Farklı olmasını umduğum bir sabaha uyandım.Henüz güneş bile doğmamıştı.Saat 7:30'du.Erken kalkmaktan hoşlanmıyordum fakat lanet olası dershaneden dolayı buna mecburdum.
Kalktığımda saat 7:50'ydi.Lanet olsun uyuyakalmıştım.Dersim 8.30'da başlıyordu.Neyse ki çok uyumamıştım ve babam bırakacaktı.Annemin hazırladığı minik kahvaltı tabağını bitirdim.Üzerime siyah dar pantolon ve onun üzerine açık gri severek aldığım bir tişörtümü giymeye karar verdim.Saçlarımı dün örmüştüm ve böylece uyuyakalmıştım.Neyse ki bozulmamışlardı ve bugün saçlarımı böyle kullanabilirdim.Saat 8:20'ydi.Tanrım..10 dakika kalmıştı ama neyse ki çok uzak değildi ve arabayla gidecektim.Aşağı indiğimde babamı arabanın içinde gördüm.
"10 dakika var acele etmemiz gerekiyor." dediğimde gözlerini devirerek bana baktı.
"Nedem her seferinde geç kalmak zorundasın Temmuz?"
Gözlerimi kısarak babama baktım.Yüzü ciddi değildi.Sadece alay ediyordu ve evet hep geç kalırdım.Dershaneye geldiğimizde zilin babama el sallayarak arabadan indim. Ne zaman arabadan insem aklıma gelirdi; neden diğer arkadaşlarım gibi anne veya babamı öperek inemiyordum ki. Buna alışmıştım çünkü.Çocukken yeterli ilgiyi görememiştim.Ve hala da görmüyordum.Üzerimde çok baskı vardı.Bundan hiç hoşlanmıyorum.
Asansöre binmek için sağ tarafa doğru ilerledim ve lanet olası bir şeyle karşılaştım.
"ASANSÖR ARIZALI." sinirden tıslamamak için kendimi zor tuttum ve tam 4. kata kadar merdivenden çıkacaktım.Derse 2 dakika kalmıştı ve hiç sevmediğim,geç kalınmaya tahammülü olmayan kadınla "Nesrin Hoca" ileydi dersimiz.Bu sefer çıldıracakım...Merdivenleri koşarak çıkmaya başladım ve sonunda 4. kattaydım.Yeni sınıfıma alışamadığım için biraz çekinerek sınıfa girdim.Ve çok güzel..! yer yok ve sadece en sevmediğim, sürekli siyah, gri ve mavi giyinen çok bilmiş olan ve bir o kadar da yakışıklı olan Mete'nin yanına oturmak için izin istemeye yeltenecekken umursmazca "otur." dedi. Emir mi veriyorsun be aptal..! sinirden çıldıracaktım ki hoca geldi.Meteyle oturuyordum. Ve çok çekiniyordum nedenini bilmiyorum ama hep böyleyimdir.Yalnız parfümü çok güzel kokuyordu.Sanırım kavunluydu.Ve bu gerçekten muhteşemdi.Büyülenmiş gibi hissettim.Ve birden "neden sabahtan beri bana bakıyorsun Temmuz?" demesiyle irkildim.Ah..lanet olsun gözüm dalmış olmalı. Durumu toparlamayacağımı bildiğim için hiçbir şey demeden önüme döndüm. Gözlerimi devirdim ve dersin çabuk bitmesi için resim çizmekle oyalanabileceğimi düşündüm.Resimde hiç iyi değildim ve iyi olmaya da hiç çalışmamıştım.Neyse ki zil çaldı ve dip tarafta oturan ben tabii ki de "çıkabilir miyim?" demeye çekindim.Bu huyumdan oldum olası nefret ediyorum.Bütün teneffüs burada oturacak değildi ya.Elbet çıkar ve ne bileyim kantine filan gider.Ama sanki bana inatmış gibi yerinden asla kalkmadı.Ve 6 teneffüs boyunca oturmaktan neredeyse kıçım ağrıdı.Ayrıca bir kitap bile bitirdim.Dershameden çıkarken arka taraftaki askılıktan montumu almak için uzandım.Ve kolum erişmedi.Tam benden etkilenen çocuk Göktan montumu verecekken Mete:"bırak. bem veririm." dedi ve montu bana verdi.Ardından gözlerini devirdi ve tam kapıdan çıkacakken Gökdeniz:"Kusura bakma bebeğim..! Temmuzdan çok etkilendiğini bilseydim dokunmazdım montuna." diyerek manasızca bir cümle kurdu.Mete'nin elmacık kemikleri resmen ortaya çıkmıştı. Dişlerini sıkıyor olmalıydı.Sinirlendiğini anlamak zor değildi.Ve sinirle arkasını döndü.Döner dönmez onu kolundan tuttum.Manasızca bana baktı.Ah..Tanrım gözleri çok güzeldi.Okyanus mavisini andırıyordu.Saatlerce gözlerine bakabilirdim.Yine dalmıştım ki çabuk uyandım ve "Uğraşma boşver eline ne geçecek, hadi bir an önce çıkalım sınıftan."dedim.Sinirle elini kapının kenarına vurduğunda irkildim.Kolunu sertçe avuçlarımın arasından çekti ve hızla ilerledi.Eline bir şey olduğundan kesinlikle emindim.Endişelenmiştim.Ve hızlı adımlarla ona yetişmek için ilerledim.Sinirleri yatışıyor gibiydi."İyi misin, canın acıdı mı?" diye sorduğumda sinsi bir şekilde gülümsedi.Nedenini anlamamıştım.Tekrar sordum. Bu sefer yüzü ciddileşmişti birden."İyiyim, teşekkürler Temmuz."dediğinde içimde papatyalar açtığını hissettim.İsmimi sevmezdim.Onun ağzından ismimi duyunca nedense ismim çok güzel geldi.Arabasıyla gidiyordu ve bana "Görüşmek üzere, Temmuz.Tekrar teşekkür ederim. " diyerek arabasına bindi.Bmv tarzı siyah bir arabası vardı.Ben de babamı aradım ve gelmesini söyledim.Ama işleri yoğunmuş gelemezmiş falan filan.Sinirlendim ve çaresiz kalmışçasına saf saf beklemeye başladım. Yaklaşık beş dakika olmuştu ki biraz önce gördüğüm siyah bmv önüme doğru yaklaştı.Az kalsım eziliyordum.
