bir ceza vermiştir. Ne dedi?"
Thug life fırsatı elime geçmişti.
"Artık matematik derslerinde onun yanında olacağım. Benden kurtuldunuz."
Tabi ki hocalara thug life yapmıyorum.
Adam aniden yumuşayıverdi.
"O nasıl söz öyle kızım? Seni hepimiz çok seviyoruz."
Tabi hocam, bayılır herkes bana.
Yavaşça yerime oturdum. Hoca bana baktı.
"İstersen kitaplarını alıp yanına gidebilirsin."
"Dersin bitmesine iki buçuk dakika kaldı zaten. Oturup bekleyebilirim."
İşte ben buydum. Gıcık olan.
***
Ekşınlı bir son yapmak istemedim. Zaten ilk bölüm tanıtım gibi olsun. Ama hikayenin devamı daha ekşınlı. Valla ncndmfmmdmfö

YAZ KAMPIDonde viven las historias. Descúbrelo ahora