💭Seçmeler💭

8 1 0
                                        

Medya: Beth Crowley- Warrior

Ana karakterimizin sesini Ariana Grande gibi hayal edebilirsiniz. Ben öyle düşündüm.

💭💭💭💭💭

Annem hep müziğin ölü bir bedeni bile diriltebileceğini söylerdi.

Bense sadece gülerdim. Şimdi onu daha iyi anlıyordum.

Ailemi; annem, babam ve küçük kız kardeşim, kaybedeli 2 yıl oluyordu. Hep birlikte benim Doğum günümü kutlamaya, lunaparka, gidiyorduk. Yollar karanlık, hava karlıydı. Araba içindeki kahkahalarımız bize yaklaşan ışık huzmesini fark ettiğimizde boğuk çığlıklara dönüşmüştü. Ardından o kaza olmuş ve sözde 'şanslı' ben kazadan sağ kurtulabilen tek kişi olmuştum. Sadece birkaç kırığım olduğunu söylemişlerdi.

Ama ben asla şanslı olduğumu düşünmemiştim. Aksine onlar orada hep beraberler iken ben burada savaş veriyordum. O olaydan sonra Amcam'lar beni evlat edinmişti.

Bana ailemin eksikliğini hissettirmemeye çalışıyorlardı. Amcam ve yengem bir anne-baba gibi yaklaşmaya çalışıyor, her zaman ağabeyim olarak gördüğüm Daniel ise bu sefer cidden bana ağabeylik yapmaya çalışıyordu.

Şimdi ise okulunu ekip yanıma gelmiş beni güldürmeye çalışıyordu. Oysa o da 2 senedir hiç, kavgadan önceki alaycı gülümseme hariç, gerçek anlamda gülümsemediğimi biliyordu.

Dayanamamış olacak ki beni kollarımdan tutup ayağa kaldırdı. Gözü eteğime gittiğinde yüzünü buruşturdu. Sürekli etek giyerdim. Hatta dolabımda neredeyse hiç pantolon yok da denebilirdi. Bunun feministlik falan olayıyla alakası yoktu. June, kız kardeşim, etekleri çok severdi ve bende onun giyemediği o etekleri onun yerine giyiyordum.

Belki size saçma geliyor olabilirdi ama ben fazlası ile duygusal bir insandım ve bu acıyı üstümden hala atamamıştım. Bu öğlen arasına kadar da aklımın ucundan dahi geçmezdi, bu acıyı atlatıp normale döneceğim.

Daniel beni koridora sürüklerken sınıftan dışarı çıktığımı gören, hatta belki varlığımı bile yeni fark eden sınıf arkadaşlarım kocaman açılmış gözleriyle bize bakıyorlardı. Tamam belki de kuzenimin yakışıklılığına bakıyorlardı.

Daniel tarafından zorla ittirirken boş bedenim durduğunda kaşlarımı çattım ve okulun panosuna asılmış bir kağıdı inceleyen kuzenime doğru ilerledim.

Okulun müzik klübünün seçmelerinin olduğunu söyleyen kağıda bakıyordu. Sonra bana döndü, "Bu klübü biliyor musun?" Başımı olumlu anlamda salladım. Bu klüp okulun çok eskilere dayanan bir klübüydü ve uzun süre duran faaliyetinin ardından geçen sene o klübün eski öğrencilerinden biri olan edebiyat öğretmeni Bay Johnson tarafından yeniden kurulmuştu. İşin güzel tarafı ise bünyesinde çok farklı karakterden insanlar bulundurmasıydı.

Sırıtıp yandaki kalemi eline aldı ve listeye birşeyler yazmaya başladı. O kalemi bırakıp sırıtarak bana döndüğünde ben anca ne yaptığını kavrayabilmiştim. Listeye baktığımda cidden de benim adımı yazmıştı piç.

Ne bekliyordun kendi adını yazmasını falan mı? Diyen iç sesime gözlerimi devirip sinirle ona döndüm. "Ne yapıyorsun sen ya!?" Ellerini ceplerine yerleştirip pişkince sırıttı. " Ölü bir bedeni diriltmeye uğraşıyorum." Annemin lafından alıntı yapmasını es geçerek gözlerimi devirdim. Ardından omzumu silktim ve "Sen bilirsin. Zaten katılmıyacağım." Dedim katılmayacağım kısmına vurgu yaparak ve beni rahat bırakması umuduyla topuklarımın üzerinde geri döndüm.