"Önüne baksana be aptal az kalsın eziyordun beni..!" dediğimde bana sırıtarak baktı.İyice sinirlendim ve omzuna sertçe vurdum. Benim elim acımıştı ama onun için sinek ısırığı gibi bir şeydi."Hadi bin arabaya seni evine bırakayım." dediğinde şaşırdım. Burda saf saf beklediğimi nerden biliyordu ki.Teklifi kulağa çok da kötü gelmiyordu ama asla bir kere konuştuğum birinin arabasına binemezdim."Git sen.Ben kendi başımın çaresine bakarım.Hem seni daha doğru düzgün tanımıyorum bile."dediğimde gözlerini devirdi.Derin bir nefes aldıktan sonra "Emin ol seni burada bırakmam kendi başının çaresine bakmandan daha kötü olur.Kendi başının caresine bakmak için fazla sıskasın.Artık orada dikilmeyi bırak ve arabaya bin."Sesi ciddileşmişti.Fakat ben asla bunların altında kalamazdım."Sıska mı? Sen kendini ne zannediyorsun be..!" dediğimde koca bir kahkaha attı.Lanet olsun Tanrım..çok güzel gülüyordu.Ona uzun süre bakakalmıştım yine.Daha sonra yüzünün ciddileştiğini farkettim. Bana ciddiyetle bakıp "Temmuz lütfen seni bırakmama izin ver.Seni yalnız bırakmak istemiyorum. Bana güvenebileceğinden emin olabilirsin."Sesi çok şefkatli çıkmıştı bu yüzden dayanamadım ve arabaya bindim. Kavun kokusu arabayı sarmıştı ve bu koku muhteşemdi.Derin bir nefes aldım.Radyoda Taylor Swift-I knew you were trouble çalıyordu. Bu şarkıyı çok seviyorum. Başımı cama yasladım ve onu izlemeye başladım.Saatlerce, günlerce onu izleyebilirdim.Tanrım..sanırım ona aşık olmuştum.Daha doğru düzgün tanımadığım birine aşık olmuştum.Aptal kafam işte.Uzun süre ikimiz de konuşmadık.Eve gitmiyorduk.Lanet olsun ki eve gitmiyorduk.Biliyordum..aptal kafam işte güvenmemeliydim."Sen beni nereye götürüyorsun böyle?" diye sordum sinirli bir sesle.Bana uzun süre baktıktan sonra konuştu
"Temmuz sana bana güvenebileceğini söyledim.Seni ıssız bir yere bırakmaya gitmiyorum. Sadece bildiğim bir kafede bir şeyler içmeye getirdim.Anladın mı? Gereksiz yere endişelenmeyi bırak."dediğinde derin bir nefes aldım ve "Özür dilerim Mete ben bir an beni.."sözümü tamamlayamadan beni yavaşça öpmeye başladı.Lanet olsun bu çok çok çok fazla güzeldi.İnanamıyorum.Beni öpüyordu.Aşık mıydı bana?Kafamda delice sorular vardı.Hepsinden kurtulmak istiyordum. Dudaklarının tadı vanilya gibiydi.Evet evet, kesinlikle vanilya.Tam 3 dakika boyunca hayallere daldığım için ona eşlik ettiğimi fark edememişim.Fark edince aniden kendimi geriye çektim.Bana pişmanlıkla bakıyordu.Mahçup gibi görünüyordu.Sinirlenmiştim.Beni öpmeye nasıl cürret edebilirdi? "Sen ne yaptığını zannediyorsun Mete..!" diye tısladım.O da sinirlenmişti.Ona bağırdığım için olmalı.Daha fazla konuşmadan arabadan indim ve az ilerideki -aslında yarım saatlik yol-otobüs durağına doğru hırsla yürümeye başladım.Gözlerimden akan lanet olası göz yaşlarını parmak uçlarımla sildim.Ardından arabadan inip hızla bana doğru geldiğini hissettim. "Temmuz..!" diye seslendi.Arkamdan hızla geldi ve kolumdan tuttu. "Temmuz ben şu ana kadar sana yaptıklarımdan dolayı çok özür dilerim. Şuan yaptığım çok aptalca oldu biliyorum ama lütfen beni affet."diyerek geriye doğru çekildi. Ne diyeceğimi bilemedim.Hava çok soğuktu ve bu soğukta aklı olan varsa yürümezdi.
"Beni eve götürür müsün lütfen?" dedim ağlamaklı bir sesle. Bana şefkatle baktı ve sırtımı kavrayarak arabaya yöneldi.Pişman olduğunu anlıyordum.Arabaya bindiğimizde ikimiz de uzun süre konuşmadık.20 dakika geçtiğinde nihayet evdeydim."Teşekkür ederim Mete.Görüşmek üzere." dedim ve arabadan inerek eve doğru yürümeye başladım.Bugün çok farklıydı.Bugün muhteşemdi..