Ama tabii ki o kolumdan tutup daha adım dahi atamadan beni gösteri salonuna, umarım adı budur, doğru sürüklemeye başladı. Zaten ben minik, o ise ayı bozması birşey olduğundan beni peşinden sürüklemesi onun için fazlaca kolaydı.

"Ya bırakır mısın!? Dan! Katılmıyacağım diyorum arkadaşım zorla mı!?" Yol boyunca cırlamıştım ancak o hiç umursamadan beni kulise kadar sürüklemişti. Seçmelerin başlamak üzere olduğu anonsu yapılıncaya kadar da dudaklarımı büzmüş, kollarımı kenetlemiş ve kaşlarımı çatmış ona bakıyordum. O ise etrafı inceliyordu. Salak. Bana döndüğünde güldü.

"Biliyor musun sen çocukluğunda da aynı böyleydin. Cimcime." Tam ben cimicme değilim demek için ağzımı açıcakken o sözüne devam edip laflarımı adeta ağzıma tıktı. "Bak prenses," o üzerime doğru eğilip ellerini omzuma yerleştirdi. "Biliyorsun ki seni kendi öz kardeşim olarak görüyorum, öylesin de. Ve bir ağabey olarak-" gözlerimi devirdim. "Bizim aramızda 1 yaş var Dan!" O da bana gözlerini devirdi. "Ne fark eder ya! Sonuçta sen 1.50 sin bense 1.85" dediğinde yine gözlerimi devirdim. Ne çok gözlerimi devirdim öyle. "1.60!" O da aynı şekilde gözlerini devirdi. Aslında çok fazla göz deviren biri değildi ancak söz konusu ben olunca ne yapacağı hiçbir zaman belli olmuyordu. "Neyse. Devam edebilir miyim?" Gözlerime bakıp susucağımı anladığı zaman devam etti. "Bak prensesim, biliyorum kötü bir olay yaşadın." Sert bakışlarımın ardından "Tamam çok kötü bir olay yaşadın. Ama ölenler öldü ve sen yaşıyorsun. Bu yüzden şimdi sen onların yerine de yaşamalısın." Buna hiç bu açıdan bakmamıştım. Belli ki o da bakmamıştı ki ağzından çıkan cümlelere hayret edermiş gibi bir hali vardı. "2 senedir ölü gibi ortalıklarda dolanıp duruyorsun ve bu benim fazlasıyla canımı sıkıyor! Herşeyimden çok sevdiğim küçük kardeşlerimden birini kaybettim zaten! Diğeri de gözlerimin önünde eriyip gidiyor! Buna daha fazla izin vermek istemiyorum. Eski haline dönmeni istiyorum. Tekrar o benimle sürekli kavga eden cimcime kız olmanı, benim minik prensesim olmanı istiyorum!" Başımı aşağıya eğdiğim için benimle göz teması kurmak amaçlı kafasını aşağı eğdi.

Daha önce hiç böyle düşünmemiştim. Ama dediklerinde fazlasıyla haklıydı. Kendime acı çektirmeye o kadar odaklanmış, kazanın benim suçum olduğunu o kadar çok kafama takmıştım ki etrafımdakilerin bundan nasıl etkilendiğini hiç düşünmemiştim. Belki de annem haklıydı. Müzik benim bu ölü bedenimi alıp diriltebilirdi.

"Tamam." Dedim başımı kaldırarak. Gözlerinden birkaç damla yaşın aktığını görmem ile birlikte benimde yıllardır tuttuğum gözyaşları gözümden firar etti. Gülümsedi ve öldürmek istercesine kuvvetli bir şekilde bana sarıldı. Ve o an 2 yıl sonra ilk defa kahkaha attım.

Bu yaptıkları için ona sonra fazlası ile teşekkür etmem gerekicekti. Çünkü o seçmelere girmiş, Warrior şarkısını kendi yorumumla söylemiştim. Herkes bayılmış, bir çoğunluğu ise konuşabildiğim gerçeği ile şaşkına uğramıştı. Ardından hayatımı köküyle değiştiricek o klübe seçilmiştim.

Du hast das Ende der veröffentlichten Teile erreicht.

⏰ Letzte Aktualisierung: Dec 29, 2016 ⏰

Füge diese Geschichte zu deiner Bibliothek hinzu, um über neue Kapitel informiert zu werden!

Rainy DayWo Geschichten leben. Entdecke jetzt